|

IRAK'TA
SON GELİŞMELER
Özellikle
PKK terörünü önlemek ve ortadan kaldırmak amacıyla Türkiye ile Amerika
arasında yapılan görüşmeler, belli bir aşamaya geldi ve sonunda bir
'koordinatörlük' yapısı oluşturuldu. Her iki taraftan da asker kökenli
kişilerin atandığı bu kurum, hedef olarak, özellikle Kuzey Irak'taki PKK
varlığını ortadan kaldırmayı belirlemiş görünüyor ve bu yönde bir takım
somut gelişmeler de yaşanıyor. Bilindiği gibi, Türkiye'nin, İsrail
Operasyonu'nu örnek göstererek, PKK'ya karşı yeni bir operasyon yapma
talebini gündeme getirmesinin ardından, Amerika, bir orta yol önerisinde
bulunmuş ve sorunun tek-taraflı değil, tarafların uzlaşması neticesinde
çözülmesi teklifinde bulunmuştu. Şu an itibarıyla da, sürecin
Amerika'nın istediği şekilde işlediği söylenebilir. Amerika, Irak'ta
fiilen bulunduğu için, Türkiye'nin tek-taraflı operasyonunun, özellikle
Kuzey Irak'taki Kürt unsurları rahatsız edeceği, bunun da, Irak'ta zaten
ince bir çizgide duran dengeleri bozabileceği endişesiyle duruma el
koydu. Gelinen aşamada, somut bir askeri gelişme olmamakla birlikte,
çanların PKK için çaldığını söylemek zor değildir. Zaten daha önceki
yorumlarımızda da bu hususun altını çizmiş ve Irak'ta dengeler oturmaya
başladığında PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığının ciddi biçimde sıkıntıya
gireceği değerlendirmesinde bulunmuştuk. Şimdi bu son gelişmelerden
sonra, PKK, tabir-i caizse, iyice köşeye sıkışmış bulunmaktadır. Nitekim
bir adım olarak da, ABD'nin telkiniyle, Irak hükümeti, PKK'nın
Bağdat'taki bürosunu kapatmıştır. Bu sembolik bir olaydır ancak sürecin
yönünü göstermesi açısından önemlidir. Süreç, PKK'nın aleyhine
işlemektedir. Çünkü şu anki Irak denklemlerinde, PKK'nın varlığı bir
'sorun' olarak görülmektedir. Kuzeydeki Kürt grupları, 'resmen' bölünmez
ve tek bir Irak'ın parçası oldukları için, 'gayr-ı resmi' unsurların
barınma şansları zorlaşmıştır. PKK da, son tahlilde, bu tür unsurlardan
biridir ve resmi Irak hükümetinin, bu tür örgütleri 'yasadışı' sayması
doğaldır. Elbette ki PKK, Kuzey Irak'ta fiilen varlığını korumaktadır
ama bu, ancak 'de facto' bir durumdur. Irak'taki dengeler iyice yerine
oturduğunda ise, PKK'nın durumu daha da zorlaşacaktır.
Nitekim Türkiye, Irak hükümetini bu konuda sıkıştırmakta ve taleplerini
de Amerika üzerinden daha açık bir şekilde iletmektedir. Ancak bu
talepler, Irak devlet başkanı Talabani'nin karşılamakta zorlanacağı
boyutlarda olmalı ki, Talabani çıkıp: "komşu ülkeler bizim iç işlerimize
karışırsa, biz de onların iç işlerine karışırız" demek zorunda
kalmıştır. Talabani'nin bunu yapacak gücü elbette yoktur ancak bu durum,
Talabani'ye PKK konusunda yapılan baskıların arttığını göstermektedir.
Hatta bu baskıların artışını, Apo'nun cezaevinden yaptığı "ateşkes"
çağrısında bile görmek mümkündür. Bu çağrıyı, Apo'nun örgütünü korumak
için yaptığını düşünmek mümkün olduğu gibi, PKK üzerindeki baskının
arttığını gösteren bir işaret olarak almak da mümkündür. Tabii bu
gelişmelerin sonunda, PKK içinden de farklı tepkilerin gelmesi
mümkündür, ancak şunun altını kalın çizgilerle bir kez daha çizmek
gerekiyor ki, sürecin işleyişine bakıldığında, PKK'nın, eski tarz ve
yöntemlerle bölge denklemleri içerisinde varlığını sürdürebilmesi
zordur. Bu durumda, PKK'nın önüne 'sisteme entegre olma' seçeneği
sunulacağı açıktır. Zaten yıllardır bu yönde bir takım gelişmeler
olmaktadır. Bundan sonra, bu gelişmelerin daha da hızlanma ihtimali
yüksektir. |