Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 334 | Ekim  2006

                   

 

 


IRAK'TA SON GELİŞMELER

Özellikle PKK terörünü önlemek ve ortadan kaldırmak amacıyla Türkiye ile Amerika arasında yapılan görüşmeler, belli bir aşamaya geldi ve sonunda bir 'koordinatörlük' yapısı oluşturuldu. Her iki taraftan da asker kökenli kişilerin atandığı bu kurum, hedef olarak, özellikle Kuzey Irak'taki PKK varlığını ortadan kaldırmayı belirlemiş görünüyor ve bu yönde bir takım somut gelişmeler de yaşanıyor. Bilindiği gibi, Türkiye'nin, İsrail Operasyonu'nu örnek göstererek, PKK'ya karşı yeni bir operasyon yapma talebini gündeme getirmesinin ardından, Amerika, bir orta yol önerisinde bulunmuş ve sorunun tek-taraflı değil, tarafların uzlaşması neticesinde çözülmesi teklifinde bulunmuştu. Şu an itibarıyla da, sürecin Amerika'nın istediği şekilde işlediği söylenebilir. Amerika, Irak'ta fiilen bulunduğu için, Türkiye'nin tek-taraflı operasyonunun, özellikle Kuzey Irak'taki Kürt unsurları rahatsız edeceği, bunun da, Irak'ta zaten ince bir çizgide duran dengeleri bozabileceği endişesiyle duruma el koydu. Gelinen aşamada, somut bir askeri gelişme olmamakla birlikte, çanların PKK için çaldığını söylemek zor değildir. Zaten daha önceki yorumlarımızda da bu hususun altını çizmiş ve Irak'ta dengeler oturmaya başladığında PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığının ciddi biçimde sıkıntıya gireceği değerlendirmesinde bulunmuştuk. Şimdi bu son gelişmelerden sonra, PKK, tabir-i caizse, iyice köşeye sıkışmış bulunmaktadır. Nitekim bir adım olarak da, ABD'nin telkiniyle, Irak hükümeti, PKK'nın Bağdat'taki bürosunu kapatmıştır. Bu sembolik bir olaydır ancak sürecin yönünü göstermesi açısından önemlidir. Süreç, PKK'nın aleyhine işlemektedir. Çünkü şu anki Irak denklemlerinde, PKK'nın varlığı bir 'sorun' olarak görülmektedir. Kuzeydeki Kürt grupları, 'resmen' bölünmez ve tek bir Irak'ın parçası oldukları için, 'gayr-ı resmi' unsurların barınma şansları zorlaşmıştır. PKK da, son tahlilde, bu tür unsurlardan biridir ve resmi Irak hükümetinin, bu tür örgütleri 'yasadışı' sayması doğaldır. Elbette ki PKK, Kuzey Irak'ta fiilen varlığını korumaktadır ama bu, ancak 'de facto' bir durumdur. Irak'taki dengeler iyice yerine oturduğunda ise, PKK'nın durumu daha da zorlaşacaktır.
Nitekim Türkiye, Irak hükümetini bu konuda sıkıştırmakta ve taleplerini de Amerika üzerinden daha açık bir şekilde iletmektedir. Ancak bu talepler, Irak devlet başkanı Talabani'nin karşılamakta zorlanacağı boyutlarda olmalı ki, Talabani çıkıp: "komşu ülkeler bizim iç işlerimize karışırsa, biz de onların iç işlerine karışırız" demek zorunda kalmıştır. Talabani'nin bunu yapacak gücü elbette yoktur ancak bu durum, Talabani'ye PKK konusunda yapılan baskıların arttığını göstermektedir. Hatta bu baskıların artışını, Apo'nun cezaevinden yaptığı "ateşkes" çağrısında bile görmek mümkündür. Bu çağrıyı, Apo'nun örgütünü korumak için yaptığını düşünmek mümkün olduğu gibi, PKK üzerindeki baskının arttığını gösteren bir işaret olarak almak da mümkündür. Tabii bu gelişmelerin sonunda, PKK içinden de farklı tepkilerin gelmesi mümkündür, ancak şunun altını kalın çizgilerle bir kez daha çizmek gerekiyor ki, sürecin işleyişine bakıldığında, PKK'nın, eski tarz ve yöntemlerle bölge denklemleri içerisinde varlığını sürdürebilmesi zordur. Bu durumda, PKK'nın önüne 'sisteme entegre olma' seçeneği sunulacağı açıktır. Zaten yıllardır bu yönde bir takım gelişmeler olmaktadır. Bundan sonra, bu gelişmelerin daha da hızlanma ihtimali yüksektir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...

www.iktibas.info www.iktibas.info