Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 333 | Eylül  2006

                   

 

 


Değişen Jeopolitik Harita

Mehmet Altan/11.08.2006/Gazetem.net

ABD'de "Ulusal istihbarat Konseyi"nin (NIC) hazırladığı 2020 yılının dünyasını anlatan "Küresel Geleceğin Haritasını Çıkarmak" başlıklı uzun raporda dünyanın yakın gelecekteki çehresi analiz ediliyor. Aşağıda bu rapordan bazı bölümler bulacaksınız:
"19.yy'da birleşik bir Almanya'nın ve 20.yy başlarında güçlü bir ABD'nin ortaya çıkmasına benzer bir şekilde Çin ve Hindistan'ın -veya diğer ülkelerin- yeni önemli küresel oyuncular olarak ortaya çıkması jeopolitik haritayı değişime uğratacak ve bunun etkileri potansiyel olarak önceki iki yüzyılda görülen etkiler kadar dramatik olacaktır. Yorumcuların 1900'lü yıllara "Amerikan Yüzyılı" demelerinde olduğu gibi, 21.yy başları da Çin ve Hindistan önderliğindeki Asya'nın kendi damgasını vurduğu bir zaman olarak görülebilir.
20.yy'ın büyük bölümünde merkezi rol oynayan bölgenin -Avrupa ve Rusya- nüfusu göreceli anlamda dramatik bir biçimde azalacaktır; Nüfus artışının çok büyük bir kısmı son zamanlara kadar küresel ekonominin kıyılarında yer alan, gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşecektir.
"Yeni" güçler - Çin, Hindistan ve belki Brezilya ve Endonezya gibi diğerleri - bir dizi yeni gruplaşmanın oluşmasına eşlik ederek, 2. Dünya Savaşı sonrasının bazı kurumları ve uygulamaları ile kesin bir kopma yaşanmasını sağlayabilirler.
Bu ülkelerin yükselişini engelleyebilecek tek şey küreselleşmenin ani bir şekilde geri döndürülmesi veya bu ülkelerde yaşanacak büyük kargaşalardır. Ancak Çin'in ve Hindistan'ın artan güçlerini nasıl kullanacakları veya uluslararası sistemde yer alan diğer güçlerle işbirliği mi yapacakları, yoksa rekabete mi girecekleri konusu kilit bir belirsizliktir. Her iki ülkenin ekonomik ve politik güçlerinde beklenen hızlı artışın temelini oluşturan etkenler sürekli, yüksek bir ekonomik büyüme, artan askeri yetenekleri, yüksek teknolojilerin aktif bir şekilde desteklenmesi ve büyük nüfusları olacaktır.
Birleşik Devletler nüfus dairesi tarafından 2020'ye gelindiğinde sırasıyla 1.4 ve 1.3 milyar olacağı öngörülen Çin ve Hindistan nüfuslarının büyüklüğü nedeniyle, bu ülkelerin önemli birer ekonomik güç olması için buradaki yaşam standartlarının da Batı'daki düzeye ulaşması şart değildir.
Örneğin bugün üçüncü büyük mamul ürün üreticisi olan Çin'in bu alandaki payı son on yılda yüzde 4'ten yüzde 14'e yükselmiş bulunmaktadır. Çin birkaç yıl içinde Japonya'yı sadece üretim alanında değil, dünya ihracatında da kolayca geçebilecek konumdadır. Halihazırda "Çin fiyatından" kaynaklanan rekabet dünyanın her yerindeki mamul ürün fiyatlarını güçlü bir şekilde kısıtlamaktadır.
Şu anda Hindistan çoğu ekonomik ölçeklerde Çin'in gerisindedir ancak birçok ekonomist, bu ülkenin de yüksek düzeylerde bir sürekli ekonomik büyüme gerçekleştireceğine inanmaktadır.
Aynı zamanda başka değişikliklerin de yeni haritayı şekillendirmesi muhtemeldir. Brezilya, Güney Afrika, Endonezya hatta Rusya gibi ülkelerin muhtemel ekonomik yükselişi bu değişikliklerden bir tanesidir. Tek başlarına daha sınırlı bir etkiye sahip olmalarına rağmen, bu ülkeler Çin ve Hindistan'ın artan rolüne katkıda bulunabilirler. Son olarak Avrupa, Japonya ve Rusya yaşlanan nüfuslarıyla başa çıkma konusunda zorlanacak olmalarına rağmen, daha birleşik bir Avrupa ve uluslararası alanda daha aktif bir Japonya olasılığını göz ardı edemeyiz.
Jeopolitik haritada olması muhtemel birçok değişikliğin arkasındaki itici güç, gittikçe artan enerji gereksinimi olacaktır. Çin ve Hindistan'ın enerji kaynaklarına güvenli bir erişim sağlama ihtiyacı, bu ülkeleri bölgesel değil daha küresel olmaya itecek. Avrupa ile Rusya'nın birbirlerine olan bağımlılığı ise büyük bir ihtimalle artacaktır.
* * *
Çin'in dünya sahnesinde "büyük güç" statüsüne kavuşma arzusu bu ülkenin bölgedeki ve diğer ülkeler üzerindeki ekonomik baskısına ve ordusunu güçlendirme çalışmalarına yansıyacaktır. Doğu Asya ülkeleri Pekin'le daha yakın ekonomik ve siyasi bağlar oluşturup, özellikle Tayvan gibi hassas konularda potansiyel olarak Çinlilerin görüşlerine yakın durarak, kendilerini daha güçlü bir Çin'in gelişine hızla adapte etmektedirler.
Ancak Japonya, Tayvan ve çeşitli Güneydoğu Asya ulusları da Çin'in artan etkinliğini dengelemek için birbirlerine ve ABD'ye yönelebilirler.
Çin gelişmiş savaş uçakları ve denizaltıları ile artan sayıda balistik füze de dahil olmak üzere, geliştirme satın alma yoluyla silahlı kuvvetlerini güçlendirmeye devam edecektir. Gelecek 20 yılda Çin; Rusya ve diğerlerini geride bırakarak, savunma harcamalarında ABD'den sonra ikinciliğe yerleşecek ve her açıdan birinci sınıf bir askeri güç olacaktır.
Ancak ekonomik başarısızlıklar ve güven bunalımları Çin'in tam anlamıyla bir büyük güç olarak ortaya çıkmasını yavaşlatabilir. Pekin'in ekonomik büyümeyi sürdürmede karşılaşacağı başarısızlığın etkileri küresel olacaktır."

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...