|

Değişen Jeopolitik Harita
Mehmet Altan/11.08.2006/Gazetem.net
ABD'de "Ulusal
istihbarat Konseyi"nin (NIC) hazırladığı 2020 yılının dünyasını anlatan
"Küresel Geleceğin Haritasını Çıkarmak" başlıklı uzun raporda dünyanın
yakın gelecekteki çehresi analiz ediliyor. Aşağıda bu rapordan bazı
bölümler bulacaksınız:
"19.yy'da birleşik bir Almanya'nın ve 20.yy başlarında güçlü bir ABD'nin
ortaya çıkmasına benzer bir şekilde Çin ve Hindistan'ın -veya diğer
ülkelerin- yeni önemli küresel oyuncular olarak ortaya çıkması
jeopolitik haritayı değişime uğratacak ve bunun etkileri potansiyel
olarak önceki iki yüzyılda görülen etkiler kadar dramatik olacaktır.
Yorumcuların 1900'lü yıllara "Amerikan Yüzyılı" demelerinde olduğu gibi,
21.yy başları da Çin ve Hindistan önderliğindeki Asya'nın kendi
damgasını vurduğu bir zaman olarak görülebilir.
20.yy'ın büyük bölümünde merkezi rol oynayan bölgenin -Avrupa ve Rusya-
nüfusu göreceli anlamda dramatik bir biçimde azalacaktır; Nüfus
artışının çok büyük bir kısmı son zamanlara kadar küresel ekonominin
kıyılarında yer alan, gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşecektir.
"Yeni" güçler - Çin, Hindistan ve belki Brezilya ve Endonezya gibi
diğerleri - bir dizi yeni gruplaşmanın oluşmasına eşlik ederek, 2. Dünya
Savaşı sonrasının bazı kurumları ve uygulamaları ile kesin bir kopma
yaşanmasını sağlayabilirler.
Bu ülkelerin yükselişini engelleyebilecek tek şey küreselleşmenin ani
bir şekilde geri döndürülmesi veya bu ülkelerde yaşanacak büyük
kargaşalardır. Ancak Çin'in ve Hindistan'ın artan güçlerini nasıl
kullanacakları veya uluslararası sistemde yer alan diğer güçlerle
işbirliği mi yapacakları, yoksa rekabete mi girecekleri konusu kilit bir
belirsizliktir. Her iki ülkenin ekonomik ve politik güçlerinde beklenen
hızlı artışın temelini oluşturan etkenler sürekli, yüksek bir ekonomik
büyüme, artan askeri yetenekleri, yüksek teknolojilerin aktif bir
şekilde desteklenmesi ve büyük nüfusları olacaktır.
Birleşik Devletler nüfus dairesi tarafından 2020'ye gelindiğinde
sırasıyla 1.4 ve 1.3 milyar olacağı öngörülen Çin ve Hindistan
nüfuslarının büyüklüğü nedeniyle, bu ülkelerin önemli birer ekonomik güç
olması için buradaki yaşam standartlarının da Batı'daki düzeye ulaşması
şart değildir.
Örneğin bugün üçüncü büyük mamul ürün üreticisi olan Çin'in bu alandaki
payı son on yılda yüzde 4'ten yüzde 14'e yükselmiş bulunmaktadır. Çin
birkaç yıl içinde Japonya'yı sadece üretim alanında değil, dünya
ihracatında da kolayca geçebilecek konumdadır. Halihazırda "Çin
fiyatından" kaynaklanan rekabet dünyanın her yerindeki mamul ürün
fiyatlarını güçlü bir şekilde kısıtlamaktadır.
Şu anda Hindistan çoğu ekonomik ölçeklerde Çin'in gerisindedir ancak
birçok ekonomist, bu ülkenin de yüksek düzeylerde bir sürekli ekonomik
büyüme gerçekleştireceğine inanmaktadır.
Aynı zamanda başka değişikliklerin de yeni haritayı şekillendirmesi
muhtemeldir. Brezilya, Güney Afrika, Endonezya hatta Rusya gibi
ülkelerin muhtemel ekonomik yükselişi bu değişikliklerden bir tanesidir.
Tek başlarına daha sınırlı bir etkiye sahip olmalarına rağmen, bu
ülkeler Çin ve Hindistan'ın artan rolüne katkıda bulunabilirler. Son
olarak Avrupa, Japonya ve Rusya yaşlanan nüfuslarıyla başa çıkma
konusunda zorlanacak olmalarına rağmen, daha birleşik bir Avrupa ve
uluslararası alanda daha aktif bir Japonya olasılığını göz ardı edemeyiz.
Jeopolitik haritada olması muhtemel birçok değişikliğin arkasındaki
itici güç, gittikçe artan enerji gereksinimi olacaktır. Çin ve
Hindistan'ın enerji kaynaklarına güvenli bir erişim sağlama ihtiyacı, bu
ülkeleri bölgesel değil daha küresel olmaya itecek. Avrupa ile Rusya'nın
birbirlerine olan bağımlılığı ise büyük bir ihtimalle artacaktır.
* * *
Çin'in dünya sahnesinde "büyük güç" statüsüne kavuşma arzusu bu ülkenin
bölgedeki ve diğer ülkeler üzerindeki ekonomik baskısına ve ordusunu
güçlendirme çalışmalarına yansıyacaktır. Doğu Asya ülkeleri Pekin'le
daha yakın ekonomik ve siyasi bağlar oluşturup, özellikle Tayvan gibi
hassas konularda potansiyel olarak Çinlilerin görüşlerine yakın durarak,
kendilerini daha güçlü bir Çin'in gelişine hızla adapte etmektedirler.
Ancak Japonya, Tayvan ve çeşitli Güneydoğu Asya ulusları da Çin'in artan
etkinliğini dengelemek için birbirlerine ve ABD'ye yönelebilirler.
Çin gelişmiş savaş uçakları ve denizaltıları ile artan sayıda balistik
füze de dahil olmak üzere, geliştirme satın alma yoluyla silahlı
kuvvetlerini güçlendirmeye devam edecektir. Gelecek 20 yılda Çin; Rusya
ve diğerlerini geride bırakarak, savunma harcamalarında ABD'den sonra
ikinciliğe yerleşecek ve her açıdan birinci sınıf bir askeri güç
olacaktır.
Ancak ekonomik başarısızlıklar ve güven bunalımları Çin'in tam anlamıyla
bir büyük güç olarak ortaya çıkmasını yavaşlatabilir. Pekin'in ekonomik
büyümeyi sürdürmede karşılaşacağı başarısızlığın etkileri küresel
olacaktır." |