|

Asıl
Şer Mihveri
Şahin Alpay/01.08.2006/Zaman
İsrail'in
önüne geleni bombalayarak kendisine güvenlik sağlayabileceği esasına
dayanan politikaları, ahlaken tamamen iflas etmiştir.
İsrail saldırganlığını mazur göstermek için, binbir dereden su getiren
çabaların, "Efendim, Hizbullah silahlarını siviller arasına saklıyor,
İsrail ne yapsın?!." türünden yavelerin ipliği pazara çıkmıştır. Son
birkaç gün içinde İsrail, uyarılara rağmen 6 saat boyunca silahsız BM
gözlemcilerini bombaladı ve 4 görevliyi öldürdü. İsrail'den izin alarak
Güney Lübnan'a giden gazetecilerin konvoyuna saldırdı. Nihayet Kana'da,
bölgeden kaçma imkanı bulamayan, çoğu çocuk 60 sivili katletmekte
tereddüt etmedi. On yıl önce yaptığı katliamı tekrarlamakta beis görmedi.
İsrail'in Hizbullah'ı ve Hamas'ı silahla, öldürerek yok etme stratejisi,
ters tepmiş, Hizbullah'a yalnızca Lübnan Şiilerinin, Hamas'a yalnızca
Filistinlilerin değil, bütün Lübnanlıların ve bütün Filistinlilerin,
bütün Müslümanların ve içinde zerre kadar adalet ve hakkaniyet duygusu
olan bütün insanların gözünde, hiç de hak etmedikleri şekilde saygınlık
kazandırmıştır. Hizbullah'a ve Hamas'a destek veren İran ve Suriye'nin
konumu bugün dünden daha saygındır. O ülkelerdeki otoriter rejimler,
düne nazaran bugün daha sağlamdır. İsrail'le barış yapan S.Arabistan,
Ürdün ve Mısır'ın kralları ve başkanları halklarının kabaran öfkesi
karşısında tir tir titremektedir. İsrail ve ABD, tarihlerinde belki
hiçbir zaman bu kadar derin bir itibar kaybına uğramamıştır. El Kaide ve
benzerlerinin saflarının sessiz bir şekilde kabardığından kuşkulanmak
için her türlü sebep vardır. El Kaide sözcüleri her zamankinden daha
büyük bir güvenle konuşmaktadır.
Guardian gazetesine, 28 Temmuz günü, yani ikinci Kana katliamından iki
gün önce gönderilen okur mektubu son haftalarda zihinlerde meydana gelen
dönüşümü çok iyi yansıtıyor: "Bir hafta önce öfke doluydum. Şöyle
diyordum: Hizbullah, Lübnan halkı adına nasıl savaş ilan ederdi? Daha
iyi bir zaman seçemezler miydi? Yazı ve tatilimi mahvettiler.
Kendilerini ne sanıyorlar? Bu adamların elinden silahları alın. İsrail
ile barış yapalım ve hayatımızı yaşayalım. Beyrut Amerikan
Üniversitesi'ndeki öğrenciliğim sırasında fikirlerimi özgürce ifade
edebilme ayrıcalığına sahiptim. İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan
çekilmesinden sonra Hizbullah'ın silahları bırakmamasını asla
onaylamadım. Bunun Ortadoğu'da barışı engelleyeceğine inandım. Ama son
iki haftada düşüncelerim öylesine değişti ki. Ben, herkesin endişe
ettiği, 'İslam köktencileri'nden biri değilim. Ama Hizbullah hakkında
olumlu düşünmeye başladım. Onların ne ilkelerini ne de politikalarını
onaylıyorum. Ama hayatım boyunca İsrail'e karşı duran bir Arap liderine
rastlamadım. Şimdi Hizbullah bunu yapıyor. Ve bu yüzden benim saygımı
kazanmaya başlıyor. İsrail, havaalanlarımızı, köprülerimizi, evlerimizi,
kiliselerimizi, camilerimizi, okullarımızı, haberleşme antenlerimizi ve
BM gözlemcilerini bombaladı. İsrailliler 500'den fazla sivili öldürdü.
Hizbullah'a karşı çıkıp onları alkışlayacağımı mı sanıyorlar?"
ABD ve baş yardakçısı İsrail, teröre karşı değil uluslararası hukuka,
dünyada barış ve güvenliğin en önemli güvencesi olan Birleşmiş Milletler
örgütüne karşı savaş ilan ettiler. ABD, uluslararası hukuku hiçe sayarak
Irak'a saldırdı. İsrail sayısız Güvenlik Konseyi kararını hiçe sayarak
Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarını işgali sürdürüyor. İsrail,
Lübnan'ı bombalamaya 2 gün ara vermek zorunluluğunu hissediyor; ama ABD,
BM Genel Sekreteri'ne ve bütün Güvenlik Konseyi üyelerine karşı çıkarak
ateşkes kararı alınmasını engelliyor. ABD ve İsrail, terörizmi bastırmak
şöyle dursun azdırıyorlar. Bush yönetimi dünyaya özgürlük ve demokrasi
getirmek şöyle dursun, özgürlük ve demokrasi düşmanlarının ekmeğine yağ
sürüyor. Bu menfur ikilinin ya da gerçek şer mihverinin bütün dünyayı,
bütün insanlığı tehdit eden politikalarına kim, nasıl dur diyecek? Bugün
dünyanın bir numaralı sorunu budur. |