|

Tarih
Sizi Unutmayacak!
İbrahim Karagül/08.08.2006/Yeni Şafak
İsrail'e yönelik nefretle Arap rejimlere
yönelik öfke arasında kıyaslama yapsak nasıl bir sonuç çıkar ortaya?
Mısır yönetimine, S. Arabistan yönetimine, Ürdün yönetimine yönelik öfke,
İsrail'e yönelik düşmanlığa paralel olarak hızla tırmanıyor. Bu
rejimlerin ABD ve İngiltere'nin Ortadoğu politikalarının önünü açmaları,
kendi haklarının sesine kulak tıkamaları, İsrail'in Lübnan saldırıları
için mazeret üretmeleri, mezhep farklılığını gerekçe göstererek İsrail
saldırılarını adeta alkışlamaları, bu yolla hem derin bir düşmanlığı
tahrik etmeleri hem de rejimlerini kurtarmak için ABD ve İngiltere'nin
gözüne girmeye çalışmaları kendilerine yönelik kitlesel öfkeyi patlama
noktasına getirdi.
ABD korkusundan İKÖ toplantısına bile katılamayan rejimler Amerika'nın,
kitleler ise Lübnan halkının yanında. Öteden beri var olan bu ayrışma
iktidar elitlerini sonunu getirecek güçlü bir dalgaya dönüşüyor.
Lübnan'ı parçalama senaryoları daha da somutlaşır, Suriye'yi işgal
süreci başlarsa Arap dünyası asıl savaşı kendi içinde ve rejimlerine
karşı yapacak.
Kahire'de yapılan Lübnan'a destek gösterisinde Hüsnü Mübarek için "İsrail'in
Mısır Elçisi" sloganları atıldı. Rejim yanlısı dini liderler, Hizbullah
karşıtı fetvalar yayınlarken, bölgenin gerçek liderleri
ABD-İngiliz-İsrail cephesinin bütün pisliklerini ortaya döküyor. Suudi
ailesine bağlı Şeyh Abdullah bin Cebr; "Hizbullah'ı desteklemek,
başarısı için dua etmek haramdır. Sünniler Hizbullah'ı kınamalı. Ona
sempati besleyenlerle arasına mesafe koymalı" diyerek "Hizbullah'ın
başarısı için dua etmenin bile haram olduğunu" söylerken S. Arabistanlı
alimler ve entelektüeller bu fetvaya karşı harekete geçti. Hizbullah
lideri Hasan Nasrallah'a destek verdiklerini belirten grubun sözcüsü
Şeyh Selman el-Avde, dünya Müslümanlarının Lübnan halkı yanında olmasını
ve onlara gereken insani, maddi ve manevi yardımları esirgememesi
gerektiğini söyledi. Yine S. Arabistan'da halk, Hizbullah'a destek için
birbirlerine cep mesajlarını gönderirken gençler, rejimlerinin aksine
Hizbullah ve Lübnan'a destek için boykot çağrıları yapıyor, Riyad'da 1
milyon bildiri dağıtıyor.
Mısır yönetimi, ABD ve İsrail'in Lübnan senaryosunu meşrulaştırmak için,
mezhep farklılığı silahını kullanırken, Sünniliğin kalesi olan Ezher
Üniveristesi öğrencileri Lübnan ve Hizbullah'a destek gösterileri
yapıyor. Fransa'daki başörtüsü yasağına destek veren dini liderler,
Hizbullah karşıtı fetvalar yayınlarken, gerçeği gören dini liderler,
aydınlar, gazeteciler ve halk dayanışma çağrıları yapıyor. Dünyanın en
büyük Sünni cemaati olan Müslüman Kardeşler, Lübnan halkına ve
Hizbullah'a tam destek veren açıklamalar yayınlıyor. Hizbullah
saflarında savaşmaları için 10 bin savaşçıyı Lübnan'a göndermeye hazır
olduğunu duyuruyor.
Irak'ta bazı Şii ve Sünni grupların kör bir düşmanlıkla yakalandıkları
mezhep çatışması tuzağı rejimlerin katılarıyla derinleştirilmeye
çalışılırken, kitleler saldırıya uğrayan her ülkeye, her topluma mezhep
farklılığı gözetmeden açık destek veriyor. Rejimlerin ilkel, aşiret
politikalarının fersah fersah ilerisinde olan kitleler, tehlikenin
aslında ne olduğunun çok iyi farkında. Bu bilinç hem ABD ve İsrail için
hem de baskıcı rejimler için tehlike çanları anlamına geliyor.
Bölgede mezhep krizi değil rejim krizi var. ABD/İngiliz/İsrail
saldırganlığının önünü açan despotik rejimler en büyük sorun. Şimdi bu
yönetimler geriliyor, dini cemaatlerin toplumlar üzerindeki etkisi
güçleniyor. Bu da Ortadoğu'nun keskin bir iç hesaplaşmaya doğru
sürüklendiğinin göstergesi. 170 civarında Müslüman alim ve entelektüelin
yayınladığı bildirideki şu cümleler, işte yaklaşan büyük hesaplaşmaya
işaret ediyor:
"Ey Müslüman ülkelerin liderleri! Haçlı Siyonist tufanın zararlarında
ancak Allah'ın ipine sarılarak ve ümmetin birliğini temin ederek
korunabiliriz. Bu tufan önlenemez ise zararını hepimiz çekeriz fakat bu
durumda hükümetlerin zararı, halkın zararından daha büyük olur.
Bizler sizlerden İsrail ile yaptığınız gizli açık tüm siyasal ve
ekonomik ilişkileri kesmenizi ve bizlere ölüm, yıkım, zillet ve
tefrikadan başka hiçbir şey getirmeyen 'Barış Evhamları'ndan
vazgeçmenizi istiyoruz.
Ey Müslüman yöneticiler! Sizleri Allah için uyarıyor ve tarihten ders
almaya çağırıyoruz. Yaptıklarınızı ne halk ne de tarih unutmayacaktır.
Sizden önceki liderlerden de mi ibret ve ders almazsınız?!"
|