|

İsrail
Saldırıyı Çok Önceden Planladı
Radikal/10.08.2006
Lübnan'daki
savaşı başlatan ilk kurşunu Hizbullah sıktı. Fakat, Lübnan'dan 2000'de
çekilmesinden bu yana sınırda yaşanan olayların hiçbiri, İsrail'in
böylesine sert tepki vermesine yol açmamıştı. İsrail, bu harekâtı uzun
süredir planlıyordu ve ABD'nin de bundan haberi vardı
George Monbiot (Arşivi)
İsrail'in Lübnan saldırısı hakkında ne düşünürsek düşünelim, görünen o
ki hepimiz bir olguda anlaşıyoruz: Ne kadar orantısız olursa olsun,
İsrail Hizbullah'ın kışkırtılmadan, durup dururken düzenlediği bir
saldırıya karşılık verdi. Son yazımda, 'İlk kurşunu Hizbullah'ın
sıktığından' bahsetmiştim. Durumu böyle gören İsrail hükümetinin
destekçileri, benim gibi barış yanlılarına 'Siz olsaydınız ne yapardınız'
diye soruyor. Bu önemli bir soru ama şimdi fark ediyorum ki dayanak
noktası kusurlu.
İsrail'in Mayıs 2000'de Güney Lübnan'dan çekilmesinden bu yana, iki ülke
arasındaki 'mavi hat' birçok kez ihlal edildi. Lübnan'daki Geçici BM
Gücü (UNIFIL) İsrail uçaklarının 2001-2003 arasında hattı 'neredeyse
günaşırı', 2006'ya dek de 'sürekli' geçtiğini rapor ediyor. Bu
ihlallerin, 'Bilhassa da kalabalık yerleşim birimleri üzerindeki ses
sınırını aşan alçak uçuşların sivilleri endişelendirdiği' vurgulanıyor.
Bazı durumlarda Hizbullah'ın uçaksavarlarla bu uçakları vurmaya
çalıştığı da belirtiliyor.
Sınır 2000'den beri hep gergindi
Ekim 2000'de İsrail Savunma Güçleri (IDF) sınırdaki silahsız Filistinli
göstericilere ateş açtı; üç kişi öldü, 20 kişi yaralandı. Bunun
karşılığında Hizbullah hattı geçerek üç İsrail askerini kaçırdı.
Hizbullah birçok defa IDF mevzilerine roket ve havan topu attı; IDF'nin
cevabı ağır topçu ateşi ve bazen de hava saldırısı oldu. Benzer olaylar
2003'te üç İsrail askeriyle üç Lübnanlının ölmesine yol açtı; 2005'te
bir İsrail askeri ve iki Hizbullah savaşçısı öldü; Şubat 2006'da iki
Lübnanlı ve üç İsrail askeri öldü. 2004, 2005 ve 2006'da Lübnan'dan
İsrail'e defalarca roket saldırısı düzenlendi, bir bölümünü Hizbullah
gerçekleştirdi. Fakat BM kayıtlarına göre, 'Bu olayların hiçbiri
çatışmanın tırmanmasıyla sonuçlanmadı.'
Bu yıl 26 Mayıs'ta Lübnan'ın Sidon kentinde iki İslami Cihad yetkilisi
arabalarına konulan bombayla öldürüldü. Bu saldırı Lübnan ve İsrail'de
Mossad'ın işi olarak kabul edildi. Haziranda Mahmud Rafeh adlı bir adam
cinayetleri kendisinin işlediğini ve 1994'ten bu yana Mossad için
çalıştığını itiraf etti. Saldırının yapıldığı gün Güney Lübnan'daki
militanlar karşılık verdi ve İsrail'e sekiz roket attı. Bir asker hafif
yaralandı. Sınırda büyük bir çatışma yaşandı, bir Hizbullah mensubu
öldürüldü, birkaçı yaralandı; bir İsrail askeri de yaralandı. Fakat
UNIFIL'e göre, sınır bölgesi gerginliğe rağmen 12 Temmuz'a dek 'genel
olarak sakindi'.
İnternette Hizbullah'ın iki İsrail askerini Lübnan'da mı yoksa İsrail'de
mi kaçırdığına dair hararetli bir tartışma yaşandı; şimdi bu askerlerin
İsrail'de kaçırıldığı ortada. BM'nin söylediği bu ve Hizbullah bile bu
askerlerin Lübnan köyü Ayta el Şaab'ın dışına sızarken bulundukları
iddiasını unutmuş görünüyor. Hizbullah'ın 12 Temmuz'da ilk roketlerini
ne zaman ateşlediğine dair de tartışma yaşanıyor; fakat UNIFIL
roketlerin İsrail saldırısıyla aynı zamanda ateşlendiğini açıkça
belirtiyor.
İki askerin neden kaçırıldığına dair de hiçbir tartışma yok; Hizbullah,
İsrail'in Lübnan işgali sırasında ele geçirdiği ve Cenevre
Sözleşmeleri'ni ihlal ederek o zamandan beri serbest bırakmadığı
15 savaş esirini kurtarmaya çalışıyordu. Şurası açık: İsrail elindeki
esirleri verseydi, daha fazla kan dökmeden kendi adamlarını alabilir ve
müstakbel kaçırmaların olasılığını azaltabilirdi. Fakat İsrail hükümeti
pazarlığı reddetti. Bunun yerine nelerin yaşandığını hepimiz biliyoruz.
Bugüne dek 1000 Lübnanlı ve 33 İsrailli sivil öldü ve bir milyon
Lübnanlı mülteci konumuna düştü.
İsrail planı geçen yıl sunmuştu
Yani 12 Temmuz'da ilk kurşunu Hizbullah attı. Fakat bu saldırı eylemi,
son altı yılda her iki tarafın küçük çaplı sızmaları ve çatışmalarından
sadece biriydi. Peki İsrail neden öncekilerden bu kadar farklı yanıt
verdi? Cevap, bunun o günkü eyleme verilmiş bir yanıt olmadığıdır. Bu
aylardır planlanan bir saldırıydı.
San Francisco Chronicle gazetesi, 'Bir yıldan fazla bir süre önce üst
düzey bir İsrailli yetkilinin, kapalı kapılar ardında Amerikalı ve diğer
diplomatlara, gazetecilere ve düşünce kuruluşlarına, tam da mevcut
operasyonu ayrıntılarıyla yansıtan bir plan hakkında kapsamlı bir sunum
yaptığını' bildiriyor. Yetkiliye göre saldırı üç hafta sürecekti. Hava
bombardımanıyla başlayacak ve karadan işgalle devam edecekti. Bar İlan
Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü Gerald Steinberg şunları
söylüyordu: "1948'den beri İsrail'in giriştiği bütün savaşlar arasında
bu en hazırlıklı olduğu savaş... 2004'te askeri harekâtın yaklaşık üç
hafta süreceği söyleniyordu ve geçen birkaç yıl içinde sınır boyunca
tatbikatı da yapılmıştı."
'Üst düzey' bir İsrailli yetkili, Hizbullah saldırısının örgütü yok
etmek için 'eşsiz bir fırsat' sağladığından söz ediyordu. New Statesman
dergisinin editörü John Kampfner de, ABD yönetiminin İsrail'in niyetinin
Lübnan'a askeri harekat düzenlemek olduğunu bildiğini söylüyor. Bush
yönetimi bunu Blair hükümetine de bildirmiş.
Hizbullah da kendini koruyabilir
Yani İsrail'in saldırısı önceden planlanmıştı: Sadece uygun bahane
bekleniyordu. Gereksiz bir bekleyişti bu. Hizbullah'ın sınır yakınında
silah yığınağı yaptığı doğru, roket saldırıları da bunu kanıtlıyordu.
Fakat İsrail de yığınak yaptı. İsrail nasıl Hizbullah'ın saldırılarını
engellemek istediğini söyleyebiliyorsa, pekâlâ Hizbullah da İsrail
saldırılarını engellemeye çalıştığını söyleyebilir. Lübnan ordusunun
bunu yapacak güçte olmadığı belli. Evet, Hizbullah Lübnan hükümeti
tarafından sınırdan çekilmeli ve silahsızlandırılmalıydı. Evet, 12
Temmuz'daki operasyonun ve roket saldırısının haklı bir tarafı yoktu,
aptalca ve kışkırtıcıydı; aynı sınır boyunca altı yıldır yaşanan her şey
gibi. Fakat Hizbullah'ın İsrail'i işgal harekâtı başlatabileceği veya
İsrail'in varlığına tehdit oluşturduğu saçma. İşgal sona erdiğinden bu
yana tüm Hizbullah saldırıları küçük çaplıydı ve neredeyse hepsi tepki
mahiyetindeydi.
Bu yüzden de ne yapmamız gerektiği sorusuna cevap bulmak zor değil.
Birincisi, düşman kazanmayı bırakmak, Filistin ve Suriye'deki işgal
topraklarından çekilmek. İkincisi, mavi hattı özellikle de sınır
üzerindeki daimi uçuşlarla ihlal ederek Lübnan'daki silahlı grupları
kışkırtmayı bırakmak. Üçüncüsü, İsrail'in yasadışı biçimde elinde
tuttuğu esirleri bırakmak. Dördüncüsü, sınırı savunmaya devam etmek, bir
yandan Lübnan hükümetine Hizbullah'ı silahsızlandırması için baskıyı
sürdürmek. Açıkça görüldüğü gibi, işgalin sona ermesi halinde bu çok
daha kolay olacak. Buradan İsrail hükümetinin destekçilerine bir soru
sormak isterim: Böyle bir programın, halihazırdaki maceradan daha fazla
ölüm ve yıkım getireceğini savunmaya cüret edecek kimse var mı aranızda?
(8 Ağustos 2006) |