Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 333 | Eylül  2006

                   

 

 


İsrail Saldırıyı Çok Önceden Planladı

Radikal/10.08.2006

Lübnan'daki savaşı başlatan ilk kurşunu Hizbullah sıktı. Fakat, Lübnan'dan 2000'de çekilmesinden bu yana sınırda yaşanan olayların hiçbiri, İsrail'in böylesine sert tepki vermesine yol açmamıştı. İsrail, bu harekâtı uzun süredir planlıyordu ve ABD'nin de bundan haberi vardı
George Monbiot (Arşivi)
İsrail'in Lübnan saldırısı hakkında ne düşünürsek düşünelim, görünen o ki hepimiz bir olguda anlaşıyoruz: Ne kadar orantısız olursa olsun, İsrail Hizbullah'ın kışkırtılmadan, durup dururken düzenlediği bir saldırıya karşılık verdi. Son yazımda, 'İlk kurşunu Hizbullah'ın sıktığından' bahsetmiştim. Durumu böyle gören İsrail hükümetinin destekçileri, benim gibi barış yanlılarına 'Siz olsaydınız ne yapardınız' diye soruyor. Bu önemli bir soru ama şimdi fark ediyorum ki dayanak noktası kusurlu.
İsrail'in Mayıs 2000'de Güney Lübnan'dan çekilmesinden bu yana, iki ülke arasındaki 'mavi hat' birçok kez ihlal edildi. Lübnan'daki Geçici BM Gücü (UNIFIL) İsrail uçaklarının 2001-2003 arasında hattı 'neredeyse günaşırı', 2006'ya dek de 'sürekli' geçtiğini rapor ediyor. Bu ihlallerin, 'Bilhassa da kalabalık yerleşim birimleri üzerindeki ses sınırını aşan alçak uçuşların sivilleri endişelendirdiği' vurgulanıyor. Bazı durumlarda Hizbullah'ın uçaksavarlarla bu uçakları vurmaya çalıştığı da belirtiliyor.
Sınır 2000'den beri hep gergindi
Ekim 2000'de İsrail Savunma Güçleri (IDF) sınırdaki silahsız Filistinli göstericilere ateş açtı; üç kişi öldü, 20 kişi yaralandı. Bunun karşılığında Hizbullah hattı geçerek üç İsrail askerini kaçırdı. Hizbullah birçok defa IDF mevzilerine roket ve havan topu attı; IDF'nin cevabı ağır topçu ateşi ve bazen de hava saldırısı oldu. Benzer olaylar 2003'te üç İsrail askeriyle üç Lübnanlının ölmesine yol açtı; 2005'te bir İsrail askeri ve iki Hizbullah savaşçısı öldü; Şubat 2006'da iki Lübnanlı ve üç İsrail askeri öldü. 2004, 2005 ve 2006'da Lübnan'dan İsrail'e defalarca roket saldırısı düzenlendi, bir bölümünü Hizbullah gerçekleştirdi. Fakat BM kayıtlarına göre, 'Bu olayların hiçbiri çatışmanın tırmanmasıyla sonuçlanmadı.'
Bu yıl 26 Mayıs'ta Lübnan'ın Sidon kentinde iki İslami Cihad yetkilisi arabalarına konulan bombayla öldürüldü. Bu saldırı Lübnan ve İsrail'de Mossad'ın işi olarak kabul edildi. Haziranda Mahmud Rafeh adlı bir adam cinayetleri kendisinin işlediğini ve 1994'ten bu yana Mossad için çalıştığını itiraf etti. Saldırının yapıldığı gün Güney Lübnan'daki militanlar karşılık verdi ve İsrail'e sekiz roket attı. Bir asker hafif yaralandı. Sınırda büyük bir çatışma yaşandı, bir Hizbullah mensubu öldürüldü, birkaçı yaralandı; bir İsrail askeri de yaralandı. Fakat UNIFIL'e göre, sınır bölgesi gerginliğe rağmen 12 Temmuz'a dek 'genel olarak sakindi'.
İnternette Hizbullah'ın iki İsrail askerini Lübnan'da mı yoksa İsrail'de mi kaçırdığına dair hararetli bir tartışma yaşandı; şimdi bu askerlerin İsrail'de kaçırıldığı ortada. BM'nin söylediği bu ve Hizbullah bile bu askerlerin Lübnan köyü Ayta el Şaab'ın dışına sızarken bulundukları iddiasını unutmuş görünüyor. Hizbullah'ın 12 Temmuz'da ilk roketlerini ne zaman ateşlediğine dair de tartışma yaşanıyor; fakat UNIFIL roketlerin İsrail saldırısıyla aynı zamanda ateşlendiğini açıkça belirtiyor.
İki askerin neden kaçırıldığına dair de hiçbir tartışma yok; Hizbullah, İsrail'in Lübnan işgali sırasında ele geçirdiği ve Cenevre Sözleşmeleri'ni ihlal ederek o zamandan beri serbest bırakmadığı
15 savaş esirini kurtarmaya çalışıyordu. Şurası açık: İsrail elindeki esirleri verseydi, daha fazla kan dökmeden kendi adamlarını alabilir ve müstakbel kaçırmaların olasılığını azaltabilirdi. Fakat İsrail hükümeti pazarlığı reddetti. Bunun yerine nelerin yaşandığını hepimiz biliyoruz. Bugüne dek 1000 Lübnanlı ve 33 İsrailli sivil öldü ve bir milyon Lübnanlı mülteci konumuna düştü.
İsrail planı geçen yıl sunmuştu
Yani 12 Temmuz'da ilk kurşunu Hizbullah attı. Fakat bu saldırı eylemi, son altı yılda her iki tarafın küçük çaplı sızmaları ve çatışmalarından sadece biriydi. Peki İsrail neden öncekilerden bu kadar farklı yanıt verdi? Cevap, bunun o günkü eyleme verilmiş bir yanıt olmadığıdır. Bu aylardır planlanan bir saldırıydı.
San Francisco Chronicle gazetesi, 'Bir yıldan fazla bir süre önce üst düzey bir İsrailli yetkilinin, kapalı kapılar ardında Amerikalı ve diğer diplomatlara, gazetecilere ve düşünce kuruluşlarına, tam da mevcut operasyonu ayrıntılarıyla yansıtan bir plan hakkında kapsamlı bir sunum yaptığını' bildiriyor. Yetkiliye göre saldırı üç hafta sürecekti. Hava bombardımanıyla başlayacak ve karadan işgalle devam edecekti. Bar İlan Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü Gerald Steinberg şunları söylüyordu: "1948'den beri İsrail'in giriştiği bütün savaşlar arasında bu en hazırlıklı olduğu savaş... 2004'te askeri harekâtın yaklaşık üç hafta süreceği söyleniyordu ve geçen birkaç yıl içinde sınır boyunca tatbikatı da yapılmıştı."
'Üst düzey' bir İsrailli yetkili, Hizbullah saldırısının örgütü yok etmek için 'eşsiz bir fırsat' sağladığından söz ediyordu. New Statesman dergisinin editörü John Kampfner de, ABD yönetiminin İsrail'in niyetinin Lübnan'a askeri harekat düzenlemek olduğunu bildiğini söylüyor. Bush yönetimi bunu Blair hükümetine de bildirmiş.
Hizbullah da kendini koruyabilir
Yani İsrail'in saldırısı önceden planlanmıştı: Sadece uygun bahane bekleniyordu. Gereksiz bir bekleyişti bu. Hizbullah'ın sınır yakınında silah yığınağı yaptığı doğru, roket saldırıları da bunu kanıtlıyordu. Fakat İsrail de yığınak yaptı. İsrail nasıl Hizbullah'ın saldırılarını engellemek istediğini söyleyebiliyorsa, pekâlâ Hizbullah da İsrail saldırılarını engellemeye çalıştığını söyleyebilir. Lübnan ordusunun bunu yapacak güçte olmadığı belli. Evet, Hizbullah Lübnan hükümeti tarafından sınırdan çekilmeli ve silahsızlandırılmalıydı. Evet, 12 Temmuz'daki operasyonun ve roket saldırısının haklı bir tarafı yoktu, aptalca ve kışkırtıcıydı; aynı sınır boyunca altı yıldır yaşanan her şey gibi. Fakat Hizbullah'ın İsrail'i işgal harekâtı başlatabileceği veya İsrail'in varlığına tehdit oluşturduğu saçma. İşgal sona erdiğinden bu yana tüm Hizbullah saldırıları küçük çaplıydı ve neredeyse hepsi tepki mahiyetindeydi.
Bu yüzden de ne yapmamız gerektiği sorusuna cevap bulmak zor değil. Birincisi, düşman kazanmayı bırakmak, Filistin ve Suriye'deki işgal topraklarından çekilmek. İkincisi, mavi hattı özellikle de sınır üzerindeki daimi uçuşlarla ihlal ederek Lübnan'daki silahlı grupları kışkırtmayı bırakmak. Üçüncüsü, İsrail'in yasadışı biçimde elinde tuttuğu esirleri bırakmak. Dördüncüsü, sınırı savunmaya devam etmek, bir yandan Lübnan hükümetine Hizbullah'ı silahsızlandırması için baskıyı sürdürmek. Açıkça görüldüğü gibi, işgalin sona ermesi halinde bu çok daha kolay olacak. Buradan İsrail hükümetinin destekçilerine bir soru sormak isterim: Böyle bir programın, halihazırdaki maceradan daha fazla ölüm ve yıkım getireceğini savunmaya cüret edecek kimse var mı aranızda? (8 Ağustos 2006)

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...