|

Mahalle*
Yalçın ERGİR
Sonra zamanla, bu güzel
ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaşlar ilerledikçe, bu birliktelik,
kollama, koruma duyguları, bu mahallelerin çocuklarının başlarına çok
işler açmış.
Daha sonra işsizlik, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı
götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın
yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile baş başa kalmış.
Çocukları mı? Çocukları şimdi koca koca apartmanların arasında, nefes
alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içerisinde
yalnız yaşıyorlar.
Anneleri-babaları onları çok seviyor. Beta kapmasın diye kalabalık
ortamlara hiç sokmuyor. Hafta sonları hep beraber "Karum" ya da
"Akmerkez"deler. Okul servisi çocukları neredeyse yataklarından alıyor.
Çocuklar, trafik kaygısıyla köşedeki markete dahi gönderilmiyor. Babalar
şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dershane reytinglerini
izliyorlar. Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp
gidiyorlar.
Seksek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar. Hayata
açılan pencereleri "Windows 98"; onlar ekrana - ekran onlara bakıyor ve
koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor.
Ve şehrin dışında ağaçlar, tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak
mahalle çocuklarını bekliyor. Paylaşmayan, yalnız, bencil, kafesler
içerisinde, gürbüz, güvenlikteki çocukları.
Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmeşi, topu yandaki bahçeye kaçmamış,
dizlerinde bir santimetrekare kabuklar olmamış cocukları.
* hayata dair, ostim vakfı yay., 2005, sy.68 |