|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
ABD - İsrail ortak yapımı Lübnan ve Filistin vahşetinin ardından global
güçlerin yeni taktikleri ve kamuoyunu manipule etme çabaları devam
etmektedir. Biz de yorum bölümünde “İsrail vahşetinin ardından bölgedeki
gelişmeleri yorumladık. Duygusallığın hat safada olduğu bir zaman
diliminden sonra okuyucularımızı daha sakin, ayakları yere basan bir
zemin ile yüz yüze getirmeye çalıştık. Konuyla ilgili yorumların aksine
“BM kararlarının iyi okunması durumunda İsrail’in “temel hedeflerine
ulaştığı” tesbitinde bulunduk. Çünkü biz, BM kararının “fiilen”
uygulanabilmesi durumunda Hizbullah’ın Lübnan’daki pozisyonunun ciddi
biçimde zarar göreceğini düşünüyoruz, zira bu operasyında İsrail’in
temel hedeflerinden birisi Hizbullah’ın İsrail’i tehdit edecek bir
“askeri güç” olmaktan çıkarmasıdır. Büyük Ortadoğu projesi (BOP) veya
Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (YOP) çerçevesinde Hizbullah’ın iç
politik dengeleri içinde bir aktör olmayı kabul etmesi halinde (ki şu an
bunu kısmen kabul etmiş bir durumdadır) gerçekten “ölümcül” bir hata
yapmış olacaktır. Tıpkı geçmişteki örneklerde olduğu gibi. KAVRAM
bölümünde ise gündemle çok yakın ilişkisi bulunan bir kavram olan
İKTİDARI yeniden dikkatinize sunduk. DÜŞÜNCE bölümünde, Mehmet Durmuş’un
“Gevşemeyin Üzülmeyin!” Başlıklı yazısında Al-i İmran Süresi 139’uncu
Ayetinin güzel bir yorumunu okuyacaksınız. Gerçekten mü’min olanların
uzsun soluklu mücadelerinde karşı karşıya kaldıkları sınavlar ve
müsibetlerle gevşeyip üzülmeden dostdoğru istikametlerinden sapmamaları
halinde mutlaka üstün geleceklerini hiç ama hiç unutmamaları hususunu
altı kalın çizgilerle çizilmektedir. Yalanlar Çağı başlıklı yazısında
Atasoy Müftüoğlu ise bilginin ideolojik, politik ve ırkçı amaçlarla
manipüle edilerek ve gündem farklı alanlara kaydırılarak dünya
kamuoyunun yalanlarla meşgul edilmesinden, global güçlerin nemalanması
bağlamında dikkatlerinizi önemli noktalara yoğunlaştırmak istemektedir.
Hüseyin Alan da, Sen de Bi Hesap Tuttun mu? Başlıklı uzun yazısında,
müslümanın hayat içerisinde standart bir duruş, salih bir kişilik ortaya
koymasının hayati önemine vurgu yapmaktadır. Devamında inencı ve
teslimiyeti gereği müslümanların “en güzel örnek” gibi sayıya aldanmayıp
kaliteye önem veren, korkmadan , tırsmadan yeise kapılmadan doğru yol
üzere yürüyenlerden olduğu sürece Allah’ın yardımının her daim yanında
olduğunu unutmayandır, demektedir. H. Alan, yukarıda örneklediğimiz
temel doğruları hatırlattığı yazısında bu çerçeveden hareketle bölgedeki
ve dünyadaki gelişmelri yorumlarken okuyucularıyla çok temel
hassasiyetleri paylaşmaya gayret etmektedir. İslam, Gönül ve Sevgi
başlıklı yazısında Mukaddes Özkan ise, duygu dünyasının zenginliğinin
bir ifadesi olan gönül ve sevgi kavramlarının insan olmanın
vazgeçilemezleri olduğuna vurgu yapmaktadır. Ancak, insanın bütün
yönleriyle bir bütün olduğu bu bütünlüğü sağlıklı bir şekilde
göstermenin yolunun da Kur’an’ın emrettiği gibi olmaktan geçtiğinin
unutulmaması gereğini ifade etmektedir. ÇEVİRİ bölümünde ise Kamil
Cengiz’in de Yeniden Gruplanma, Amerikan İmparatorluğunun Çöküşü ve
Sistem Böyle İşlemektedir başlıklı, çevirilerin okuyucularımıza ufuk
açacağından eminiz. SANAT-EDEBİTAT bölümünde Yüksel İsmailoğlu’nun
Düşüncede Devrim ve On Tez kitaplarının kritiğini, M. Fatih’in Yine
Yolculuk Vardı Ufukta adlı öyküsünü ve Mataramda Tuzlu Su başlıklı İsmet
Özel’in bir şiirini okuyabilirsiniz. MEKTUPLARA CEVAPLAR bölümünde ise
abdest, şeytan, ayetlerin çoğundaki olumsuz cümlelerin vurgu işimi,
yoksa nazil olduğu asırdaki hitabet gereği mi? Kur’an’daki ayetlerin
sayısı, Secavend (Kur’an’ı doğru okumak için konulan işaretler)
konularındaki sorulan sorulara verilen cevapları bulabilirsiniz. GÜNDEM
bölümünde de önemli olaylarla ilgili farklı persektifteki haber ve
yorumları istifadenize sunduk.
Gelecek sayıda buluşmak umuduyla hepinizi Allah’a emanet ediyoruz. |