Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 330 | Haziran  2006

                   

 

 


PKK ve Zerdüştlük

Bilal Sürgeç

PKK militanları ile yapılan bir ankette en beğenilen dinî liderin Zerdüşt çıkması, örgütün inanç kurgusundaki çarpıklığı bir kez daha gözler önüne serdi. Kurulduğu günden bu yana "Türklerin Şamanizm'i varsa, Kürtlerin de Zerdüştlük'ü var" tezini işleyen PKK, kendi çarpık ideolojisini din ile birleştirmeye çalışıyor.(Aksiyon Dergisi 583 sayı)
2006 Ocak ayının son haftasında çeşitli gazetelerde yukarıdakine benzer haberler yayınlandı. PKK militanları arasında yapılan bir ankette en çok sevilen dini şahsiyetin Zerdüşt olduğunu okuyunca on beş yıl önceki bir anımı hatırladım:
1990 yılların başında kavmiyetçilikle ilgili araştırma yapıyordum. Üzerinde araştırma yaptığım kişiler arasında Musa Anter de vardı. Musa Anter'in "Hatıralarım" isimli kitabı elime geçmişti. Bu kitap hakkında Malatya'da Sait Çekmegil Abi (Allah'ın rahmeti onun üzerine olsun) ile konuşmuştum.
Sait Abi, Musa Anter sözü geçince; "O Müslüman değil" dedi. Ve şu hatırasını anlattı: "Musa Anter bir gün Malatya'ya gelmişti. Anter, bir İslam alimi olan Abdurrahim Zapsu'nun damadıdır. Zapsu'nun damadı diye sahip çıktık. Malatya'yı gezdirdik. Ezan okundu. Namaz kılmaya gittik, sonra o Diyarbakır'a gitti." Ve çevresindekilere: "bu Sait Çekmegil de ne yaman adam, abdestim olmadan bana namaz kıldırdı!" demiş.
Sait Abi "Kuran'a Muhatap" olmak isimli eserinde Anter'in hatıralarını şöyle değerlendirmişti: "Daha da acayibi pek o kadar yaygın değil ama, bazı kesimler kendilerini Zerdüşt kabul edenlerin yazılı ilanları. Mesela Müslüman ailelerin içlerine kadar girmişlerden biri, adı da Musa Anter. Bu adam zamanın Büyük Doğu Cemiyeti'nin genel sekreterliğini yapmış; beş yıl süreyle de "Ehli Sünnet" dergisini yayınlamış ve aynı zamanda Büyük İslam Tarihi'nin telifine başlamış bir zatın damadı. (Kuran'a Muhatap Olmak-Sait Çekmegil- l996, 2. baskı, s. 202)
Musa Anter kimdir? Kürtçülük hareketlerinin önemli şahsiyetlerinden biridir. 1992'de Diyarbakır'da öldürüldü. Kendisini öldürtenler sonradan açığa çıktı: Cem Ersever'le işbirliği içerisinde olan Kürt kökenli, PKK'dan ayrılmış itirafçı militanlar. Hatta bunlardan birinin de Abdulkadir Aygan olduğu söylendi. Abdulkadir Aygan'ın dedesi Abdullah Öcalan'ın dedesi ile amca çocuğu. Bu bile kavmiyetçilik davasının ne kadar boş olduğunun bir belgesidir. Bir ırkın yüceliğini savunan insanlar o ırk içerisindeki sapkınların varlığını izah edemez. İslam'ın takvayı esas alan üstünlüğünün tutarlılığı büyük bir hakikattir.
Musa Anter'in hatıralarına dönelim. Musa Anter diyor ki : "hatıralarım da geniş çapta Zerdüştlüğün etkisi altındadır. Ve her zaman, bir fantezi olarak söylemiyorum: eğer öteki dünya varsa, inanıyorum ki Arap Muhammed, Yahudi İsa ve Musa Peygamberler Kürtlere şefaat etmez, yani sahip çıkmazsa muhakkak ki Beni İsrail Peygamberlerinden çok daha üstün olan Zerdüşt bize şefaat edecektir." (Hatıralarım -Musa Anter s. 173, Avesta yayınları, 1999). Kürt bayrağı, Kürt milli dini olan Zerdüştlük'ten geliyordu (age, s. 65). Musa Anter hatıralarında bir fıkra anlatır: burada Yahudiler ve Hıristiyanlar Cennete, Müslümanlar ise Cehenneme gönderilir (age., s. 237).
Musa Anter'in hatıraları 1991'de Yön, 1999'da ise Avesta Yayınevi tarafından yayınlandı. Avesta nedir? Zerdüştlüğün kutsal kitabıdır. Berlin Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü 1. Başkanı M. Emin Pencewini, Zerdüştlüğün bütün medeniyetlerin temeli olduğunu belirterek, "Hıristiyanlar İncil'den, Yahudiler Tevrat'tan, Müslümanlar Kur'an'dan faydalanmışlar. Ancak Kürtler kendi kitaplarından faydalanamamışlar, bilakis diğer milletler ve dinler Avesta ve Zerdüştlükten faydalanmışlardır. Enstitümüz, Kürt halkının ideolojik kimliğini kazanmasına umut eder düşüncesiyle bu konuyu gündeme getiriyor" dedi (22.11.2001, Özgür Politika).2T22-Kasım 2001Kasım 2001
Zerdüştlükle PKK sempatisi yeni değil; bütün ırkçılar da bu böyledir. İslam'dan koparmak, İslam'la ilgili hatıraları zihinlerden silmek için az mı oyunlar oynandı. İran'da devrim öncesinde Şah, Pers kavmiyetçiliği davası güdüyordu. Babası aristokrat bir aileye mensup olmamasına rağmen, 2500 yılık Pers İmparatorluğunun yıldönümünü kutluyordu. Saddam da Babil Krallıklarına özeniyordu.Oturduğu sarayın adı Hamurabi Sarayı’ydı. Çocuklarına isim olarak Uday ve Kusay adı ile Babiller döneminin isimlerini vermişti. Mısır'daki ırkçılar da Firavunlara özeniyorlardı. Türkiye'deki ırkçılar da Sümerlere, Hititlere, Etilere özlem duydular. Geçen aylarda ölen Cemal Kutay "Ben bir Şamanım" demişti.
İslam milletine en büyük kötülüğü kavmiyetçiler yaptı. İttihat ve Terakki'nin ırkçıları koca imparatorluğu batırdı. Açtıkları sorunlarla hala insanımız uğraşıyor. Günümüzde de Kürt kavmi en büyük zararı Kürt kavmiyetçiliği yapanlardan görmektedir. Kürtçülüğe ideologluk yapan İsmail Beşikçi bunca mücadeleden sonra Kürtlerin eline hiçbir şey geçmediğini söylüyor.
Kürtlerin de Türklerin de Arapların da eğer bir kazançları olmuşa bu kazanç İslam'la şereflenmiş olmalarıdır.
Emperyalizm İslam dünyasına silahla girmedi. Önceleri bilim adamı kılığına girmiş oryantalistler yıllarca İslam dünyasını araştırdılar. Irkları, mezhepleri, meşrepleri incelediler. Irkları keşfettiler. Tarikatları ele alıp bununla İslam dünyasını nasıl parçalarız diye çalışma yaptılar.
Avrupa'da, Amerika'da bir çok üniversitede İslam kavimlerine ait bölümler, enstitüler, kürsüler, araştırma merkezleri var. Bu bölümlerden hiçbiri ilmi amaçlı değildir. Sömürü amaçlıdır. İslam kavimlerinin zayıf noktalarını yakalayıp buradan İslam milletlerini parça parça edip sömürülmelerini kolaylaştırmaktır. Kavmiyetçilik, emperyalistlerin en büyük sömürü aracıdır.
Musa Anter tipik bir kavmiyetçi idi. Kürtlerle ilgili her türlü olumsuzluk da Türkleri suçluyordu. Bu, bütün ırkçıların tipik özellikleridir. Türk kavmiyetçisi Nihal Atsız da bütün kavimleri Türklere düşman görmüştü. Alman ırkçıları da dünyanın en üstün ırkının Almanlar olduğunu söylemiyorlar mıydı? Yine Yahudiler, Allah'ın tek sevgili kulunun Yahudiler olduğuna, diğer milletlerin dünyadaki varlık nedenlerinin Yahudilere uşaklık olduğuna inanmaktadırlar.
Halbuki bütün ırkçılar laiktir. İslam'ın vahdet ve tevhit akidesine düşmandırlar. İslam, insanlar arasında dilden dolayı üstünlük taslayanları lanetlemektedir. İslam'da duygular önemlidir, inançlar önemlidir, takva esastır. Filanın falanın dili önemli değildir. Her insan dünyaya İslam fıtratı üzerine doğar. Her doğan çocuk masumdur. Ergenlik zamanında dini yönlendirmeye muhatap olur. Bir insan Türk olarak, Kürt olarak, Arap olarak doğmaz. Çünkü bebekken konuşmaz; büyüdükçe o dili öğrenir. Bir Türk'ü, bir Arab'ı, bir İngiliz'in yanına verseler, o çocuk Türk ve Arap olmaz, İngiliz olur. Burada çevre faktörü çok önemlidir. "Ben Kürt, Türk, Arap olarak doğmuşum" sözü geçerli bir söz değildir.
Bizi kurtaracak tek şey İslam'dır.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...