|

PKK ve Zerdüştlük
Bilal Sürgeç
PKK
militanları ile yapılan bir ankette en beğenilen dinî liderin Zerdüşt
çıkması, örgütün inanç kurgusundaki çarpıklığı bir kez daha gözler önüne
serdi. Kurulduğu günden bu yana "Türklerin Şamanizm'i varsa, Kürtlerin
de Zerdüştlük'ü var" tezini işleyen PKK, kendi çarpık ideolojisini din
ile birleştirmeye çalışıyor.(Aksiyon Dergisi 583 sayı)
2006 Ocak ayının son haftasında çeşitli gazetelerde yukarıdakine benzer
haberler yayınlandı. PKK militanları arasında yapılan bir ankette en çok
sevilen dini şahsiyetin Zerdüşt olduğunu okuyunca on beş yıl önceki bir
anımı hatırladım:
1990 yılların başında kavmiyetçilikle ilgili araştırma yapıyordum.
Üzerinde araştırma yaptığım kişiler arasında Musa Anter de vardı. Musa
Anter'in "Hatıralarım" isimli kitabı elime geçmişti. Bu kitap hakkında
Malatya'da Sait Çekmegil Abi (Allah'ın rahmeti onun üzerine olsun) ile
konuşmuştum.
Sait Abi, Musa Anter sözü geçince; "O Müslüman değil" dedi. Ve şu
hatırasını anlattı: "Musa Anter bir gün Malatya'ya gelmişti. Anter, bir
İslam alimi olan Abdurrahim Zapsu'nun damadıdır. Zapsu'nun damadı diye
sahip çıktık. Malatya'yı gezdirdik. Ezan okundu. Namaz kılmaya gittik,
sonra o Diyarbakır'a gitti." Ve çevresindekilere: "bu Sait Çekmegil de
ne yaman adam, abdestim olmadan bana namaz kıldırdı!" demiş.
Sait Abi "Kuran'a Muhatap" olmak isimli eserinde Anter'in hatıralarını
şöyle değerlendirmişti: "Daha da acayibi pek o kadar yaygın değil ama,
bazı kesimler kendilerini Zerdüşt kabul edenlerin yazılı ilanları.
Mesela Müslüman ailelerin içlerine kadar girmişlerden biri, adı da Musa
Anter. Bu adam zamanın Büyük Doğu Cemiyeti'nin genel sekreterliğini
yapmış; beş yıl süreyle de "Ehli Sünnet" dergisini yayınlamış ve aynı
zamanda Büyük İslam Tarihi'nin telifine başlamış bir zatın damadı.
(Kuran'a Muhatap Olmak-Sait Çekmegil- l996, 2. baskı, s. 202)
Musa Anter kimdir? Kürtçülük hareketlerinin önemli şahsiyetlerinden
biridir. 1992'de Diyarbakır'da öldürüldü. Kendisini öldürtenler sonradan
açığa çıktı: Cem Ersever'le işbirliği içerisinde olan Kürt kökenli,
PKK'dan ayrılmış itirafçı militanlar. Hatta bunlardan birinin de
Abdulkadir Aygan olduğu söylendi. Abdulkadir Aygan'ın dedesi Abdullah
Öcalan'ın dedesi ile amca çocuğu. Bu bile kavmiyetçilik davasının ne
kadar boş olduğunun bir belgesidir. Bir ırkın yüceliğini savunan
insanlar o ırk içerisindeki sapkınların varlığını izah edemez. İslam'ın
takvayı esas alan üstünlüğünün tutarlılığı büyük bir hakikattir.
Musa Anter'in hatıralarına dönelim. Musa Anter diyor ki : "hatıralarım
da geniş çapta Zerdüştlüğün etkisi altındadır. Ve her zaman, bir fantezi
olarak söylemiyorum: eğer öteki dünya varsa, inanıyorum ki Arap
Muhammed, Yahudi İsa ve Musa Peygamberler Kürtlere şefaat etmez, yani
sahip çıkmazsa muhakkak ki Beni İsrail Peygamberlerinden çok daha üstün
olan Zerdüşt bize şefaat edecektir." (Hatıralarım -Musa Anter s. 173,
Avesta yayınları, 1999). Kürt bayrağı, Kürt milli dini olan
Zerdüştlük'ten geliyordu (age, s. 65). Musa Anter hatıralarında bir
fıkra anlatır: burada Yahudiler ve Hıristiyanlar Cennete, Müslümanlar
ise Cehenneme gönderilir (age., s. 237).
Musa Anter'in hatıraları 1991'de Yön, 1999'da ise Avesta Yayınevi
tarafından yayınlandı. Avesta nedir? Zerdüştlüğün kutsal kitabıdır.
Berlin Kürt Bilim ve Araştırma Enstitüsü 1. Başkanı M. Emin Pencewini,
Zerdüştlüğün bütün medeniyetlerin temeli olduğunu belirterek,
"Hıristiyanlar İncil'den, Yahudiler Tevrat'tan, Müslümanlar Kur'an'dan
faydalanmışlar. Ancak Kürtler kendi kitaplarından faydalanamamışlar,
bilakis diğer milletler ve dinler Avesta ve Zerdüştlükten
faydalanmışlardır. Enstitümüz, Kürt halkının ideolojik kimliğini
kazanmasına umut eder düşüncesiyle bu konuyu gündeme getiriyor" dedi
(22.11.2001, Özgür Politika).2T22-Kasım 2001Kasım 2001
Zerdüştlükle PKK sempatisi yeni değil; bütün ırkçılar da bu böyledir.
İslam'dan koparmak, İslam'la ilgili hatıraları zihinlerden silmek için
az mı oyunlar oynandı. İran'da devrim öncesinde Şah, Pers kavmiyetçiliği
davası güdüyordu. Babası aristokrat bir aileye mensup olmamasına rağmen,
2500 yılık Pers İmparatorluğunun yıldönümünü kutluyordu. Saddam da Babil
Krallıklarına özeniyordu.Oturduğu sarayın adı Hamurabi Sarayı’ydı.
Çocuklarına isim olarak Uday ve Kusay adı ile Babiller döneminin
isimlerini vermişti. Mısır'daki ırkçılar da Firavunlara özeniyorlardı.
Türkiye'deki ırkçılar da Sümerlere, Hititlere, Etilere özlem duydular.
Geçen aylarda ölen Cemal Kutay "Ben bir Şamanım" demişti.
İslam milletine en büyük kötülüğü kavmiyetçiler yaptı. İttihat ve
Terakki'nin ırkçıları koca imparatorluğu batırdı. Açtıkları sorunlarla
hala insanımız uğraşıyor. Günümüzde de Kürt kavmi en büyük zararı Kürt
kavmiyetçiliği yapanlardan görmektedir. Kürtçülüğe ideologluk yapan
İsmail Beşikçi bunca mücadeleden sonra Kürtlerin eline hiçbir şey
geçmediğini söylüyor.
Kürtlerin de Türklerin de Arapların da eğer bir kazançları olmuşa bu
kazanç İslam'la şereflenmiş olmalarıdır.
Emperyalizm İslam dünyasına silahla girmedi. Önceleri bilim adamı
kılığına girmiş oryantalistler yıllarca İslam dünyasını araştırdılar.
Irkları, mezhepleri, meşrepleri incelediler. Irkları keşfettiler.
Tarikatları ele alıp bununla İslam dünyasını nasıl parçalarız diye
çalışma yaptılar.
Avrupa'da, Amerika'da bir çok üniversitede İslam kavimlerine ait
bölümler, enstitüler, kürsüler, araştırma merkezleri var. Bu bölümlerden
hiçbiri ilmi amaçlı değildir. Sömürü amaçlıdır. İslam kavimlerinin zayıf
noktalarını yakalayıp buradan İslam milletlerini parça parça edip
sömürülmelerini kolaylaştırmaktır. Kavmiyetçilik, emperyalistlerin en
büyük sömürü aracıdır.
Musa Anter tipik bir kavmiyetçi idi. Kürtlerle ilgili her türlü
olumsuzluk da Türkleri suçluyordu. Bu, bütün ırkçıların tipik
özellikleridir. Türk kavmiyetçisi Nihal Atsız da bütün kavimleri
Türklere düşman görmüştü. Alman ırkçıları da dünyanın en üstün ırkının
Almanlar olduğunu söylemiyorlar mıydı? Yine Yahudiler, Allah'ın tek
sevgili kulunun Yahudiler olduğuna, diğer milletlerin dünyadaki varlık
nedenlerinin Yahudilere uşaklık olduğuna inanmaktadırlar.
Halbuki bütün ırkçılar laiktir. İslam'ın vahdet ve tevhit akidesine
düşmandırlar. İslam, insanlar arasında dilden dolayı üstünlük
taslayanları lanetlemektedir. İslam'da duygular önemlidir, inançlar
önemlidir, takva esastır. Filanın falanın dili önemli değildir. Her
insan dünyaya İslam fıtratı üzerine doğar. Her doğan çocuk masumdur.
Ergenlik zamanında dini yönlendirmeye muhatap olur. Bir insan Türk
olarak, Kürt olarak, Arap olarak doğmaz. Çünkü bebekken konuşmaz;
büyüdükçe o dili öğrenir. Bir Türk'ü, bir Arab'ı, bir İngiliz'in yanına
verseler, o çocuk Türk ve Arap olmaz, İngiliz olur. Burada çevre faktörü
çok önemlidir. "Ben Kürt, Türk, Arap olarak doğmuşum" sözü geçerli bir
söz değildir.
Bizi kurtaracak tek şey İslam'dır. |