|

Peki
Bunu Derin Devlet mi Yaptı?
Güler Kömürcü / 26.05.2006 / Akşam
İçinde
bulunduğumuz sürece dair çok sayıda konusunun uzmanı, stratejistin
görüşlerini size aktardım, şimdi de Ankara'da siyasetin protest ruhu
Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'in ilginç tespitlerini ilginize
sunmak istiyorum ey bilen okur, ben satır aralarındaki saklı resmi
buldum, sizin de bulacağınıza eminim, buyrun Çömez'in yorumu;
" 'Türkiye tehlikeli bir sürece sokuldu. Bunu; birileri istedi, birileri
oynadı, birileri (o ya da bu gerekçeyle) alet oldu. Birileri ise, bir
yandan süreci izliyor, bir yandan da puzzle'ın parçalarını
birleştiriyor. Kritik bir dönemeç... Yöneticilerin ve siyasetçilerin
önünde iki yol var. Ya, basiretsiz ve sığ yaklaşımlarla süreci
yönetemeyecek, kriz fırsatçılığı yapacaklar ve ülkeyi kaosa
sürükleyecekler. Ya da, bilgiyi, zamanında ve doğru bir şekilde
kullanacak, dağın arkasını görerek yollarına devam edecekler.
" Saldırı kime yapıldı? Saldırı öncelikle Türkiye'ye (devlete,
cumhuriyete, demokrasiye, huzur ve istikrara) sonra da iktidara yapıldı.
(Vekili lideri gibi saldırının hükümete yapıldığına inanmıyor kısacası.
GK) Kimler zarar görecek? Kendini Türkiye'ye ait hisseden herkes, bu
süreçten az ya da çok zarar görecek.
" Peki bunu derin devlet mi yaptı? Türkiye'de; bu ülkenin kendi
dinamikleriyle oluşmuş, sadece bu ülkeye hizmet eden, dış güçlerin
etkisinden arındırılmış, bir derin devlet yapısı olduğuna inanmıyorum.
Kendini derin devlet diye satmaya çalışan birtakım birimler olabilir.
Bazıları ise, durumlarından vazife çıkartarak, derin çete halini almış
olabilirler.
" Derin çetelerin bazıları, tamamen veya kısmen yabancı gizli
servislerin denetimine girmiş de olabilirler. Ama bunlar, Türkiye'nin
kendi derin devleti değil, başkalarının derin devletidirler ve
kirli-karanlık icraatların sahipleridir. Kanaatim o ki; bu, dış
kontrollü bir iç operasyondur.
" Saldırıda tek hedefle pek çok sonuç alınmak isteniyor. Amaç; güven ve
istikrarı bozmak, kaotik ortam yaratmak. Böylece ülkenin tüm
dinamiklerini etkilemek, reflekslerini bozmak, direnç mekanizmalarını
kırmak. Ülkenin en güçlü ve (şimdilik) rakipsiz siyasi partisini gelecek
dönemde iktidarda tutmamak. Ülkede laik-anti-laik kamplaşmayı
körüklemek. Milliyetçileri (Anti-Amerikancı olmayan) ve solcuları
(Atatürkçü-Laik görünümlü) güçlendirmek. Gelecek seçimlerde bu iki
yapıyı koalisyonla iktidara taşımak.
" Bu sayede İran operasyonu için sol yapının desteğini, Kuzey Irak'taki
Kürdistan için de, milliyetçi yapının desteğini almak.
(Kemalist-Laik-Türkçü görünümlü) Amerika ve AB karşıtı
ulusalcı-milliyetçi cepheye irtifa kaybettirmek. Bu cephenin bazı
elemanlarını TSK ile irtibatlayıp, yeri geldiğinde, TSK üzerinden itibar
operasyonu yapmak. (Şemdinli sürecinde dış servis bağlantılı operasyonda
tam sonuç alınamadı) Bu hem Kuzey Irak'ta kurulmasına ramak kalan
Kürdistan için, hem de Güneydoğu planları için uygun bir pozisyon olur.
" Saldırının sonuçları neler? Halkın önemli bir kısmı, operasyonun
radikal-dinci terör örgütleri tarafından yapıldığına inanmıyor ve
ülkenin istikrarına ve iktidara bir saldırı olduğunu düşünüyor. Ancak
her gün ortaya çıkan yeni bağlantılar kafaları oldukça bulandırmış
görünüyor.
" Türk basını üçe ayrılmış durumda. Bir kısmı şaşkın ve olup biteni
anlamaya çalışıyor. Bir kısmı hala radikal-şeriatçı bağlantısı kurma
derdinde. Bir kısmı da derin devlet-gladyo bağlantısına inanıyor ve bu
kez Susurluk Çetesi'nin çökertilmesi gerektiğini yazıyor. Özellikle bazı
gazetelerin olaya yakın-derin ilgisi ve diğer gazetelere yansımayan
ayrıntıları görmesi dikkat çekici.
" Bundan sonra ne olabilir? Bu cinayetle, planın sahipleri hedeflerine
gitme konusunda kararlı olduklarını ortaya koydular. Bu süreçten istenen
sonuç alınamazsa, yeni hedefler tayin etmeleri (aynı formasyonda ya da
çapraz karakterde) olasılık dışı değil. Buna paralel olarak dış destekli
toplum mühendisleri de kolları sıvayacaktır şüphesiz.
" Ne yapmalı? Bu olayın kodları net olarak ortaya konmalı ve kamuoyu ile
paylaşılmalı. Bu kez psikolojik operasyonu, biz, yani Türkiye yapmalı.
Belki konuyla ilgili bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalı.
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Yüksek Yargı mensupları,
Rektörler; laik Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkarken, bir yandan da,
demokrasiye olan bağlılık ve inançlarını ortaya koymalı, ülke birliği ve
halkın motivasyonu için mesajlar vermeli.'
" Evet, son derece ilginç bir analiz değil mi efendim, özellikle iktidar
partisinin içinden bir ses bunun sahibi olunca daha da ilginç hale
geliyor bu analiz ne dersiniz? |