Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 330 | Haziran  2006

                   

 

 


Avrupalıların Filistin İkiyüzlülüğü

Prof. Dr. Tarık Ramazan / 06.05.2006/ Zaman

Avrupa Birliği tarafından Filistin yönetimine yardımın belli şartlara bağlı kılınması kararı ne bir sürpriz ne de politik bir değişimin habercisi. Avrupa, ihtiyatlılık ve ikiyüzlülüğün hakim olduğu Ortadoğu politikalarına korku ile yön verirken ABD'nin yasak duvarının gerisinde kalmaya devam ediyor.
Son 60 yıldır, biri manüple ediyor, diğeri yalan söylüyor, bir diğeri ise aldatıyor. Bugün, biri İsrail hükümetlerinin hiçbirinin alaya almaktan, görmezden gelmekten ve ihlal etmekten öte gitmediği aynı Birleşmiş Milletler kararları ya da uluslararası hukuk adına Filistin Otoritesi üzerine üç şart koyuyor. Washington ya da Brüksel koridorlarında herkes her şeyi biliyor, herkes sessiz.
Son zamanlarda vuku bulan bir olay Ariel Şaron hükümetinin "barış için çalışıyormuş" taklidi yaptığı sözde iyi niyetlerine inanılmaması gerektiğini kanıtladı. Onlar, "tarihi Gazze çekilişi" ve "barış" için tek taraflı taahhütleriyle Şarm el Şeyh "anlaşmalarını" takip ettikleri yönündeki yalanlarını bütünüyle kabul etti. Birileri buna inanıyormuş gibi yaptı, oysa tek amaç zaman kazanmaktı. Tertip edilen zafer şenliğinde ve kamera projektörleri önünde Gazze'nin özgürlüğe kavuşturuluyormuş izlenimi yaratıldı. Halbuki İsrail kolonilerini sadece başka yerlere yerleştirdi, hem de iki katı fazlasıyla ve daha fazla oranda toprağa. Birileri yeni "ılımlı partisiyle" ve Filistin topraklarının yaklaşık yüzde 19'u üzerinde insanlık dışı bir "tecrit duvarı" inşa eden halefiyle Başbakan Ariel Şaron'un barışçıl niyetlerine inanıyormuş gibi yaptı. Güzel barış, aslında! Washington ve Brüksel'in koridorlarında herkes her şeyi biliyor, herkes susuyor.
Hiçbir şey değişmedi. Seçime dayalı şeffaflık tuzağı bir kez daha 60 yıldır muntazam bir şekilde aşırı olumsuzluğa hapsedilen bir halk ile ve Avrupa politik sınıfının derin korkusu ile sonlandı. Çünkü burada "kötü demokratik bir seçim" yapmış olan bir halk var ve bu halk seçilmiş Filistin Otoritesi'nin Birleşmiş Milletler kararlarına ve uluslararası hukuka uymasını sağlamak için insanî yardım almaktan men ediliyor. İsrail duvarının aynı BM kararlarını hiçe sayarak inşa edilmesine ve politik suikastler ve idamlar Tel Aviv hükümeti tarafından uygulanmasına rağmen ve sayısı giderek artan yerleşim kolonilerinin aynı kararları delmesine rağmen hiç sorun yok!
İsrail demokrasisi saygıya layık ve bütünüyle koşulların, sınırların dışında hatta kendileri suikastçı olan kadın ve erkekler tarafından yönetiliyor ya da direkt olarak yönetenlerin katliamlara karıştığı bir tarzda (Şaron'un Sabra ve Şatilla katliamları örneğinde olduğu gibi). İronik olan, İsrail'in Birleşmiş Milletlere ve Avrupa'ya şartlarını kabul ettirmesi. Washington ve Brüksel'in koridorlarında herkes her şeyi biliyor, herkes susuyor.
Hiçbir şey değişmedi. Dün Avrupa, İsrail-Filistin çatışmasının özüne dair politikasını yansıtan bir karar aldı. "Avrupa dış politikasının" yapmacıklığını ortaya koyan bir dosya bu, belki de. Ancak bu durum üzücü ve endişe verici ve nihayetinde tiksindirici. Avrupa politikacılarının İsrail ile karşı karşıya gelme korkusu ve Siyonist lobinin gücü onları felce uğratıyor. Aşkın gücü ve kaybetme korkusu Filistinlilere karşı yürütülen böylesi bir körlüğü yaratıyor ve insani vicdanı engelliyor. Kimin böylesi sahte bir politik etiğe inancı olabilir ki? Ne tür bir politik cesaret, üç yıl önce İsrail'in dünya barışını tehdit eden en önemli unsur olduğunu açıklarken onları mazur gösterir ki?
(*) İsviçre'de Freiburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Ramazan, Hasan El Benna'nın torunu. Fransız Müslümanlarının kanaat önderi olarak öne çıkan Tarık Ramazan'ın "İslam: Medeniyetlerin Yüzleşmesi, Hangi Modernite İçin Hangi Proje " kitabı Türkçeye çevrildi. (tariqramadan.com)

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...