|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Geçtiğimiz ay, siyasi gündemin ilk sıralarında Danıştay’a yapılan
saldırı ve İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın ABD başkanı Bush’a
gönderdiği mektup yer alıyordu. Biz de, bu iki konuyu, YORUM bölümünde,
sizler için değerlendirdik. Danıştay saldırısı, öyle görünüyor ki,
sistem içinde uzantıları olan bir ‘çete’nin işidir ve gerek
Cumhurbaşkanlığı gerekse erken genel seçimlerle ilgili boyutları olan
bir hadisedir. Şu ana kadar yaşanan gelişmelere bakıldığında ise,
iktidar partisinin, bu hadiseden dolayı, yara almak bir yana, kazançlı
çıktığı söylenebilir. ancak, hadise dolayısıyla, AKP’ye verilmek istenen
mesajında yerine ulaştığı söylenebilir. Burada amacın, özellikle
cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda, AKP’yi , “ılımlı” bir kişiyi aday
göstermeye zorlamak olduğu görülmektedir. Erdoğan’ın yaptığı “bu konuda
uzlaşmaya açığız” beyanı ise, mesajın alındığını göstermesi açısından
dikkate değerdir. Danıştay saldırısının gösterdiği bir diğer gerçek ise,
muhalefetin, erken genel seçimler konusunda iktidarı bundan böyle önüne
çıkan her fırsatta köşeye sıkıştırmaya çalışacağıdır. Bir başka muhtemel
gelişme de, iktidarın, saldırıyı ‘fırsat’ bilip, AB sürecinde,
‘çeteler’e karşı operasyonlara hız vermesi olabilir. Bu muhtemel
operasyonları, AB’nin de isteyip destekleyeceğine kuşku yoktur. İran
Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın, ABD Başkanı Bush’a gönderdiği mektubun ise
iki anlamı vardır. İlki, nükleer tesisleri dolayısıyla ortaya çıkan
krizde, İran’ın direnmeye devam edeceğidir. İkinci olarak, mektupta
Bush’un İslam’a davet edilmesinin anlamı hem iç hem de dış kamuoyunun
desteğini alma çabası olmasıdır. KAVRAM bölümünde ise, ‘kültür’ü
işledik. Vahyin belirleyiciliğinden uzak tanımlanmış ‘kültürel İslam’
kavramının meşru olamayacağının altını çizdik ve doğru tanımın, vahyin
denetlendiği beşeri birikimler anlamında ‘İslami Kültür’ olarak tayin
edilmesi gerektiğine vurguda bulunduk. DÜŞÜNCE bölümünde, Arif Kaya,
“Kardeşime Mektuplar” dizisinin 7.ci yazısında, Kur’an okumalarından
özetleri sundu. Hüseyin Alan, mevcut sistem içerisinde yer tutma
çabalarının da, fildişi kulelerden konuşma yaklaşımının da yanlışlığına
işaret ettiği yazısında (temel dini referanslardan hareketle)
Müslümanların kullandıkları eski söylemlerin gözden geçirilmesi ve yeni
çözüm arayışlarına girilmesi gerektiğini ifade etti. Bilal Sürgeç ise,
ırkçılığın İslam’da yeri olmadığının altını çizdi ve bu bağlamda, PKK
örneğini ele alarak, Türkçülerin Şamanizme yaptığı vurgunun bir
benzerini, Musa Anter örneğinde PKK’nın Zerdüşlük için yaptığı
değerlendirmesinde bulundu. BİR DERGİ-BİR ALINTI bölümünde, M. Hayri
Kırbaşoğlu’nun, İslamiyat Dergisi’nde yayımlanan ve İslam ile laikliğin
bağdaşabileceği yönündeki bir yazıya yönelik eleştirilerini içeren,
“İslam’ı Laikleştirme Girişimine Teolojik Katkının İmkansızlığı Üzerine”
başlıklı yazısını alıntıladık. ÇEVİRİ bölümünde ise Kamil Cengiz, Batılı
‘özgürlük’ anlayışını eleştiren, Amerikan askerlerinin Hadisa’da yaptığı
katliamı konu edinen ve Roma’nın yayılma stratejisini tahlil eden
Financial Times ve Spiegel yazılarını tercüme etti. SANAT-EDEBİYAT
bölümünde, Barry Gerry’nin, ABD askerlerinin Irak’ta uyguladığı
işkenceleri konu edinen yazısını, İsmail Bingöl’ün “Sanata Dair” ve
Hatice Liman’ın “Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı denemelerini ve Faruk
Yeşil’in “Sen Söyle” adlı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLARA CEVAPLAR
bölümünde, cariyelerle evlilik ve Hz. Peygamberin adam
öldürüp-öldürmediğine dair sorularınızı cevapladık. GÜNDEM bölümünde
ise, geçtiğimiz ayın önemli olaylarıyla ilgili haber ve yorumları
istifadenize sunduk. Beğeneceğinizi umuyoruz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyoruz. |