|

Yeniden
Dirilişe
Ömer Faruk Karagüzel
Bir beyaz kâğıtla her şey
yapılabilir;
Uçak örneğin, uçurtma mesela, altına konabilir bir ayağı ötekilerden
kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir…
Bedenimle, ruhumla, duygu dolu kalbimle yazmak, haykırmak istiyorum.
İnsan olduğumu, yaratılmışların en yücesi olduğumu göstermek için.
Düşünüyorum ve fikriyatımı bu beyaz kâğıda dolduruyorum. Korkmuyorum,
yazmaktan korkmuyorum bu sayfayı doldurmaktan. İçine düştüğüm buhrandan
ne kurtarabilir ki beni; Rabb'e gitmekten başka, Rabb için yazmaktan
başka. Yoksa nasıl çıkabilirim bu kalabalıklardan, bu vurdumduymaz
yığıntı şehir halklarından. Kaçmak istiyorum kalemimin götürdüğü yere…
Bir deniz kenarına, göz alıcı bir renk cümbüşüne, denize kılıç gibi
uzanan kumsalın en uç noktasına, dağların zirvelerine, karanlığın
derinliklerine…
Düne kadar bunları düşünürken "Peki neden kaçıyorum?" demek aklıma
geliyor, beni bu kadar bunaltan acaba rahatlığım mı? Ve artık
öğreniyorum sorgulamayı ve öğreniyorum bu kaçışında bir rahatlık oluşunu
bu kaçışında bir buhran oluşunu.
Kalemimi her sallayışımda kazanacağımı bile bile bu gidiş nereye?
Halkları, varoşları, vurdumduymaz benleri kazanacağımı bile bile.
Artık uyanmak ve dirilmek vakti geliyor bu saçmalık dolu insanların
düşüncesi içinde. Salınma ve vakit kaybetme devirleri bitiyor bendeki.
Direnişime kalkıyorum;
Korkmadan,
Yılmadan,
Vakit kaybetmeden,
Elbiselerimin içine beyaz kefenimi giyerek çıkıyorum bu yola…
Asıl şimdi zamanıdır; insan olduğunu, yaratılmışların en yücesi olduğunu
gösterme vakti...
Herkes şunu şöyle yapmalısın masalını söyleyecek biliyorum ve başlarken
kendi direnişimin masalını anlatıyorum, anlatacağım. Düşüncelerimi bu
beyaz kağıtlara dolduracağıma ahit ettim… Şunu şöyle yapmalısın demelere
inat.
Ben artık savaşımın neye değdiğini bilenlerdenim çünkü savaşımı
sorgulama cesaretimi topladım ve savaşımı haykırıyorum.
Sizlerle kavgam; dinarların kölesi olanlar yüzüstü sürünsün helak olsun,
şatafatlı elbiselerin kölesi olanlar yüzüstü sürünsün helak olsun,
midelerinin kölesi olanlar yüzüstü sürünsün helak olsun… Olanlarla
kavgam…
Kalkıyorum Adem gibi, Musa gibi, İbrahim gibi, Yusuf, Zekeriya, İsa
gibi…
O taşra, o benim insanımın ezilmişliği ile sevdası ile, hor görülen
namaz kılan Müslüman kardeşimin huşusu ile. Zamanıdır hor görülen benim
insanımın elinden tutma, zamanıdır uyuyan halkları ıhtırma, zamanıdır
düşeni kaldırma, zamanıdır Musa'yı, İbrahim'i, Muhammed'i yaşatma,
zamanıdır Rabb'i yüceltme, o Rabb ki sinelerin özünde saklı olanı
bilendir.
Yazıyorum çünkü yazdıkça varlığımı hissediyorum, yazdıkça korkmadığıma
inanıyorum ve yazdıkça kalemimi taşıyabilmenin mesuliyetini veriyorum.
Bir beyaz kağıt bana her şeyiyle yetiyor diye diye… |