Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 335 | Kasım  2006

                   

 

 


 

Yeniden Dirilişe

 

Ömer Faruk Karagüzel

Bir beyaz kâğıtla her şey yapılabilir;
Uçak örneğin, uçurtma mesela, altına konabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir…
Bedenimle, ruhumla, duygu dolu kalbimle yazmak, haykırmak istiyorum.
İnsan olduğumu, yaratılmışların en yücesi olduğumu göstermek için.
Düşünüyorum ve fikriyatımı bu beyaz kâğıda dolduruyorum. Korkmuyorum, yazmaktan korkmuyorum bu sayfayı doldurmaktan. İçine düştüğüm buhrandan ne kurtarabilir ki beni; Rabb'e gitmekten başka, Rabb için yazmaktan başka. Yoksa nasıl çıkabilirim bu kalabalıklardan, bu vurdumduymaz yığıntı şehir halklarından. Kaçmak istiyorum kalemimin götürdüğü yere…
Bir deniz kenarına, göz alıcı bir renk cümbüşüne, denize kılıç gibi uzanan kumsalın en uç noktasına, dağların zirvelerine, karanlığın derinliklerine…
Düne kadar bunları düşünürken "Peki neden kaçıyorum?" demek aklıma geliyor, beni bu kadar bunaltan acaba rahatlığım mı? Ve artık öğreniyorum sorgulamayı ve öğreniyorum bu kaçışında bir rahatlık oluşunu bu kaçışında bir buhran oluşunu.
Kalemimi her sallayışımda kazanacağımı bile bile bu gidiş nereye?
Halkları, varoşları, vurdumduymaz benleri kazanacağımı bile bile.
Artık uyanmak ve dirilmek vakti geliyor bu saçmalık dolu insanların düşüncesi içinde. Salınma ve vakit kaybetme devirleri bitiyor bendeki. Direnişime kalkıyorum;
Korkmadan,
Yılmadan,
Vakit kaybetmeden,
Elbiselerimin içine beyaz kefenimi giyerek çıkıyorum bu yola…
Asıl şimdi zamanıdır; insan olduğunu, yaratılmışların en yücesi olduğunu gösterme vakti...
Herkes şunu şöyle yapmalısın masalını söyleyecek biliyorum ve başlarken kendi direnişimin masalını anlatıyorum, anlatacağım. Düşüncelerimi bu beyaz kağıtlara dolduracağıma ahit ettim… Şunu şöyle yapmalısın demelere inat.
Ben artık savaşımın neye değdiğini bilenlerdenim çünkü savaşımı sorgulama cesaretimi topladım ve savaşımı haykırıyorum.
Sizlerle kavgam; dinarların kölesi olanlar yüzüstü sürünsün helak olsun, şatafatlı elbiselerin kölesi olanlar yüzüstü sürünsün helak olsun, midelerinin kölesi olanlar yüzüstü sürünsün helak olsun… Olanlarla kavgam…
Kalkıyorum Adem gibi, Musa gibi, İbrahim gibi, Yusuf, Zekeriya, İsa gibi…
O taşra, o benim insanımın ezilmişliği ile sevdası ile, hor görülen namaz kılan Müslüman kardeşimin huşusu ile. Zamanıdır hor görülen benim insanımın elinden tutma, zamanıdır uyuyan halkları ıhtırma, zamanıdır düşeni kaldırma, zamanıdır Musa'yı, İbrahim'i, Muhammed'i yaşatma, zamanıdır Rabb'i yüceltme, o Rabb ki sinelerin özünde saklı olanı bilendir.
Yazıyorum çünkü yazdıkça varlığımı hissediyorum, yazdıkça korkmadığıma inanıyorum ve yazdıkça kalemimi taşıyabilmenin mesuliyetini veriyorum.
Bir beyaz kağıt bana her şeyiyle yetiyor diye diye…

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...