Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 327 | Mart  2006

                   

 

 


Metin Abi...

Abdi KEÇELİ

O'ndan geldik yine ona döneceğiz (2/156). Zira, her can ölümü tadacaktır (3/185).
Elimizden bir an düşürmeyip, her zaman hayatımıza yön vermesi için ilk müracaat ettiğimiz Kur'an-ı Kerim, bize bunu telkin eder, hatırlatır ve öğretir. Biliyoruz ki ölüm, bir hayatın bitip bir diğerinin bir daha ölmemek üzere başlamasıdır. Sanma ki arkandan ağlayıp sızlayacağız ve sanma ki yine arkandan Kur'an okuyup ruhuna göndereceğiz. Çünkü sen hayattayken bu Kur'an ölülere değil dirilere fayda verir (35/22) ilahi mesajını biliyordun. Senin aramızdan ebediyete intikal etmene elbette üzüldük. Çünkü seni özleyeceğiz tüm özlenenler gibi. Bidat ve hurafe karşısındaki öfkeni özleyeceğiz, kalın vurgu dolu sesinle “kardeş!” demeni özleyeceğiz. Osman hocanın "…gayr'ıl-mağdubi aleyhim veleddaalliin" dedikten sonra imanından emin oluşunun verdiği rahatlıkla yüreğinin derinliklerinden gelen ve hiç müdahale etmeden dudaklarından dökülen "amiiin" deyişini özleyeceğiz.
İmanlarından emin olduklarına müşfik, candan ve sevgi dolu, ama imanından şüphe ettiklerine katı ve öfkeli oluşun, bir dava adamı, davasının eri olduğunun açıkça göstergesi idi. Aslında sert mizaçlı olmak sana yakışıyordu. Bu, doğru oluşun; doğruları dosdoğru söylemenden kaynaklanıyordu. Tavizsiz, istikrarlı ve şerefli bir doğruluk.
Sen, bir dava adamı idin. İlkeni Kur'an'dan alıyor ve asla ödün vermiyordun. Zaman ve zemin gözetmeksizin haksızın karşısında hakkı hiç çekinmeden eveleyip gevelemeden söylüyordun. Terazin Kur'an ve Rasulullah'dı. Doğru olarak bunu bilir ve hiç şaşmadan bu yolda giderdin. Kur'an'a aykırı olan bir davranışa, en küçük bir hataya ve yanlışa hemen müdahale ederek, kendi üslubuyla o kulaklarımıza aşina olan “kardeş!” diyerek söze başlar, Kur'an'ın çizdiği hudutların dışına çıkılmaması gerektiğini kalın kalın çizerdin.
Ey heybetli koca adam! Yüzündeki kaygılı, katı ve karmaşık ifadeyi, İslam'ı anlayamamandan değil, insanların İslam'ı anlamamakta ısrarcı oluşlarından kaynaklandığını biliyorum. Kaygı ve tasanın sebebinin bu olduğunu anlatmıştın bir Ramazan akşamı bizlere. Onları Kur'an'la hemhal olmaya davet eder, ondan sorguya çekileceğimizi(43/44) bir an olsun aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini vurgulardın.
Ne mutlu sana yolunu şaşırmadan ebediyete intikal ettiğin için, ne mutlu sana Kur'an müslümanı olduğun için ve ne mutlu sana nefislerindekileri Kur'an'la değiştirerek Rabbinin huzuruna vardığın için. Arkandan “sana selam olsun” demekten başka bir şey yapamıyorum.
Allah'ın selamı sana ve tüm senin gibi iman edenlere olsun ve mekanın cennet olsun.
 

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...