|

İslamcı Yazar Kaç Yazar?
Ruşen Çakır/ 22.02.2006/ Vatan
İlk kez bu
köşede, tarafımızdan geniş kamuoyuna aktarılan Ali Bulaç ve Kenan
Çamurcu'nun www.bilgihikmet.com sitesindeki AKP'ye yönelik sert
eleştirileri farklı tepkilere neden oldu. Olayın abartıldığını
düşünenler şu argümanları öne çıkarıyorlar:
1) Eninde sonunda bir web sitesi;
2) Eninde sonunda iki kişi;
3) Zaten siyasetçi değil aydınlar;
4) Üstüne üstlük hâlâ İslamcı olma iddiasındalar;
Aslında çoklar
Tartışmanın bir web sitesinden başlaması onun önemini azaltmıyor, tam
aksine artırıyor. Çünkü günümüzde birçok şey gibi fikirler de esas
olarak internet üzerinden yürüyor. Kimileri siteye yazarak, kimileri de
başka siteler ve tartışma gruplarında Bulaç ve Çamurcu'nun başlattığı bu
geç kalmış yüzleşmeye dahil oluyor.
Sonuçta olay iki kişiyi çoktan aşmış durumda. Eğer bazılarının iddia
ettiği gibi bunlar sonuç getirmesi mümkün olmayan aydın gevezelikleri
olsaydı ne Ahmet Taşgetiren Yeni Şafak'taki köşesinden, ne de Kenan
Çamurcu Beykoz Belediyesi ndeki işinden olurdu. Ta en tepelere kadar
çıktığı kesin olan bu tahammülsüzlük, söz konusu eleştirilerin çok
anlamlı ve fonksiyonel olduğunu gösteriyor.
Çünkü AKP'nin bugünlere gelmesinde İslamcı aydınların hatırı sayılır bir
payı oldu. Bugün de bu durum büyük ölçüde geçerli. AKP'de
milletvekillerinden, hatta birçok bakandan çok bazı danışmanlar öne
çıkıyor (örneğin tezkere süreci ve son Hamas krizi) ve bu danışmanların
temel özellikleri de entelektüel birikimleri.
Tüm yerküre son beş yılında dönüp dolaşıp İslam dinini, Müslümanları ve
İslami hareketleri tartışmışsa ve bunun daha yıllarca süreceği aşikârsa,
Bulaç ve Çamurcu'nun İslamcılıkta ısrar etmeleri kadar normal bir şey
olamaz.
Zaten AKP'nin üst düzey yöneticileri İslamcılığı bırakmış olsalar bile
bunun tabana ne ölçüde sirayet ettiği belirsiz. Öte yandan İslamcılığı
bırakmak hiçbir şekilde İslam'dan uzak düşmek anlamına gelmiyor. Diğer
bir deyişle yollar ne kadar ayrılmış olursa olsun, taraflar aynı havayı
teneffüs etmeyi sürdürüyorlar.
Günaha ortak olmama
Çamurcu gelen tepkileri üç grupta sınıflandırıyor: İhanetle suçlayanlar,
tebrik edenler ve sabır telkin edenler. (Örneğin Rasim Özdenören 19
Şubat 2006 tarihli Yeni Şafak'taki "R. Tayyip Erdoğan" başlıklı içten
yazısını "Onun sabır uyarısına kulak verilmesini öneriyorum" diye
bitirdi.) Çamurcu çoğunluğun sabretmekten yana olduğunu belirtip "Bu
grup çözüldüğünde ortada AKP diye bir şey kalmaz" diye konuşuyor.
(Çamurcu ile yaptığımız "AKP Milli Görüşün kaderini paylaşabilir"
başlıklı röportajı www.rusencakir.com adresinden okuyabilirsiniz.)
Birileri dalga geçebilir ama, dün RP'nin, bugün AKP'in seçim
zaferlerinde, yüzbinlerce kişinin ettiği duaların katkısı çok büyüktü.
AKP hükümeti, onların beklentilerini karşılayamadı ve suçu da "sistem" e
attı.
Ali Bulaç şöyle yazıyor: "Dün temiz niyetlerle siyasi yarışa katıldığını
öne sürenler bugün gırtlaklarına kadar yolsuzluklara batmış
bulunmaktadır... 28 Şubat döneminde başörtüsü, Hacca karayoluyla gitme,
Taksim'e camii, kurban derileri vb. konulardan dayak yediysek, şimdi
yolsuzluktan ve hırsızlıktan dayak yiyeceğiz."
AKP hükümeti, eğer manevi desteğini kaybetmek istemiyorsa, yolsuzluk
iddiaları konusunda tatmin edici açıklamalar yapmak durumunda. Eğer AKP
ve Erdoğan'a kalpten inananlar, bu kadronun sistemle akılcı bir
hesaplaşma içinde olmak yerine sistemin bir parçası haline geldiğine
hükmederlerse tevekkülün yerini "günaha ortak olmama" telaşı alır. |