Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 327 | Mart  2006

                   

 

 


Kamusal Alan Sonunda Eve mi Girecek?

Ceyhan Altınyelek/ 12.02.2006/ Bugün

Danıştay 2'nci Dairesi, hafta içinde önemli bir karar aldı. Sokakta başörtüsü ile gezen bir öğretmenin anaokulu müdürlüğü görevine atanmasını, "sakıncalı" buldu. Başörtü tartışması yeniden alevlendi. Kararı hukuki değil, ideolojik bulanlar da oldu, "Bir komşusu şikâyet ederse, evinde başını örten bir hanımın balkona çıkması da mı yasaklanacak" diye soranlar da. Biz de Avukat Kezban Hatemi ile İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Nazan Moroğlu'nu Çapraz Ateş'e aldık.
Kezban Hatemi
Laik Devlet kadın giyimini başsorun yapan devlettir diye hiçbir evrensel ilke yoktur. Maalesef, objektif davranılmamış ve hukuka, Anayasa'ya aykırı bir karar verilmiştir.
1. Kararın arkasında yine 'kamusal alan' mı var?
Kamusal alan zorlama bir kavram olup hukuki kavram "Kamu Düzeni" kavramıdır. Orta malı niteliğinde Kamunun kullanımına açık alanlarda başörtülülerin yasaklanması eşitlik ilkesine ve özgürlüklerin ancak kamu düzeni ve genel ahlâkı korumak için kanun ile sınırlanması gerektiği ilkesine aykırı olur.
2. Kişisel hak ve özgürlükler açısından ne diyorsunuz?
Anayasa'nın 13. maddesi "Temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir. Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz, Kamu hizmetine tahsis edilmiş hizmet niteliğinde resmî binalar ve alanlar başörtülülerin buralardan engellenmesi de Anayasal Eşitlik İlkesine ve Kanunla sınırlama ilkesine aykırı olacağı gibi Anayasa'nın Laiklik İlkesine de aykırıdır. Laik Devlet kadın giyimini başsorun yapan devlettir diye hiçbir evrensel ilke yoktur. Hukukta ölçütler objektif olur. Bu konuda yargının eleştirilmesi de Anayasal bir görevdir. Anayasa kişi, kurum ve kuruluşları bağlar. Hâkim kaanaati ve vicdani ne olursa olsun, objektif olarak pozitif hukuku uygulamak zorundadır. Yargıya karşı Adalet ve güven duygusu kaybolmuştur. Anayasa'nın 6. maddesinin son cümlesi "hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
3. Laiklik açısından nasıl bakıyorsunuz?
Devlet laik olmak zorundadır. Laiklik devletin dikkate alması gereken yani vatandaşının inanıp inanmadığına bakmadan eşit mesafede davranan devlet demektir. İnsan Laik olamaz. İnanır dindardır.
İnançsızdır ateisttir. Devlet Laik olmalıdır. Dine bağlı olmamak demek dinle mücadele etmek demek değildir. Batıda Laiklik din karşılığı anlamına gelmez.
4. Sokakta başörtüsü ile gezmek laikliği aykırı mı oluyor?
Malesef objektif davranılmamış ve hukuka daha açıkça Anayasa'ya aykırı bir karar verilmiş bulunmaktadır. Başörtüsünü yasaklayan ya da kamusal alanı tarif eden hiçbir kanun yönetmelik tüzük maddesi yoktur. Bu karar, mevcut Anayasa sistemimize aykırıdır.
Nazan Moroğlu
Bu kararla kamusal alan yarın eve de girer gibi bir korkum yok. Böyle bir şey olamaz. Herkes kıyafetini seçme konusunda özgürdür. Ama kamusal görev yapacaksa kurallara uymak zorundadır.
1. Kararın arkasında yine 'kamusal alan' mı var?
Elbette. Çünkü, kamusal alanda türban takılmasını engelleyen hukuk kuralları var. Bir hukuk devletinde bu kurallara herkes uymak zorundadır. Asıl mesele şu: Kamusal alan kavramı genişletilmeli mi? Sorun burada. Kararda söz konusu edilen kişi, okul yöneticisi konumunda olduğu için dava açılıyor. Danıştay'ın bu nedenle titiz davrandığını sanıyorum. Eğer yönetici değil de, öğretmen olsa, sanırım Danıştay'dan aynı şekilde, yani sokakta başörtülü gezdiği için, okulda açsa da öğretmenlik yapamaz gibi bir karar çıkmayacaktı. Üstelik garnizon içinde bir okuldan söz ediliyor. Madem, özel alan, kamusal alan ayrımı yapılmış, kurallar da kamusal alanı kapsıyor, bunu özele doğru genişletmek ne derece doğru olur? Bu sorunun cevabını tartışmamız, sorgulamamamız lazım.Ama henüz yargı süreci tamamlanmış değil. Henüz kesin hüküm halini almadığı için bir şey diyemiyorum. 2. Kişisel hak ve özgürlükler açısından ne diyorsunuz?
Bakın, kişi hak ve hürriyetleri diyoruz. Herkes hukuk kuralları çerçevesinde dilediği gibi başını örter veya örtmez. Bu konuda tamamen özgürdür. Ancak kamu görevi yapan kişilerin, bu görevi yaparken mutlaka kurallara uymaları lazım. Bunu sokağa taşıyıp, onun özel alanına da uygulamak, tabii ki, kişi hak ve özgürlükleriyle bağdaşmıyor. Bunu açıkça söylemek lazım. Fakat daha önce de belirttiğim gibi söz konusu olan bir anaokulu yöneticisi. Danıştay, belli ki bir okul yöneticisinin çocuklara çağdaş görünümden farklı bir görüntü vermemesi gerekir diye düşünmüş. Okul öncesi çağda çocuklar çok etkileniyor. Her şeyi ileri yaşamına taşıyor. Belki, bir okul idarecisinin çağdaş görünümden uzak olmasını istemeyen velilerin başvurusu üzerine başladı bu süreç. Dolayısıyla tartışmaya açık. Salt bir hukukçu olarak bakarsak, kişi hak ve özgürlüklerini fazlaca sınırlandıran bir karar.
3. Laiklik açısından nasıl bakıyorsunuz?
Bunu da aynı şekilde, kişisel hak ve özgürlükler açısından değerlendiriyorum. Herkesin özgür hakkı vardır. Kendi kıyafetini seçme konusunda bu geçerlidir. Evet, bunu kamusal alanda, kurallar çerçevesinde sınırlamaya zorunludur. Eğer kamu görevi yapmak istiyorsa. Fakat onun dışında, kendi özel alanında istediği kıyafeti giyebilir. Başını açar ya da kapar.
4. Sokakta başörtüsü ile gezmek laikliği aykırı mı oluyor?
Hayır, sokak kamusal alan değildir. Bunu bilmemiz gerekiyor. Şimdi bu kararla kamusal alan sokağa da taşındı, yarın evine içine de girer gibi bir korkum yok. Böyle bir şey olamaz. Burada söz konusu olan öğretmenin davranış modeli. Belki de öğretmen bunu kasıtlı yapıyor. 'Bak ben dışarda başını örten fakat içerde zorla başını açan müdürüm' imajı vermek istiyor. Böyle şeyler yapılabiliyor. Gerçekten çok zor bir konu bu. Şahsen zorlanıyorum. Hukukçu olarak şunu demek geliyor içimden. Hayır bırakın kamusal alanın kurallarına herkes uysun ama özel alanda kendi tercihini uygulasın.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...