|

IRAK'TA MEZHEP ÇATIŞMALARI (MI?)
Irak'ın
Samarra kentindeki Şiilerce kutsal bilinen mekanlara yapılan saldırılar
üzerine başlayan çatışmaları, ülkeyi bölecek bir Şii-Sünni çatışmasının
işaretleri olarak değerlendirmek yerine, Amerika'nın, Şiilerin lehine
bozulma emareleri gösteren Irak denkleminde dengelerin bozulmaması için
giriştiği bir operasyonla bağlantılı görmek daha doğru görünüyor. Zira
medyanın da bir süredir dillendirdiği gibi, Amerika'nın, 2003
Operasyonu'ndan bu yana takip ettiği politika, Kürtleri ve (zımnen)
Şiileri kollama ve eski düzenin uzantısı olarak görülen Sünnileri
dışlama esasına dayalıydı. Ancak, şimdi, plan doğrultusunda kurulması
istenen düzenin bir biçimde 'oturduğu'nu gören Amerika, 'çizilen
sınır'ın dışına çıkma niyeti taşıyabilecek Şii unsurlara bu 'sınırları'
hatırlatmaya çalışıyor. Aslında bu, Amerika'nın daha önce de Kürtler
için uyguladığı politikaydı. Zira Kürtler de, operasyon sırasında
Amerika'yı açıktan desteklemiş oldukları için, geçici hükümetin kurulma
aşamasında, Washington'u ziyaret etmişler ve 'bağımsızlık' taleplerini
dile getirmişlerdi. Fakat Amerika, o zaman da, Kürtler'e 'sınırları'nı
hatırlatmış ve bu talebin kabul edilemeyeceğini bildirmişti. Kürtlere,
sadece, savaş sırasında gösterdikleri 'yararlılık'tan dolayı, pastadan
verilecek payda biraz artış yapılacağı sözü verilmişti. Ve Amerika bunu
yaptı. Kürtler, hem geçici hükümette nüfus oranlarına göre daha fazla
temsil edildiler hem de Cumhurbaşkanlığı onlara verildi. Ancak Kürtler
için olabilecek olanın en iyisi bundan ibaretti. Daha fazlasını her
istediklerinde, Amerika, onlara 'sınırları' hatırlattı. Şiiler ise,
operasyon sırasında, Saddam rejimi devrilsin diye, Amerika'ya zımnen
destek verdiler. Açık destek vermedikleri için de, temsil noktasında
kısmen kayıpları oldu. Fakat Amerika şunu iyi bilmekteydi ki, Irak'ta
yeni bir düzen kurulacaksa, bu, öyle veya böyle, Şii-ağırlıklı bir
yapıya sahip olacaktı. Nitekim seçimler yapıldığında da, nüfusun
yaklaşık %65'ini temsil eden Şiiler, çoğunluğu ele geçirdiler. Fakat, bu
denge, öylesine hassas bir zemin üzerine kurulmalıydı ki, Şiilerin tek
başına hükümet kurmasına da izin verilmemeliydi. Çünkü Şiileri de
dengede tutacak ve onlara da 'sınırları'nı hatırlatacak 'güvenlik
mekanizmaları' tesis edilmeliydi. İşte şu son birkaç ay içerisinde
Amerika'nın takip ettiği politikada, Şiiler'e bu sınırların
hatırlatılması noktasında bazı işaretler alındı. Bu nedenle de
Amerika'nın yavaş yavaş Sünnileri destekler bir tutum aldığına dair
medyada haberler çıkmaya başladı. İşte bu 'yeni' tutumun ardında,
Şiiler'e Amerika'nın 'kırmızı çizgileri'ne dikkat etmeleri uyarısı
vardır. Bu nedenle, çıkan çatışmalar ne kadar büyük olursa olsun,
mesele, asla bir Şii-Sünni çatışması olarak görülmemelidir. Bunu ne
Amerika, ne Şiiler ne de Sünniler istemez, istememektedirler. Zaten Şii
ve Sünni grupları temsilcileri de, açıkça bu çatışmaların meşruiyeti
olmadığını beyan etmişler, hatta Mukteda Es-Sadr "Müslüman kanı döken
bizden değildir" diyerek, bu hadiseleri onaylamadıklarını ilan etmiştir.
Amerika'nın da, bu hadiselerin Şii-Sünni çatışmasına dönüşmesinde aslen
bir çıkarı yoktur. Çünkü bölgede tesis edilmeye çalışılan 'düzen'in
belki de en büyük dinamitleyicisi, çatışmaların Şii-Sünni kavgasına
dönüşmesidir ki, düzen kurmaya çalışan Amerika'nın böyle bir şeyi
istemesi düşünülemez. Belki akla, Amerika'nın, Irak'tan çekilmeyi
düşündüğü ve (tıpkı zamanında İngilizlerin Pakistan-Hindistan,
Türkiye-Yunanistan gibi ülkelerde yaptığı gibi) geride bu tür ihtilaflar
bırakıp çekilmek istediği düşüncesi gelebilir. Ancak bu da şu anki
konjonktür itibarıyla isabetli değildir. Çünkü BOP Projesi'ni ilan etmiş
olan Amerika'nın şu an itibarıyla Irak'tan çekilmeyi gündemine almadığı
bilinmektedir. Dolayısıyla, bu çatışmalar, öyle anlaşılıyor ki
çıkartıcısı kim olursa olsun, Şiiler'e mesaj verme ve 'sınırlarını
hatırlatma 'amacı taşımaktadır. |