|

İnanılmaz Hindistan
Çev.: Kamil Cengiz
Financial Times Deutschland, 21.04.2006
Sabine Muscat
Batı,
Hindistan alt kıtasını, geleceğin ideal piyasası ve stratejik sevimli
partneri olarak keşfetti. Fakat birçok insan çok basit bir resim çiziyor
“İnanılmaz Hindistan”: Hint turizm sanayisi, bu sloganla turist çekmeye
çalışıyor. Devletin, yatırımları teşvik birimi, internet sayfasında
işadamlarının neden Hindistan'a (satır aralarında okuyabildiğimiz gibi
yani neden Çin'e değil), yatırım yapmaları gerektiğine dair 23 sebep
sıralıyor. Dünyanın en büyük halk ekonomilerinden(!) 300 Milyon
tüketicisi olan bir piyasa(!) İyi İngilizce bilen iyi eğitimli bilim
adamları(!) İstikrarlı parlamenter demokrasi(!)
Dikkatleri kendi üzerine çekme gayretleriyle Hindistan başarılı olduğu
söylenebilir. Konferansların ve analizlerin başlıkları "Yükselen
Hindistan", "Dünyanın ekonomik motoru Hindistan", "Geleceğin piyasası
Hindistan". Medya araştırma enstitüsü Media Tenor 2005 yılında
Hindistan'la ilgili dostça raporların arttığını, "buna karşın Çin'le
ilgili haberlere daha soğukkanlı değerlendirmeler karıştığı" tesbitini
yapmaktadır. Başbakan Manmohan Singh, eğer hafta sonu Almanya'ya gelirse
çok sevgi açıklamaları duyacak - zira o, Çin'in katı Başbakanı Hu Jintao
ile kıyaslandığında daha mülayim bir iş ortağı.
Radikal bir algı değişikliği
Hindistan uzun bir zaman haksız yere gözardı edildi. Ülkenin ekonomisi
bir süredir büyümüyor - ve demokratik sistemin Çin'in tek parti
diktatörlüğünden daha çok bizim değer ölçütlerimize daha yakın durduğu
bilgisi de yeni değil. Hindistan'ın başarışındaki inanılmazlık,
algılamanın radikal bir biçimde değiştiğini göstermektedir. Hissiyatın
bu radikal dönüşümü Hindistan'ın daha önce Çin'de olduğu gibi
eleştirilmeksizin göklere çıkarılması tehlikesini içinde barındırıyor.
Şu sıralar bir dizi yanlış anlama ve basitleştirmeler kafalara
yerleşiyor. Bu basitleştirmenin ilk sırasında, Hindistin'ın Çin'den daha
mütevazi bir şekilde, fakat sağlam adımlarla ilerlediği düşüncesi
yatıyor. Bu kulağa güzel geliyor, fakat Hindistan mütevazi olamaz; zira
eğer daha hızlı nüfus artışını düşünürsek, aslında ekonomisinin Çin
ekonomisinden daha hızlı büyümesi gerekiyor. Geçen sene % 8 hedefini
koyan Hind hükümeti, şimdi bu rakamı % 10'a çıkardı. Fakat bu hedefe bu
kadar hızlı ulaşılacağı ufukta gözükmüyor: Asya Kalkınma Bankası, bu
sene için yaptığı tahminde rakamı yüzde 7,6 olarak tesbit etti.
İkinci basitleştirme ise, Hindistan'ın büyümesinin, kendi iç
dinamiklerinden kaynaklandığı ve Çin'de olduğu gibi ihracata dayalı
olarak gerçekleşmediği şeklindeki düşüncedir. Bu doğru, fakat Çin'in
güçlü ihracat ekonomisi yeni refahın daha geniş sosyal dilimlere
yayılmasını mümkün kıldı. Çin'de de 'orta sınıf'ın büyüklüğü
şişiriliyor, fakat Hindistan'daki abartı tüyler ürpertici. 300 milyon
yerine, aslında orta sınıfın sayısının 60 milyon olduğunu söylemek daha
doğru olur - bunlar, Maliye Bakanı Palaniappan Chidambaram'a göre,
vergilendirilebilecek gelire sahip olanların sayısıdır.
Bu orta sınıf çevresinin hızlı bir şekilde nasıl büyüyeceği halen belli
değil. Şehirlerdeki gecekondularda, ama özellikle Hind nüfusunun üçte
ikisini teşkil eden 1 Milyar'dan fazla insanın yaşadığı taşralarda
birçok insan yoksulluk sınırında yaşamaktadırlar. Çin'de 80’li
yıllardaki reformların başlangıcında önce çiftçilerin üreticiliği
artarken, Hind ziraati son sene % 2,3 büyüdü. Hükümet, devlet kaynaklı
bir iş verme programıyla en ağır acıları hafifletmeyi planlıyor.
Hindistan Çin'in başarı hikayesini taklit etmek istiyorsa, orta sınıfın,
skuter satın alması buna yetmeyecektir. Hizmet sektöründeki işlerin
üçüncü firmalara kaydırılması da yüksek tahsil standarına sahip şehirsel
merkezlerle sınırlı kalacak. Hükümet, sanayi iş yerlerinin
oluşturulmasından başka bir yolun bulunmadığını bilmektedir.
Hindistan bir macera olarak kalacak
Buradan üçüncü basitleştirmeye geçiş yapmak kolay gibi. Buna göre,
"Hindistan siyasi açıdan istikrarlı bir ülke". Çin'in bugün yaşadığı
sosyal gerilimlerden Hindistan da kurtulamayacak. Hindistan'ın avantajı,
seçimlerin hükümete yönelik kabulün ölçütü olmasıdır. Çin'de
hoşnutsuzluk, başka itiraz yollarının kapalı olmasından dolayı, giderek
daha fazla şiddet yoluyla dışa vuruyor. Fakat Hindistan'ın, çok övündüğü
halkın siyasete katılımı konusunda büyük halk kitlelerinin eğitim
düzeylerinin ne olduğu sorusuna cevap vermesi lazım. Okuma ve yazma
bilmeyen bir insan kendi taleplerinin peşini nasıl sağlıklı bir şekilde
takip edebilir?
Bu çözülmemiş sorunlar çerçevesinden bakıldığında dördüncü
basitleştirmenin gerçeği yansıtmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz:
"Hindistan Batıyla aynı stratejik çıkarlara sahip." Hem Hindistan'da hem
de Çin'de pragmatik büyüme düşünceleri, dünyaya şekil vermek isteyen
iradeye ağır basacaktır. Hindistan da, İran gibi devletleri yola
getirmekten daha çok, kendi hammadde ihtiyacını emniyete alma konusuyla
ilgilenmektedir. Hindistan da Batıya karşı Asya'yı üstün tutma
politikası güdüyor ve bundan çıkar umuyor. Hindistan, kendisini, Çin'e
karşı bir denge unsuru olarak gören politikalara direnecektir; isterse
bu yöndeki talep ABD tarafından gelsin.
Bunun Batı için anlamı şudur: Hindistan, tıpkı Çin gibi, bir macera
olarak kalmaya devam ediyor. |