Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 329 | Mayıs  2006

                   

 

 


İnanılmaz Hindistan

 

Çev.: Kamil Cengiz

Financial Times Deutschland, 21.04.2006
Sabine Muscat

Batı, Hindistan alt kıtasını, geleceğin ideal piyasası ve stratejik sevimli partneri olarak keşfetti. Fakat birçok insan çok basit bir resim çiziyor
“İnanılmaz Hindistan”: Hint turizm sanayisi, bu sloganla turist çekmeye çalışıyor. Devletin, yatırımları teşvik birimi, internet sayfasında işadamlarının neden Hindistan'a (satır aralarında okuyabildiğimiz gibi yani neden Çin'e değil), yatırım yapmaları gerektiğine dair 23 sebep sıralıyor. Dünyanın en büyük halk ekonomilerinden(!) 300 Milyon tüketicisi olan bir piyasa(!) İyi İngilizce bilen iyi eğitimli bilim adamları(!) İstikrarlı parlamenter demokrasi(!)
Dikkatleri kendi üzerine çekme gayretleriyle Hindistan başarılı olduğu söylenebilir. Konferansların ve analizlerin başlıkları "Yükselen Hindistan", "Dünyanın ekonomik motoru Hindistan", "Geleceğin piyasası Hindistan". Medya araştırma enstitüsü Media Tenor 2005 yılında Hindistan'la ilgili dostça raporların arttığını, "buna karşın Çin'le ilgili haberlere daha soğukkanlı değerlendirmeler karıştığı" tesbitini yapmaktadır. Başbakan Manmohan Singh, eğer hafta sonu Almanya'ya gelirse çok sevgi açıklamaları duyacak - zira o, Çin'in katı Başbakanı Hu Jintao ile kıyaslandığında daha mülayim bir iş ortağı.
Radikal bir algı değişikliği
Hindistan uzun bir zaman haksız yere gözardı edildi. Ülkenin ekonomisi bir süredir büyümüyor - ve demokratik sistemin Çin'in tek parti diktatörlüğünden daha çok bizim değer ölçütlerimize daha yakın durduğu bilgisi de yeni değil. Hindistan'ın başarışındaki inanılmazlık, algılamanın radikal bir biçimde değiştiğini göstermektedir. Hissiyatın bu radikal dönüşümü Hindistan'ın daha önce Çin'de olduğu gibi eleştirilmeksizin göklere çıkarılması tehlikesini içinde barındırıyor.
Şu sıralar bir dizi yanlış anlama ve basitleştirmeler kafalara yerleşiyor. Bu basitleştirmenin ilk sırasında, Hindistin'ın Çin'den daha mütevazi bir şekilde, fakat sağlam adımlarla ilerlediği düşüncesi yatıyor. Bu kulağa güzel geliyor, fakat Hindistan mütevazi olamaz; zira eğer daha hızlı nüfus artışını düşünürsek, aslında ekonomisinin Çin ekonomisinden daha hızlı büyümesi gerekiyor. Geçen sene % 8 hedefini koyan Hind hükümeti, şimdi bu rakamı % 10'a çıkardı. Fakat bu hedefe bu kadar hızlı ulaşılacağı ufukta gözükmüyor: Asya Kalkınma Bankası, bu sene için yaptığı tahminde rakamı yüzde 7,6 olarak tesbit etti.
İkinci basitleştirme ise, Hindistan'ın büyümesinin, kendi iç dinamiklerinden kaynaklandığı ve Çin'de olduğu gibi ihracata dayalı olarak gerçekleşmediği şeklindeki düşüncedir. Bu doğru, fakat Çin'in güçlü ihracat ekonomisi yeni refahın daha geniş sosyal dilimlere yayılmasını mümkün kıldı. Çin'de de 'orta sınıf'ın büyüklüğü şişiriliyor, fakat Hindistan'daki abartı tüyler ürpertici. 300 milyon yerine, aslında orta sınıfın sayısının 60 milyon olduğunu söylemek daha doğru olur - bunlar, Maliye Bakanı Palaniappan Chidambaram'a göre, vergilendirilebilecek gelire sahip olanların sayısıdır.
Bu orta sınıf çevresinin hızlı bir şekilde nasıl büyüyeceği halen belli değil. Şehirlerdeki gecekondularda, ama özellikle Hind nüfusunun üçte ikisini teşkil eden 1 Milyar'dan fazla insanın yaşadığı taşralarda birçok insan yoksulluk sınırında yaşamaktadırlar. Çin'de 80’li yıllardaki reformların başlangıcında önce çiftçilerin üreticiliği artarken, Hind ziraati son sene % 2,3 büyüdü. Hükümet, devlet kaynaklı bir iş verme programıyla en ağır acıları hafifletmeyi planlıyor.
Hindistan Çin'in başarı hikayesini taklit etmek istiyorsa, orta sınıfın, skuter satın alması buna yetmeyecektir. Hizmet sektöründeki işlerin üçüncü firmalara kaydırılması da yüksek tahsil standarına sahip şehirsel merkezlerle sınırlı kalacak. Hükümet, sanayi iş yerlerinin oluşturulmasından başka bir yolun bulunmadığını bilmektedir.
Hindistan bir macera olarak kalacak
Buradan üçüncü basitleştirmeye geçiş yapmak kolay gibi. Buna göre, "Hindistan siyasi açıdan istikrarlı bir ülke". Çin'in bugün yaşadığı sosyal gerilimlerden Hindistan da kurtulamayacak. Hindistan'ın avantajı, seçimlerin hükümete yönelik kabulün ölçütü olmasıdır. Çin'de hoşnutsuzluk, başka itiraz yollarının kapalı olmasından dolayı, giderek daha fazla şiddet yoluyla dışa vuruyor. Fakat Hindistan'ın, çok övündüğü halkın siyasete katılımı konusunda büyük halk kitlelerinin eğitim düzeylerinin ne olduğu sorusuna cevap vermesi lazım. Okuma ve yazma bilmeyen bir insan kendi taleplerinin peşini nasıl sağlıklı bir şekilde takip edebilir?
Bu çözülmemiş sorunlar çerçevesinden bakıldığında dördüncü basitleştirmenin gerçeği yansıtmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz: "Hindistan Batıyla aynı stratejik çıkarlara sahip." Hem Hindistan'da hem de Çin'de pragmatik büyüme düşünceleri, dünyaya şekil vermek isteyen iradeye ağır basacaktır. Hindistan da, İran gibi devletleri yola getirmekten daha çok, kendi hammadde ihtiyacını emniyete alma konusuyla ilgilenmektedir. Hindistan da Batıya karşı Asya'yı üstün tutma politikası güdüyor ve bundan çıkar umuyor. Hindistan, kendisini, Çin'e karşı bir denge unsuru olarak gören politikalara direnecektir; isterse bu yöndeki talep ABD tarafından gelsin.
Bunun Batı için anlamı şudur: Hindistan, tıpkı Çin gibi, bir macera olarak kalmaya devam ediyor.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...