Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 329 | Mayıs  2006

                   

 

 


İran’a Irak Misali Yanıt Felaket Olur

Joseph Cinncione/02.04.2006/Radikal

ABD'de İran'a dair konuşulanlar, Irak savaşı öncesinden farksız. Yönetim, yaratacağı tüm felaketlere rağmen İran'ı vurmayı düşünüyor
Bush yönetiminin İran'a saldırı düzenlemek konusunda ciddi olmadığını sanırdım hep, zira bu İran'ın nükleer programını hızlandırmaktan başka şeye yaramazdı. Ama İran hakkında bugün duyduklarımız, korkunç derecede tanıdık geliyor. Bunun nedeni, bazı ABD'li yetkililerin İran'a dersini vermeye çoktan karar vermesi olabilir.
Bu manşetler size de bir şeyler hatırlatıyor mu? ABD Başkan Yardımcısı, Ortadoğu'daki petrol zengini bir ülkenin oluşturduğu tehdide odaklanan şatafatlı bir söylev veriyor. ABD Dışişleri Bakanı Kongre'ye aynı ülkenin, en ciddi küresel meydan okumayı temsil ettiğini anlatıyor. Savunma bakanı söz konusu ülkeyi, küresel terörizmin baş destekçisi ilan ediyor. Başkan, ABD birliklerine saldırılardan o ülkeyi sorumlu tutuyor. İstihbarat birimleri bu ülkeden kaynaklanan nükleer tehdidin 10 yıl ötede olduğunu söylese de, istihbarat şefi çok daha meşum bir resim çiziyor. Yeni ABD ulusal güvenlik stratejisi, önleyici saldırıların borazanlığını yapıyor ve aynı ülkeyi büyük tehdit olarak yansıtıyor. Ve yeni muhafazakârlar savaş tamtamlarını çalarken, televizyon kanalları haberlerini 'geri sayım' ve 'güç gösterisi' bantları eşliğinde veriyor.
Saldırı Müslümanları ayaklandırır
Bugün o manşetlerde yer alan ülke elbette ki Irak değil, İran. Fakat paralellikler çarpıcı. Üst düzey Beyaz Saray yetkililerinin ülkeyi sistematik yalanlarla vahim bir savaşa sürüklemesinin üzerinden üç yıl geçti, ama hâlâ aynısını yapmayı deneyebiliyorlar.
Hiçbir şey henüz belli değil. Aylar boyu röportajcılara tek bir siyasi veya askeri yetkilinin İran'a askeri bir saldırıyı ciddi ciddi düşünmediğini anlattım. Son haftalarda ise fikrim değişti. Bu değişim kısmen Pentagon ve yüksek düzey idari birimler ile yakın olan meslektaşlarımdan kaynaklanıyor; bazı üst düzey yetkililerin çoktan karar verdiklerine beni ikna ettiler: İran'ı vurmak istiyorlar. Dostlarıma saldırının ABD için felaket demek olacağını anlattım. İran kamuoyunu rağbet görmeyen bir rejimin etrafında kenetleyeceğini, Müslüman dünyada Amerikan karşıtı öfkeyi ateşleyeceğini ve ABD'nin Irak'ta zaten iç açıcı olmayan konumunu zorlaştıracağını... Bunun İran'ın nükleer programını hızlandıracağını, Tahran'daki sertlik yanlılarının ABD'yi caydırmanın tek yolunun nükleer silah olduğu iddiasının haklı çıkacağını, İran'ın saldırıya birkaç yılda nükleer silah üretebilecek bir nükleer programla cevap verebileceğini...
Dostlarım ise bana, Irak konusunda da aynı şeyleri söylediğimi hatırlattı. O günlerde Başkan Bush diplomatik çözüme inandığını söylerken, ona inanan bir ben kalmıştım. Ama beni bu kez ikna eden, bizzat ABD yönetiminin açıklamaları oldu. Evet, bugün İran'a askeri saldırı için bir hazırlık yapıldığına inanıyorum.
İran'dan da 'beteri' vardı ama...
Yönetim Irak'taki 'başarılı' harekâtı yinelemek niyetinde. Şimdi Tahran'ın en büyük terör destekçisi olduğunu iddia ederek, kanıt olmasa da İran'ı da 11 Eylül'le ilişkilendirmeye uğraşıyor. İran'ın uranyum zenginleştirme teknolojisini kusursuzlaştırırsa, kısa sürede 'geri dönülemez' noktayı aşacağını vurgulayarak, tehdidi acil göstermeye çalışıyor. Oysa geçmişte birçok ülke İran'ın yaptığının çok ötesine gitti ve nükleer programını silah üretmeden bitirdi.
Ve elbette, ABD askerlerinin hayatına mal olan Irak direnişiyle İran arasında bağ kurmaya gayret ediliyor; Genelkurmay Başkanı General Peter Pace bunu destekleyecek kanıt olmadığını söylese de...
Diplomasi başarısız olursa, ABD yönetimi Demokratları İran'a karşı güç kullanmayı öngören bir karara ikna edebilir. Ne de olsa başkanlığa hevesli birçok Demokrat şahin pozu takınmaya çalışıyor ve bu meselede Başkan Bush'un da sağına konumlanıyor.
Ama neyse ki bugün İran'ın nükleer programı hakkında, geçmişte Irak'ın programı hakkında bildiğimizden çok daha fazlasını biliyoruz. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçileri üç yıl İran'da çalışarak, nükleer silaha dair tüm iddiaları araştırdılar. ABD'nin uydu keşifleri, gizli programları ve İranlı muhaliflerin sağladığı ek bilgiler de cabası. Şimdi kilit nokta, bütün bu bilgileri açık bir tartışma için masaya koymak ve bağımsız kuruluşların da etkin katılımıyla, titiz bir değerlendirme yapmak.
Küçük bir grubun siyasi veya ideolojik ajandasının dünyanın kritik bir bölgesinde yeni bir felaket yaratmasına bir daha izin veremeyiz. (Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nda silahsızlanma uzmanı, 27 Mart 2006)

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...