|

İran’a
Irak Misali Yanıt Felaket Olur
Joseph Cinncione/02.04.2006/Radikal
ABD'de
İran'a dair konuşulanlar, Irak savaşı öncesinden farksız. Yönetim,
yaratacağı tüm felaketlere rağmen İran'ı vurmayı düşünüyor
Bush yönetiminin İran'a saldırı düzenlemek konusunda ciddi olmadığını
sanırdım hep, zira bu İran'ın nükleer programını hızlandırmaktan başka
şeye yaramazdı. Ama İran hakkında bugün duyduklarımız, korkunç derecede
tanıdık geliyor. Bunun nedeni, bazı ABD'li yetkililerin İran'a dersini
vermeye çoktan karar vermesi olabilir.
Bu manşetler size de bir şeyler hatırlatıyor mu? ABD Başkan Yardımcısı,
Ortadoğu'daki petrol zengini bir ülkenin oluşturduğu tehdide odaklanan
şatafatlı bir söylev veriyor. ABD Dışişleri Bakanı Kongre'ye aynı
ülkenin, en ciddi küresel meydan okumayı temsil ettiğini anlatıyor.
Savunma bakanı söz konusu ülkeyi, küresel terörizmin baş destekçisi ilan
ediyor. Başkan, ABD birliklerine saldırılardan o ülkeyi sorumlu tutuyor.
İstihbarat birimleri bu ülkeden kaynaklanan nükleer tehdidin 10 yıl
ötede olduğunu söylese de, istihbarat şefi çok daha meşum bir resim
çiziyor. Yeni ABD ulusal güvenlik stratejisi, önleyici saldırıların
borazanlığını yapıyor ve aynı ülkeyi büyük tehdit olarak yansıtıyor. Ve
yeni muhafazakârlar savaş tamtamlarını çalarken, televizyon kanalları
haberlerini 'geri sayım' ve 'güç gösterisi' bantları eşliğinde veriyor.
Saldırı Müslümanları ayaklandırır
Bugün o manşetlerde yer alan ülke elbette ki Irak değil, İran. Fakat
paralellikler çarpıcı. Üst düzey Beyaz Saray yetkililerinin ülkeyi
sistematik yalanlarla vahim bir savaşa sürüklemesinin üzerinden üç yıl
geçti, ama hâlâ aynısını yapmayı deneyebiliyorlar.
Hiçbir şey henüz belli değil. Aylar boyu röportajcılara tek bir siyasi
veya askeri yetkilinin İran'a askeri bir saldırıyı ciddi ciddi
düşünmediğini anlattım. Son haftalarda ise fikrim değişti. Bu değişim
kısmen Pentagon ve yüksek düzey idari birimler ile yakın olan
meslektaşlarımdan kaynaklanıyor; bazı üst düzey yetkililerin çoktan
karar verdiklerine beni ikna ettiler: İran'ı vurmak istiyorlar.
Dostlarıma saldırının ABD için felaket demek olacağını anlattım. İran
kamuoyunu rağbet görmeyen bir rejimin etrafında kenetleyeceğini,
Müslüman dünyada Amerikan karşıtı öfkeyi ateşleyeceğini ve ABD'nin
Irak'ta zaten iç açıcı olmayan konumunu zorlaştıracağını... Bunun
İran'ın nükleer programını hızlandıracağını, Tahran'daki sertlik
yanlılarının ABD'yi caydırmanın tek yolunun nükleer silah olduğu
iddiasının haklı çıkacağını, İran'ın saldırıya birkaç yılda nükleer
silah üretebilecek bir nükleer programla cevap verebileceğini...
Dostlarım ise bana, Irak konusunda da aynı şeyleri söylediğimi
hatırlattı. O günlerde Başkan Bush diplomatik çözüme inandığını
söylerken, ona inanan bir ben kalmıştım. Ama beni bu kez ikna eden,
bizzat ABD yönetiminin açıklamaları oldu. Evet, bugün İran'a askeri
saldırı için bir hazırlık yapıldığına inanıyorum.
İran'dan da 'beteri' vardı ama...
Yönetim Irak'taki 'başarılı' harekâtı yinelemek niyetinde. Şimdi
Tahran'ın en büyük terör destekçisi olduğunu iddia ederek, kanıt olmasa
da İran'ı da 11 Eylül'le ilişkilendirmeye uğraşıyor. İran'ın uranyum
zenginleştirme teknolojisini kusursuzlaştırırsa, kısa sürede 'geri
dönülemez' noktayı aşacağını vurgulayarak, tehdidi acil göstermeye
çalışıyor. Oysa geçmişte birçok ülke İran'ın yaptığının çok ötesine
gitti ve nükleer programını silah üretmeden bitirdi.
Ve elbette, ABD askerlerinin hayatına mal olan Irak direnişiyle İran
arasında bağ kurmaya gayret ediliyor; Genelkurmay Başkanı General Peter
Pace bunu destekleyecek kanıt olmadığını söylese de...
Diplomasi başarısız olursa, ABD yönetimi Demokratları İran'a karşı güç
kullanmayı öngören bir karara ikna edebilir. Ne de olsa başkanlığa
hevesli birçok Demokrat şahin pozu takınmaya çalışıyor ve bu meselede
Başkan Bush'un da sağına konumlanıyor.
Ama neyse ki bugün İran'ın nükleer programı hakkında, geçmişte Irak'ın
programı hakkında bildiğimizden çok daha fazlasını biliyoruz.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçileri üç yıl İran'da çalışarak,
nükleer silaha dair tüm iddiaları araştırdılar. ABD'nin uydu keşifleri,
gizli programları ve İranlı muhaliflerin sağladığı ek bilgiler de
cabası. Şimdi kilit nokta, bütün bu bilgileri açık bir tartışma için
masaya koymak ve bağımsız kuruluşların da etkin katılımıyla, titiz bir
değerlendirme yapmak.
Küçük bir grubun siyasi veya ideolojik ajandasının dünyanın kritik bir
bölgesinde yeni bir felaket yaratmasına bir daha izin veremeyiz.
(Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nda silahsızlanma uzmanı, 27 Mart
2006) |