Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 329 | Mayıs  2006

                   

 

 


Türbanı Serbest Bırakmak İmkânsız mı Olacak?

İsmet Berkan / 17.04.2006 / Radikal

Türbanı serbest bırakmak imkânsız mı olacak?
Yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılında, o zamanlar Radikal'de yazmakta olan Etyen Mahçupyan'la bir tartışmaya girişmiştik. Tartışma, yine eğer yanlış hatırlamıyorsam benim türbanla ilgili yazdığım bir yazıya Etyen'in verdiği cevapla başlamıştı.
Tartıştığımız şey kabaca şuydu: Ben, türban yasaklarının Anayasa Mahkemesi kararlarından kaynaklandığını ve mahkemenin de yasaklara dayanak olarak Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerini gösterdiğini söylüyor ve 'Türban yasağını kaldırmanın tek yolu Anayasa Mahkemesi'nin fikrini değiştirmesini beklemektir' diyordum. Etyen ise yanlış hatırlamıyorsam, toplumda yasağı kaldırma yönünde bir talep varsa, gerekirse Anayasa bile değiştirilerek yasağın kaldırılması gerektiğini söylüyordu.
* * *
Cumartesi günü bu köşede Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in geçen hafta İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı meşhur konuşmanın bir bölümüne değindim.
Sezer, konuşmasında Anayasada 'değiştirilmesi teklif dahi edilemez' maddelerin sayısını dolaylı yoldan artırıyordu. Sezer'e göre, madem laiklik ilkesi Anayasa'nın değiştirilemez hükümlerindendi, o ilkeye içerik kazandıran Anayasa'nın başlangıç bölümü ile 24 ve 174. maddeleri de değiştirilemez nitelikteydi.
Bu değiştirilemezliğin genişletilmesini cumartesi günü eleştirdim ve tutarsız bulduğumu söyledim. Çünkü, 'Cumhuriyetin nitelikleri' denen ve değiştirilemez kılınan şey tek başına laiklikten ibaret değil, bir de 'demokratik sosyal hukuk devleti' var, ya onlara içerik kazandıran diğer Anayasa maddeleri ne olacak? Eğer onlar da değiştirilemez olacaksa, o zaman Anayasa'nın Kuranı Kerim'den ne farkı kalacak?
* * *
Yalnız, benim eleştirilerim ve Sezer'in ortaya attığı fikirdeki tutarsızlıklar bir yana, konu önemli.
Cumhurbaşkanı öyle her fırsatta konuşan ve her konuşmasında böyle konuları ele alan biri değil. O böyle bir konuşma yaptıysa mutlaka bir sebeple yapmış olmalı ve Cumhurbaşkanı Anayasa'yı bu şekilde yorumluyorsa emin olun bu yorum biçimi üç aşağı beş yukarı Anayasa Mahkemesi'ne yansır, orada da kabul görür.
İşte o yüzden cumartesi günü Cumhurbaşkanı-nın bazı taşları döşediğini öne sürdüm, bugün de konuşmanın bu bölümünün aslında türban sorununun çözümsüzlüğünü anlattığını söylemeye çalışıyorum.
Türkiye'de üniversitelerde türban yasağının iki temel dayanağı var. Bunlardan birincisi hukuki dayanak, o da Anayasa Mahkemesi kararlarından, Danıştay kararlarından ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından oluşuyor. İkinci dayanak ise uygulamadaki dayanak, o da YÖK'ün ve çeşitli üniversitelerin uygulamalarından oluşuyor.
Yasağı kaldırmak isteyenler genellikle hukuki cephede fazla bir şey yapamadıkları için uygulamaya, yani YÖK'e ve üniversitelere yükleniyorlar. Bazı üniversitelerin ve YÖK'ün aşırı uygulamalarını ben de bu köşeden eleştiriyorum, söz konusu yasak bütün kampüste ve binalarda değil sadece derslik, amfi ve sınav salonlarında geçerli, bunu unutmamak gerek. Yasağı genişletmek özel hayata müdahale anlamına gelir.
Türkiye önümüzdeki yıl yeni cumhurbaşkanını seçecek. Büyük ihtimalle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir sonraki cumhurbaşkanımız olacak.
Meseleye salt türban açısından bakıldığında, bir sonraki cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesi'nde fazla bir etkisi olmayacak, çünkü üye çoğunluğu 'genç'lerden oluşuyor mahkemenin ama YÖK için aynı şey söylenemez. Aynı şekilde üniversite rektörlükleri için de...
Yani, 2007-2014 döneminde, türbanın uygulamada serbest kalması söz konusu olabilir. İşte Cumhurbaşkanı konuşmasının o bölümünde bu duruma değiniyor bence.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...