|

Türbanı Serbest Bırakmak İmkânsız mı Olacak?
İsmet Berkan / 17.04.2006 / Radikal
Türbanı
serbest bırakmak imkânsız mı olacak?
Yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılında, o zamanlar Radikal'de yazmakta olan
Etyen Mahçupyan'la bir tartışmaya girişmiştik. Tartışma, yine eğer
yanlış hatırlamıyorsam benim türbanla ilgili yazdığım bir yazıya
Etyen'in verdiği cevapla başlamıştı.
Tartıştığımız şey kabaca şuydu: Ben, türban yasaklarının Anayasa
Mahkemesi kararlarından kaynaklandığını ve mahkemenin de yasaklara
dayanak olarak Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez
maddelerini gösterdiğini söylüyor ve 'Türban yasağını kaldırmanın tek
yolu Anayasa Mahkemesi'nin fikrini değiştirmesini beklemektir' diyordum.
Etyen ise yanlış hatırlamıyorsam, toplumda yasağı kaldırma yönünde bir
talep varsa, gerekirse Anayasa bile değiştirilerek yasağın kaldırılması
gerektiğini söylüyordu.
* * *
Cumartesi günü bu köşede Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in geçen hafta
İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı'nda yaptığı meşhur konuşmanın
bir bölümüne değindim.
Sezer, konuşmasında Anayasada 'değiştirilmesi teklif dahi edilemez'
maddelerin sayısını dolaylı yoldan artırıyordu. Sezer'e göre, madem
laiklik ilkesi Anayasa'nın değiştirilemez hükümlerindendi, o ilkeye
içerik kazandıran Anayasa'nın başlangıç bölümü ile 24 ve 174. maddeleri
de değiştirilemez nitelikteydi.
Bu değiştirilemezliğin genişletilmesini cumartesi günü eleştirdim ve
tutarsız bulduğumu söyledim. Çünkü, 'Cumhuriyetin nitelikleri' denen ve
değiştirilemez kılınan şey tek başına laiklikten ibaret değil, bir de
'demokratik sosyal hukuk devleti' var, ya onlara içerik kazandıran diğer
Anayasa maddeleri ne olacak? Eğer onlar da değiştirilemez olacaksa, o
zaman Anayasa'nın Kuranı Kerim'den ne farkı kalacak?
* * *
Yalnız, benim eleştirilerim ve Sezer'in ortaya attığı fikirdeki
tutarsızlıklar bir yana, konu önemli.
Cumhurbaşkanı öyle her fırsatta konuşan ve her konuşmasında böyle
konuları ele alan biri değil. O böyle bir konuşma yaptıysa mutlaka bir
sebeple yapmış olmalı ve Cumhurbaşkanı Anayasa'yı bu şekilde
yorumluyorsa emin olun bu yorum biçimi üç aşağı beş yukarı Anayasa
Mahkemesi'ne yansır, orada da kabul görür.
İşte o yüzden cumartesi günü Cumhurbaşkanı-nın bazı taşları döşediğini
öne sürdüm, bugün de konuşmanın bu bölümünün aslında türban sorununun
çözümsüzlüğünü anlattığını söylemeye çalışıyorum.
Türkiye'de üniversitelerde türban yasağının iki temel dayanağı var.
Bunlardan birincisi hukuki dayanak, o da Anayasa Mahkemesi
kararlarından, Danıştay kararlarından ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararlarından oluşuyor. İkinci dayanak ise uygulamadaki dayanak, o da
YÖK'ün ve çeşitli üniversitelerin uygulamalarından oluşuyor.
Yasağı kaldırmak isteyenler genellikle hukuki cephede fazla bir şey
yapamadıkları için uygulamaya, yani YÖK'e ve üniversitelere
yükleniyorlar. Bazı üniversitelerin ve YÖK'ün aşırı uygulamalarını ben
de bu köşeden eleştiriyorum, söz konusu yasak bütün kampüste ve
binalarda değil sadece derslik, amfi ve sınav salonlarında geçerli, bunu
unutmamak gerek. Yasağı genişletmek özel hayata müdahale anlamına gelir.
Türkiye önümüzdeki yıl yeni cumhurbaşkanını seçecek. Büyük ihtimalle
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir sonraki cumhurbaşkanımız olacak.
Meseleye salt türban açısından bakıldığında, bir sonraki
cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesi'nde fazla bir etkisi olmayacak, çünkü
üye çoğunluğu 'genç'lerden oluşuyor mahkemenin ama YÖK için aynı şey
söylenemez. Aynı şekilde üniversite rektörlükleri için de...
Yani, 2007-2014 döneminde, türbanın uygulamada serbest kalması söz
konusu olabilir. İşte Cumhurbaşkanı konuşmasının o bölümünde bu duruma
değiniyor bence. |