|

Rejime
Sahip Çıkmak; Rejimin Sahibi Olmak
Nazlı Ilıcak/ 26.04.2006/ Bugün
Türkiye'de
egemenlik tartışması hiçbir zaman son bulmuyor. Zaman zaman alevleniyor;
bazen geri plana düşüyor; ama, sorun ortadan kalkmıyor.
Son olarak, Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın sözleriyle bu tartışma
yeniden güncellik kazandı.
Bülent Arınç'ın 23 Nisan konuşmasında bana göre en önemli cümlesi şuydu:
"Ülkede bir rejim sorunu değil, rejimin sahibi olma tartışması vardır.
Ülke yönetiminde inisiyatif alanlarını genişletme ya da sahip oldukları
gücü kaybetmeme tartışması vardır."
Tayyip Erdoğan da, grup konuşmasında "Egemenlik, duvarda değil, millette
olacak" derken, "egemenliğin kayıtsız şartsız millette olmasını içine
sindiremeyenlerden" söz ederken, "Cumhuriyetin niteliklerinden
hiçbirinin diğerinden üstün olmadığını" vurgularken, Bülent Arınç ile
aynı çizgideydi.
***
23 Nisan törenlerinde, bir ilk okulda, her dönemin kıyafetleri
sergilenirken, kız çocuklarına çarşaf giydirilmesi birden bire
büyütülüyor; veyahut AK Parti Fatsa İlçe Başkanı'nın Atatürk anıtına
çelenk koyarken çiklet çiğnemesi, Atatürk'e hakaretten bu kişinin
cezaevine atılmasına sebeb olabiliyor. Tıpkı, İstanbul'da bir eğlence
merkezinin (Reina'nın) duvarının insanların ölümüne sebeb olacağı
endişesiyle yıktırılmasının "laik cumhuriyet rejiminden, ideolojik
intikam" olarak değerlendirilmesi gibi.
Hep bir "potansiyel tehlike" algılaması... Hep bir "niyet okuma"
çabası... Hep bir "farklı hayat tarzını kabul edememe, içine
sindirememe" vaziyeti...
Gerçekten de ortada, "rejime sahip çıkmak" değil, "rejimin sahibi olma"
kavgası var.
Hepimiz "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyoruz. Ama acaba bunu
içimize sindirebiliyor muyuz? Yoksa, lâtife ile karışık söylendiği gibi,
"Herkes eşittir, ama birileri daha fazla eşittir" diyerek, imtiyazlı bir
grubun farkının korunması gereğine mi inanıyoruz?
***
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, kendisinden, Bülent Arınç'ın
konuşmasını değerlendirmesini isteyen gazetecilere, ne güzel bir
demokrasi dersi verdi: "Nasıl bir Genelkurmay Başkanı istiyorsanız öyle
soru sorun" dedi. "Beni siyasetin içine çekmeyin" mesajıydı bu.
Aydınlarımız demokratik açıdan "şık" görünüyor diye, askerî müdahaleleri
eleştirir. Ama maalesef, daima, askerin siyasete müdahalesinin arkasında
kışkırtıcı ajan olarak bir grup aydın, yazar, çizer, üniversite hocası
yer almıştır. Taa Demokrat Parti'den beri bu imtiyazlı grup, "cahil oy
çoğunluğu" gibi mütalâa ettikleri milletin egemenliğini
kabullenememişlerdir. |