Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 329 | Mayıs  2006

                   

 

 


Rejime Sahip Çıkmak; Rejimin Sahibi Olmak

Nazlı Ilıcak/ 26.04.2006/ Bugün

Türkiye'de egemenlik tartışması hiçbir zaman son bulmuyor. Zaman zaman alevleniyor; bazen geri plana düşüyor; ama, sorun ortadan kalkmıyor.
Son olarak, Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın sözleriyle bu tartışma yeniden güncellik kazandı.
Bülent Arınç'ın 23 Nisan konuşmasında bana göre en önemli cümlesi şuydu: "Ülkede bir rejim sorunu değil, rejimin sahibi olma tartışması vardır. Ülke yönetiminde inisiyatif alanlarını genişletme ya da sahip oldukları gücü kaybetmeme tartışması vardır."
Tayyip Erdoğan da, grup konuşmasında "Egemenlik, duvarda değil, millette olacak" derken, "egemenliğin kayıtsız şartsız millette olmasını içine sindiremeyenlerden" söz ederken, "Cumhuriyetin niteliklerinden hiçbirinin diğerinden üstün olmadığını" vurgularken, Bülent Arınç ile aynı çizgideydi.
***
23 Nisan törenlerinde, bir ilk okulda, her dönemin kıyafetleri sergilenirken, kız çocuklarına çarşaf giydirilmesi birden bire büyütülüyor; veyahut AK Parti Fatsa İlçe Başkanı'nın Atatürk anıtına çelenk koyarken çiklet çiğnemesi, Atatürk'e hakaretten bu kişinin cezaevine atılmasına sebeb olabiliyor. Tıpkı, İstanbul'da bir eğlence merkezinin (Reina'nın) duvarının insanların ölümüne sebeb olacağı endişesiyle yıktırılmasının "laik cumhuriyet rejiminden, ideolojik intikam" olarak değerlendirilmesi gibi.
Hep bir "potansiyel tehlike" algılaması... Hep bir "niyet okuma" çabası... Hep bir "farklı hayat tarzını kabul edememe, içine sindirememe" vaziyeti...
Gerçekten de ortada, "rejime sahip çıkmak" değil, "rejimin sahibi olma" kavgası var.
Hepimiz "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyoruz. Ama acaba bunu içimize sindirebiliyor muyuz? Yoksa, lâtife ile karışık söylendiği gibi, "Herkes eşittir, ama birileri daha fazla eşittir" diyerek, imtiyazlı bir grubun farkının korunması gereğine mi inanıyoruz?
***
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, kendisinden, Bülent Arınç'ın konuşmasını değerlendirmesini isteyen gazetecilere, ne güzel bir demokrasi dersi verdi: "Nasıl bir Genelkurmay Başkanı istiyorsanız öyle soru sorun" dedi. "Beni siyasetin içine çekmeyin" mesajıydı bu.
Aydınlarımız demokratik açıdan "şık" görünüyor diye, askerî müdahaleleri eleştirir. Ama maalesef, daima, askerin siyasete müdahalesinin arkasında kışkırtıcı ajan olarak bir grup aydın, yazar, çizer, üniversite hocası yer almıştır. Taa Demokrat Parti'den beri bu imtiyazlı grup, "cahil oy çoğunluğu" gibi mütalâa ettikleri milletin egemenliğini kabullenememişlerdir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...