|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Geçtiğimiz ay, gündemin öne çıkan konuları, Cumhurbaşkanı Sezer'in, kamu
düzeninin mahiyetine ilişkin yaptığı açıklama ile Şemdinli
İddianamesi'ni hazırlayan savcının görevden alınması sonrasında başlayan
tartışmalardı. Biz de bu konuları YORUM bölümünde değerlendirdik. Buna
göre, Sezer'in konuşmasından, sanıldığının aksine, Türkiye'de
ibadetlerin kısıtlanacağı neticesini çıkarmak yanlıştır. Sezer, tipik
katı laiklik uygulamasını savunanların söylemini kullanarak bir açıklama
yapmıştır ve sistem-içi mücadelede mevzilerini kaybetmek istemeyen
çevrelerin hissiyatını dile getirmiştir. Bu kesim, değişik mahfillerden,
bu tür açıklamaları zaman zaman yapmakta ve statükoyu değiştirmek
isteyen 'liberal' ve 'demokrat' çevrelere mesajlar göndermektedir.
Sezer'in son konuşması da bunlardan biridir. Şemdinli İddianamesi'ni
hazırlayan savcının görevden alınması da, yine aynı kesimin, değişim
taraftarlarına göndermek istediği mesajla birlikte değerlendirilmelidir.
Statükonun devamından yana olanlar, savcı özelinde, değişim
taraftarlarına direnecekleri yönünde bir mesaj vermiştir. Konjonktürün
de uygun olması neticesinde savcı görevinden alınmıştır. Bu tür
manevraları, zaman zaman her iki taraf da yapmaktadır. Ancak bunları,
sahici bir 'iktidar mücadelesi' olarak görmek doğru değildir. Bu
mücadele, sistem-içi mücadeledir ve özü itibarıyla da pastadan pay
kapmaktan başka bir amacı yoktur. KAVRAM bölümünde, bu ay 'İslam'ı
işledik. Yazıda şu hususlara vurguda bulunduk: İslam, Allah'ın kullarına
'teslim' olmaları için gönderdiği dinin adıdır. İslam, Hak Din'dir.
Allah'ı razı etmek isteyen herkes bu dine tabi olmalı, yani 'Müslüman'
olmalıdır. İslam, ne bir özgürlük manifestosudur ne de bir barış
dinidir. İslam, kulluk manifestosudur; Hakkı ikame etmek için cihadı
emreder. İslam'a tabi olan da selamete, yani Dar'üs-Selam olan Cennet'e
ulaşır. DÜŞÜNCE bölümünde, Mehmed Durmuş, Paris'te gerçekleştirilen
Onuncu Abant Konsili'ni sizler için değerlendirdi ve bu konsillerin
amacının, Ilımlı İslam'ı yaymak ve demokrasinin İslam'la uzlaşabilir
olduğu safsatasının propagandasını yapmak olduğuna dikkatleri çekti.
Atasoy Müftüoğlu, küresel emperyalizmin, ırkçılıklar, ideolojiler ve
moda düşüncelerle, insanları bir araç olarak kullanıp sürüleştirdiğine
dikkat çekti ve bundan kurtulmanın yolunun Allah'a bağlanmak olduğunu
ifade etti. Murat Kirişçi, insanın tarihsel gelişmelerin yönünü tayinde
üstlendiği rolü tartıştığı yazısında, hem insanı mutlak özne olarak
gören hem de tarihi, öznesiz ve otomatik işleyen bir süreç olarak
algılayan yaklaşımların yanlışlarına değindi ve Müslümanların aktif bir
örneklik göstermeleri durumunda tarihe müdahil olabilecekleri tespitinde
bulundu. Murat Baş, modern tıbbın 'ölüm' olgusuna yaklaşımını
eleştirdiği yazısında, ölümün, İslami bir bakışaçısıyla algılanması
durumunda, modern tıbbın konuyla ilgili yanlışlarının
düzeltilebileceğini vurguladı. Abdi Keçeli ise, Hz. Yusuf'un örnekliğini
ele aldığı yazısında, Allah için yapılacak fedakarlığın sembollerinden
biri olarak, Hz. Yusuf'un Müslümanlar tarafından örnek alınması
gerektiğinin altını çizdi. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil Cengiz, sizler için
HAMAS'ın yeni dönemdeki siyasetine dair ipuçları veren bir yazı ile, Çin
ve Hindistan'ın küresel politikalar bağlamında ilerde alabilecekleri
rolleri değerlendiren iki yazıyı sizler için tercüme etti.
SANAT-EDEBİYAT bölümünde, kriter.org’dan Hatice Selva’nın ‘Azzet Bibi’
ve Gülşen Barsal Gören’in “Ömer Faruk Olamadan” adlı yazıları ile İrfan
Yalçınkaya’nın ‘İçimizden Biri’ adlı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLARA
CEVAPLAR bölümünde ise, Kur'an'da 'muhkem' ve 'müteşabih' ayetler
meselesi üzerine sorduğunuz soruyu cevapladık.
Bir
sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz.
|