|

Türbanlı Kızlara İçten Bir Sesleniş
Ahmet Hakan / 22.03.2006/ Hürriyet
EY türbanlı
genç kızlar...
Siz ki liseyi bitirmiş, tam üniversiteye girip bir biçimde yırtacakken
türban yasağıyla karşılaşmışsınız.
Allah'ın şanslı kulu olmadığınız için Ramsey'den filan bir burs
ayarlayıp kapağı Amerika'daki bir üniversiteye de atamamışsınız.
Şimdi size düşen şudur:
Evinizde kös kös oturup biçki dikiş temrinleriyle uğraşmak ya da küçük
kardeşlere bakıcılık yapmak.
Yani...
"Hayırlı bir kısmet" için muazzam bir bezginlik içinde
beklemektesiniz...
Peki...
O zaman gelin sizinle biraz konuşalım:
Ne diye bu duruma isyan etmiyorsunuz?
Türban yasağını kaldırmak durumunda olanlardan hesap sormak neden
aklınıza gelmiyor?
Yoksa... Yoksa...
Merkez Bankası'nın tepesine atanacak olan adamın karısının türbanlı
olmasına fit misiniz?
Yoksa... Yoksa...
"Varsın benim için yasak devam etsin, nasıl olsa benim gibi yaşayanlar
devletin tepesinde! Bu bana yeter" mi diyorsunuz?
Neden türban yasağını kaldırmak durumunda olanlara şöyle
seslenmiyorsunuz:
"Bırakın devlet bürokrasinin her kademesine eşi başörtülü adamlar
atayarak bana mesaj vermeyi de, benim hayatımı karartan yasağı
kaldırın."
Neden iktidardakilerin karşısına dikilip haykırmıyorsunuz:
"Bize ne Merkez Bankası'nın başına getireceğiniz adamın eşinin başındaki
örtüden? Siz önce bizim sorunumuzu çözün. Bunun için bizden oy aldınız."
Görmüyor musun?
Siz böyle demedikçe.
Siz bilinçlenmedikçe.
Muhataplarınızın işi ne de kolaylaşıyor.
Önce Merkez Bankası'nın başına eşi türbanlı bir adamı getiriyorlar...
Ardından türbana alerji duyan çevreler malum argümanlarla tavır
koyuyorlar.
Ve bu bıkkınlık veren oyunun seyircisi olan sizler, otomatik olarak
kendinizi iktidarın yanında hizalayıveriyorsunuz. Peki bu devran hep
böyle sürüp gidecek mi?
Bu oyun hep böyle devam mı edecek?
Lütfen çıkın ve şöyle haykırın:
"İstifa ediyoruz. Artık biz bu oyunda yokuz." |