|

Cilbab
Bir Erkek Meselesi midir?
Ayşe Önal / 30.03.2006/ gazetem.net
Aşağıda ki
açıklamayı dindar bir Internet sitesinden Elmalılıya atfen yayınlanan
bir yazıdan aldım. Çünkü cilbabı kendi bilgilerimle değil bir İslam
tefsircisinin ifadesi ile açıklamak daha doğru olacaktı.
"…Elmalılı, âyette geçen: "cilbablarını sarkıtsınlar, yaklaştırsınlar"
ifadesini anlattıktan sonra şunları ekler. Bu açıklamada da iki şekil
vardır: Birisi, kaşlarına kadar başlarını örttükten sonra, büküp yüzünü
de örtmek ve sadece tek bir gözünü açık bırakmak. (Bizler yetiştiğimiz
zaman validelerimizin tesettür tarzı bu idi.) İkincisi de, alnının
üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnunun üzerinden dolayıp, gözlerinin
ikisi de açık kalsa bile, yüzünün ekserisini ve göğsü tamamen örtmüş
bulunmaktır. (1310'da İstanbul'a geldiğim zaman, İstanbul hanımlarının,
bir peçe eklemek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartıyla tesettür
tarzları da bu idi). (Elmalılı, Hak Dinî V/3928.) Cilbabda renk önemli
midir? Ne örtünme âyetleri, ne de onları açıklayan hadîsler, kadınların,
şu ya da bu renkte cilbab giymeleri gerektiğini söylememişlerdir. Buna
göre kadın ister siyahtan, isterse beyazdan cilbab edinir.
Ancak ilk Müslüman hanımlar ve özellikle de Resûlullah'ın dönemindeki
sahabî kadınlar cilbabın görev ve esprisini çok iyi kavradıklarından
olacak ki, genellikle siyah rengi tercih etmişlerdir. Meselâ Ümmü Seleme
Annemiz: "Cilbab âyeti indiği zaman, Ensâr kadınları siyah giysilere
büründüklerinden ötürü, başlarında kargalar. varmış gibi çıktılar"
(Cessâs, Ahkâmü'l-Kur'ân NI/372; Sabûnî N/382.) demiştir…"
Sabina Begüm, muhafazakar ailesi ile birlikte Bengaldeşlilerin yoğun
olduğu küçük bir İngiliz taşra şehri olan Luton'da yaşıyordu. Bini aşkın
öğrencisi olan Denbigh Belediye Okulu'na devam ediyordu. Britanya'da
okullar, kendilerini de simgeleyen üniformalar kullanırlar. Laik bir
eğitim veren okul, öğrencilerinin yüzde sekseninin muhafazakar Müslüman
ailelerden gelmesini dikkate alarak ulemaya sormuş ve Müslüman
inançlarına uygun kabul edilen bir giysi biçimini üniforma olarak kabul
etmişti.
Begüm sıkı sıkıya bağlanmış koyu renk baş örtüsü ve hatlarını kapatan
geniş şalvarı ve onun üstüne giydiği bol siyah tuniği ile okulun
İslam'ın erkek liderlerine danışarak seçtiği tesettür biçimini yetersiz
bulduğunda on üç yaşındaydı. Onu, Britanya'nın en çok tanınan
insanlarından biri yapan hukuk serüvenine başladığında ise on dört
yaşına girmişti.
Kullandığı son derece kapalı tesettürü açık buluyordu. Dininin
emirlerini yerine getirmediğini düşünüyordu.. Okula koyu kahverengi bir
cilbabla gitmeye başladı. Okul yönetimi Begüme tesettüre uygun
üniformaya geri dönmesini bildirdiler. Begüm onları dinlemedi. Kuşkusuz,
dinin emirleri okulun emirlerinden yüksekti. Begüm sivil itaatsizliğe
başladı. Okula her gün cilbabla gelmeyi sürdürdü. Okul yönetimi ona
cilbab kullanmaya devam etmek istiyorsa, Britanya'da son derece serbest
olan ve istenildiği gibi tesettür kullanılabilen Müslüman kız
okullarından birisine gitmesini önerdi. Hatta kız okulunda okumak
istemiyorsa, yine Luton'da bulunan ve cilbab giyilmesine izin verilen
diğer üç belediye okulundan birine gidebilirdi.. Ama Begüm Denbigh'de
okumakta ısrarlıydı.
Cilbabla okula gelmeye devam edince, okula alınmadı.
İlk davasını açtı. Okul yönetimi Müslümanlara ayrımcılık yapıyor ve
İslam dinini yaşamasına mani oluyordu.
Üstelik Denbigh Okulunun avukatları komik bir savunma yapmışlardı,
Begüm'ün cilbabının öğrenciler arasından bölünme yaratabileceği, sağlık
ve güvenlik riski oluşturabileceğini iddia ediyorlardı.
Doğal olarak ilk mahkemenin davayı reddetmesine rağmen, temyiz
mahkemesinde Begüm kazandı. Savunmasını Başbakan Tony Blair'in çok ünlü
bir avukat olan eşi Cherie Booth üstlenmişti.
Mahkeme, Begüm'ün cilbab nedeniyle okula alınmamasının Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin din özgürlüğü hükümlerine aykırı olduğuna
hükmetmişti.
Ancak Begüm'ün davasının devam ettiği günlerde yine Luton'da bir başka
paralel dava sürmekteydi. Bu kez davanın kahramanını kimse tanımıyordu
çünkü kimliği koruma amaçlı gizli tutuluyordu. Ailesinin zorla cilbaba
soktuğu başka bir Begüm, çocuk hakları kurumunca temsil edilerek, başını
açma hakkının güvenli hukuki yollarını arıyordu.
Biri çok gürültü ile diğeri çok sessiz iki dava devam ederken, sonunda
Begüm'ün cilbab davası, Lordlar Kamarası yüksek hukuk kurulunda
reddedildi. Yüksek mahkeme okulu haklı buldu. Kızlarının başını açmasını
yasaklayan aileye ise uymaları gereken giysi yaptırımlarına hükmedildi.
Fakat muhafazakar Bengaldeşli kızın erkek kardeşleri bugünlerde
kendilerini mahkemeye şikayet eden kız kardeşlerinin peşindeler. Sadece
dinin emirlerini değil, ailenin onurunu da çiğnediğini düşünüyorlar.
Küçük kız, çocuk hakları kurumuna ait gizli bir evde koruma altında
tutuluyor.
Paralel davanın avukatı ise soruyor; "İslam'da kadın giysisi bir erkek
meselesi midir?" |