Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 328 | Nisan  2006

                   

 

 


Bu Olay Bir Rejim Hesaplaşmasına Dönmemeli

Mehmet Ali Birand / 08.03.2006/ Hürriyet

Türkiye'deki iddianame krizinin tam ortasında, çok önceden verilmiş önemli bir görüşme için Avrupanın ortasına geldim ve "Türkiye'yi AB'ye almayalım"diye açılan dev bir imza kampanyası ile karşılaştım. Nereye bakacağımı şaşırdım.
Bazı çevrelerde, Van savcısının iddianamesi bir "kahramanlık gösterisi" gibi yorumlanıyor. Savcının bilinmeyenleri ortaya çıkarttığı ve büyük bir cesaret örneği vererek, yakın tarihimizin en önemli iddianamesini yazdığı ileri sürülüyor.
İşte en büyük tehlike de bu…
Savcının iddianamesini bilmem okudunuz mu, ancak hızla üzerinden geçtiğim kadarıyla, bu iddianame geçmişte karşılaştığımız bazı iddianamelere çok benziyor. Ertuğrul Özkök'ün dün yazdığı gibi, zamanında Refah partisi ve Milli Görüş başta olmak üzere, birçok kuruluş ve kişi, yine bu tip iddianamelerle mahkemelere sevkedilmişlerdi. İçlerinde doğru dürüst bir kanıt bulunmayan, genelde söylentilere dayandırılan verilerden hareket edilerek düzenlenen bu iddianameler çok kişinin canını yakmıştı.
Bugün masayı ters çevirip, şimdi başkalarını hedef almak kimseye birşey kazandırmayacak, sadece istikrarı bozacaktır.
Yargı üzerinden iç hesaplaşmalara girmek, ülkeye çok şey kaybettirir.
Mahkemenin iddianameyi Kabul etmesi ve davanın açılması, bu olayın boyutlarını şimdi daha da genişletti. Yargılama başladıktan sonra ortaya çıkacak manzara, tanıkların dinlenmesi aşamasında söylenecek sözler başlı başına mini krizler yaratacak.
Çok güç bir süreçten geçeceğiz.
AK PARTİNİN TUTUMU SON DERECE ÖNEMLİ
Bakalım bu krizi nasıl yöneteceğiz ?
AK parti nasıl bir yaklaşım sergileyecek ?
Başbakan grup toplantısında son derece kesin ve net konuştu, ancak partinin diğer kesimlerinden çıkan yorum ve değerlendirmeler kafaları karıştırıyor. Bazı milletvekilleri veya yetkisiz dahi olsa, AK parti adına konuşanların söyledikleri, gerginliği arttırıyor.
Bir de muhalefetin tutumu var.
Deniz Baykal çok sert.
Orduya karşı darbe yapıldığını açıklaması, CHP' nin hükümeti bu yoldan hırpalamak istediği, Askere sempatiyle bakan çevrelerin oylarını yanına çekmeye çalıştığı izlenimini veriyor..
Muhalefetin görevi iktidarları sarsmaktır, ancak rejimi temelinden sarsabilecek noktalara kadar gittiğiniz zaman ipin ucu kaçar.
Bu gelişme çok talihsiz bir anda ortaya çıktı.
Asker ile hükümeti sanki karşı karşıya getirdi.
Tam siyasi ve ekonomik istikrar gerekirken, eski puslu ortamlara geri dönülüyormuş gibi bir havadayız.
Türkiye, demokrasi yolunda yeni bir dönemece girdi.
Eğer soğukkanlılıkla atlatabilirsek, demokratik rejim daha da güçlenecek veya hepimiz bu depremin altında kalıp ezileceğiz.
BÜYÜKANIT'IN ÖNÜ BÖYLE KESİLMEZ
Gazetelerde ve kamu oyunda bir tartışma var ki, hiç katılmıyorum.
Buna göre, AK Parti Org. Büyükanıt'ı aşırı Atatürkçü, katıksız bir laikçi gördüğünden dolayı önünü kesmek istiyormuş ve bunu gerçekleştirebilmek için de, Van savcısını teşvik edip bu iddianameyi yazdırmış. Böylece soruşturma açtırıp, Büyükanıt'ı yıpratacak ve Genelkurmay Başkanı olmasını engelleyecekmiş.
Doğrusu ben bu mantığı kabul edemiyorum.
Eğer AK partinin işi Van savcısına kaldıysa, zaten hapı yuttu demektir. Eğer hükümetin isteği ve cesareti varsa, çıkar ve başka bir komutanın Genelkurmay Başkanlığına atamasını gerçekleştirir. Bu kadar içi boş ve dolambaçlı yollardan geçerek bir yere varılmaz.
"Yıpratma" senaryosunda beni asıl rahatsız eden, TSK'da sanki bazı Komutanlar çok Atatürkçüymüş de, bazıları daha az Atatürkçüymüş gibi bir hava yaratılması.
Yani AK parti Büyükanıt paşanın önünü kapatacak ve onun yerine daha uysal, daha az laik, daha az Atatürkçü bir başka komutanı mı getirecek ?
Yapmayın, Allah rızası için…
Türk Silahlı Kuvvetlerine haksızlık ediyoruz. Bir kurumu koruyalım darken, tam aksine ters bir imaj üretiyoruz.
İçimize bir noktayı iyice yerleştirmemiz gerekiyor:
Türkiye'nin laik-demokratik sistemi ve toprak bütünlüğü hepimiz için vazgeçilemez unsurlardır . TSK de bu sistemin bir parçasıdır. Ne abartılı şekilde ülkenin tek kurtarıcısı konumuna sokalım, nede yıpratmaya çalışalım. Ülkemizin Türk Silahlı Kuvvetlerine büyük ihtiyacı vardır.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...