Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 325 | Ocak  2006

                   

 

 


"Bush'un Yalanlara İhtiyacı Var"

 

Çev.: Kamil Cengiz

Stern.de 12.12.2005

Irak'daki eski BM-müfettişi Scott Ritter stern.de ile CIA'in gizli uçuşları, iç savaş tehlikesi ve Irak-savaşının aynı zamanda neden Bill Clinton'un savaşı olduğu konusunda konuştu.
Scott Ritter'in diplomasi ile arası hiç bir zaman iyi değildi. Eski bahriye-askerinin alameti farikası ısrarlılığı ve başkalarının hasır altı yapmak istedikleri hakikatleri gün ışığına çıkarma konusundaki iradesidir. 1991 ila 1998 arasında Ritter BM-müfettişi olarak Irak'da, Saddam Hüseyin'in halen kitle imha silahlarına sahip olup olmadığını tesbit etmek amacıyla 30 misyona katıldı. Bunlardan 14 tanesini Ritter şef müfettiş olarak yönetti. 44 yaşında olan Ritter yeni kitabı‚ Iraq Confidential'de (www.iraqconfidential.com) CIA'in dünya kamuoyuna Saddam'ın - çoktan beri silahsızlandırılmış bir zamanında- kimyasal ve diğer silahlardan müteşekkil yüksek bir patlayıcı silahhaneye sahip olduğunu göstermek için aldatmalara ve yalanlara başvurduğu sonucuna varıyor.
Ritter Cuma günü San Francisco'da Commonwealth Club'daki bir konuşmasında ‘Bize Başkan’ın sadece tahmin ettiğini değil, Irak'ın kitle imha silahları programını tekrar başlattığını bildiği söylenmişti' diyerek öfkeleniyor. Böylece silahların bulunacağı‚ büyüsel anı hepimiz beklemeye başladık.' “Biz bekledik ve bekledik, ta ki, hükümetin aslında belli olan şeyi itiraf etmesine kadar: Irak bütün kitle imha silahlarını imha etmişti.” Ve dünya, Ritter'e göre, birden çok Amerikan hükümetinin dev bir aldatma manevrasının kurbanı olmuştu. Çünkü sadece oğul Bush değil, fakat ondan önce babası ve onun halefi Bill Clinton'da CIA'e görüntüyü muhafaza etmek için herşeyi yapma talimatını vermişlerdi.
“Hiçbir zaman silahsızlandırma sözkonusu değildi” diyor Ritter, “asıl hedef Saddam Hüseyin'in ortadan kaldırılmasıydı.” Fakat sadece diktatörün kendisini, bütün rejimini değil, çünkü bu Irak'ı ve bütün bölgeyi istikrarsızlaştırırdı - ve bu durum, niçin Amerika'lıların 1991'deki Kürtlerin ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasına karışmadıklarını açıklıyor ona göre. Ritter‚ “Dünyevi bir diktatör isteniyordu, tıpkı Saddam gibi yöneten biri isteniyordu- adı Saddam olmadığı sürece.” diyor. “Bu rejim değişikliği politikasını Bill Clinton devam ettirdi ve George W. Bush'a miras bıraktı. Bu yüzden bu savaş aynı zamanda Bill Clinton'un savaşıdır.” şeklinde beyan ediyor eski silah müfettişi.
Konuşmasının akabinde Ritter stern.de ile eski Demokrat Başkan'ın sorumluluğu, Avrupa üzerindeki gizli CIA uçuşları ve Rittere göre kaçınılmaz olan Irak'daki iç savaş üzerinde konuştu.
Sayın Ritter, Saddam Hüseyin'e karşı savaşta neden Bill Clinton'u da sorumlu tutuyorsunuz?
Çünkü George W. Bush bu politikayı icad etmedi. O bunu Bill Clinton'dan miras olarak aldı ve bu CIA'in bilinçli bir dezenformasyon politikasıdır. Clinton'un görev döneminde BM-müfettişlerinin çalışmaları Irak'ın büyük çapta silahsızlandırılmasına yol açtı - ve bu Clinton-hükümetinin, Irak'da bir rejim değişikliğini meydana getirmeye yönelik siyasi hedefini tehlikeye sokmuştu. CIA'in enformasyon uydurmaya başlaması, verileri çarpıtması ve BM-müfettişlerinin çalışmalarının altını oymaya başlaması Bill Clinton'a dayanır. Diğer bir ifadeyle: Clinton, Bush'un Amerika'lıları savaşın kaçınılmazlığı konusunda ikna etmek için kullandığı bürokratik makinayı harekete geçiren kişiydi.
Bu durum Clinton'un enformasyonları çarpıtma emrini verdiği anlamına mı geliyor ?
Hayır direk bir emir yok. O şöyle diyor: “Irak'a karşı yaptırımları Saddam Hüseyin koltuğundan kovulana kadar ayakta tutmak bizim siyasi tutumumuzdur.” Böylece CIA'e şunu emrediyor: “Sizin göreviniz bu politikayı destekleyen gizli servis bilgileri sağlamaktır. Biz hiçbir zaman Irak'ın silahsızlandırıldığının söylenmesine müsade edemeyiz- o halde durumun böyle kalması için ne yapılması gerekiyorsa onu yapın.”
Sizin için Irak'ın kitle imha silahları bulundurmadığı ne zaman belli oldu?
Ben Irak'ın böyle silahlara sahip olmadığını hiçbir zaman söylemedim - fakat biz büyük bölümünü bulmuş ve belgelemiştik. Ve biz müfettişler bulduklarımızın dışında da silahların olabileceği endişesini taşırken Bush hükümeti dev depolardan bahsetti. Bu durum 1998'e dayanan bilgilerimizle tam tamına çelişki arzediyordu. Bush hükümeti iddialarını ispatlama sorumluluğunu hiçbir zaman yerine getiremedi. Veriler hakkında bir kesinlik yoktu, sadece inanılmak istenen şey konusunda belki bir kesinlik vardı.
Şimdi ne olmalı? ABD Irak'dan geri mi çekilmeli?
Mutlaka. Bu tek çözümdür. Biz Irak'daki problemleri çözemeyiz. Bunu sadece Iraklılar yapabilir - ve sadece bir iç savaş yoluyla.
Siz iç savaşı mı savunuyorsunuz?..
Ben hiçbir şey savunmuyorum! Ben size şunu söylemeye çalışıyorum: Irak'da tek çözüm bir iç savaştır. Ve eğer siz bir iç savaşın engellenebileceğine inanıyorsanız, bana nasıl'ını söyleyin. Zira bu zaten çoktan başlamıştır. Ve bunu engellemeye hiçbir yol yoktur. Biz sadece buna set çekmeye ve yumuşatmaya çalışabiliriz. Başka bir şey söyleyen herkes, Irak'daki durumun nasıl göründüğü konusunda hiçbir bilgisi yoktur. Ve bütün bu insanların yaptıkları Irak'daki insanların acılarını uzatmaktır. Bugün başlayan bir iç savaşı belki üç sene sürer ve 30000 insan hayatına mal olur. Fakat eğer kendi başarısızlığımızı uzatmaya devam edersek iç savaş on sene sürebilir ve 100000 insanın hayatına mal olur. Bu realitedir, ve hiçbir şey bunu gözardı edemez.
Başka bir alternatif var mıydı?
Irak'a karşı uygulanan ambargoları kaldırmayı ta 90'lı yıllarda taleb edebilirdik - itiraf edelim ki, bu Saddam Hüseyin'in halen iktidarda olması anlamına gelirdi. Fakat ben size şunu söyliyeyim: Bugünkü durum Saddam Hüseyin'in altındakinden çok daha fazla kötüdür. Oldukça kötüdür. Bugün Irak'da gördüklerimizle kıyaslarsak, Saddam'ı iktidarda bırakmak Irak'lıların menfaatine olurdu. Zira bugün bile halen Irak'da demokrasi yok.
Bunu Saddam'ın kurbanlarına da söyler misiniz?
Ben işkence ve insan hakları ihlallerini savunan birisi değilim. Fakat: Eskiden İngiltere Başbakanı Tony Blair 400000 cesetin yer aldığı toplu mezarlardan bahsediyordu: bugün tasdiklenmiş resmi rakam olan 5000 ölüden bahsediyor. O halde 'zavallı Irak halkı'ndan bahsederken dikkatli olalım. Amerikan askerlerinin Irak halkı için ölmelerine bıktım artık. Bunun yanısıra Amerikan işgali altında Saddam Hüseyin döneminden çok daha fazla Iraklı ölmektedir. Bazı tahminler işgalin ilk 18 ayında 100000 Iraklının öldüğünden bahsetmektedir. Eğer Saddam aleyhinde söylenenler doğruysa 30 yılda 400000 Iraklı öldürmüştür- biz Iraklıları Saddam'ın hiçbir zaman yapamayacağından çok daha hızlı bir şekilde öldürüyoruz.
CIA şu günlerde Avrupa üzerinden yaptığı gizli uçuşlarla gündemde. Sizin bu konuda bilgileriniz nedir?
Sadece gazetelerde okuduklarımı biliyorum- fakat bahriye askeri olarak sorgulamalar için eğitim aldım ve o zaman şu kural geçerliydi: Biz işkence yapmayız. İki sebepten dolayı: Bir taraftan gayri ahlaki ve gayri amerikan, diğer taraftan işe yaramıyor. İşkence gören biri sizin duymak istediğiniz herşeyi anlatır ve önüne koyduğunuz herşeye de imzasını atar. İşkence yoluyla elde edilen bilgiler sadece ahlaken yanlış değil, aynı zamanda değersiz de.
Peki buna rağmen Avrupa'daki gizli hapislerde sözde neden işkence yapıldı?
Çünkü bu yolla elde edilen enformasyonlar Amerika ve Avrupa'yı daha emniyetli kılma hedefine matuf değil. İşte bu Condoleezza Rice'ın ifadelerindeki absürdlüktür. O Amerikan hükümetinin Avrupa'daki aktivitelerinin Avrupa'yı daha emniyetli kılan ve terör saldırılarından koruyan bilgiler ortaya çıkardığından bahsediyor. Condoleezza Rice yalan söylüyor ! Zira işkence kurbanlarından yararlı bilgi elde etmek imkansızdır. Bush-hükümeti hakikatten korkuyor. Hükümet, şayet tutuklular düzgün bir şekilde sorgulanırlarsa ‘küresel tehdit’ lakırdılarını tasdiklemeyeceklerinden dolayı korkuyor. Bush'un yalanlara ihtiyacı var! Ve bu nedenle Condoleezza Rice Avrupa'ya Avrupa topraklarında yalan söyledi.
Avrupa sizin bakış açınıza göre nasıl tepki vermeli?
Avrupa ‘teröre karşı küresel savaş’ sözkonusu olduğunda ABD'ye olan desteğini tamamen çekmeli. Mesela Almanya Afganistan'dan geri çekilmeli ve Almanya bir bütün olarak NATO'nun Afganistan'dan geri çekilmesini taleb etmeli - zira Afganistan bugün Bush-hükümeti için sadece ‘dünya çapında teröre karşı savaş’ konusundaki sahte tabloyu ayakta tutmak için hizmet görmektedir.
Neden bir sahte tablodan bahsediyorsunuz?
Dünya çapında hukuk devleti düşüncesine karşı bir savaş var - ve ABD burada uluslararası hukuku çiğnemekle baş rolü oynamaktadır. Avrupa burada hukuk devletini ve insan haklarını tanıyan bir birlik olarak kendini dışta tutmalı. Avrupa'lılar Amerikan şartlarında ‘teröre karşı dünya çapında bir savaş’ verdikleri sürece ahlaki yönden temiz olma iddialarını lekelemiş olacaklar.
Siz o zaman aslında ‘teröre karşı savaşın’ olmadığını iddia ediyorsunuz?
Bakınız: Mafya var, bunu biliyoruz. Bundan dolayı ‘Suçlara karşı dünya çapında bir savaş’tan bahsediyor muyuz? Suç işleyenlerle hukuk devleti ilgileniyor. Elbette dünyanın her tarafında suç tasarlayan teröristler bulunmaktadır - fakat bunlar suçlulardır. Biz normal olarak uçak kaçıran ve katil olanlarla ne yapıyoruz? Mahkeme önüne çıkarıyoruz ! ‘Teröre karşı küresel savaş’ sloganı ABD'ye dünya çapında kanuna bile aykırı olabilecek tarzda davranmasını sağlayan bir oyalama manevrasıdır. ‘Teröre karşı savaş’ olamaz, çünkü böylece kendimize karşı savaş açmış oluruz: Başka devletleri mahkum ettiğimiz işlerin aynısını biz de yapıyoruz - eğer kendi ölçülerimizi kendimize uygulasak ABD de bir terör devleti olur. Bu yüzden bu ‘savaş’ olamaz. Bu sadece bir şaşırtma taktiğidir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...