|

"Bush'un Yalanlara İhtiyacı Var"
Çev.: Kamil Cengiz
Stern.de 12.12.2005
Irak'daki eski BM-müfettişi Scott
Ritter stern.de ile CIA'in gizli uçuşları, iç savaş tehlikesi ve
Irak-savaşının aynı zamanda neden Bill Clinton'un savaşı olduğu
konusunda konuştu.
Scott Ritter'in diplomasi ile arası hiç bir zaman iyi değildi. Eski
bahriye-askerinin alameti farikası ısrarlılığı ve başkalarının hasır
altı yapmak istedikleri hakikatleri gün ışığına çıkarma konusundaki
iradesidir. 1991 ila 1998 arasında Ritter BM-müfettişi olarak Irak'da,
Saddam Hüseyin'in halen kitle imha silahlarına sahip olup olmadığını
tesbit etmek amacıyla 30 misyona katıldı. Bunlardan 14 tanesini Ritter
şef müfettiş olarak yönetti. 44 yaşında olan Ritter yeni kitabı‚ Iraq
Confidential'de (www.iraqconfidential.com) CIA'in dünya kamuoyuna
Saddam'ın - çoktan beri silahsızlandırılmış bir zamanında- kimyasal ve
diğer silahlardan müteşekkil yüksek bir patlayıcı silahhaneye sahip
olduğunu göstermek için aldatmalara ve yalanlara başvurduğu sonucuna
varıyor.
Ritter Cuma günü San Francisco'da Commonwealth Club'daki bir
konuşmasında ‘Bize Başkan’ın sadece tahmin ettiğini değil, Irak'ın kitle
imha silahları programını tekrar başlattığını bildiği söylenmişti'
diyerek öfkeleniyor. Böylece silahların bulunacağı‚ büyüsel anı hepimiz
beklemeye başladık.' “Biz bekledik ve bekledik, ta ki, hükümetin aslında
belli olan şeyi itiraf etmesine kadar: Irak bütün kitle imha silahlarını
imha etmişti.” Ve dünya, Ritter'e göre, birden çok Amerikan hükümetinin
dev bir aldatma manevrasının kurbanı olmuştu. Çünkü sadece oğul Bush
değil, fakat ondan önce babası ve onun halefi Bill Clinton'da CIA'e
görüntüyü muhafaza etmek için herşeyi yapma talimatını vermişlerdi.
“Hiçbir zaman silahsızlandırma sözkonusu değildi” diyor Ritter, “asıl
hedef Saddam Hüseyin'in ortadan kaldırılmasıydı.” Fakat sadece
diktatörün kendisini, bütün rejimini değil, çünkü bu Irak'ı ve bütün
bölgeyi istikrarsızlaştırırdı - ve bu durum, niçin Amerika'lıların
1991'deki Kürtlerin ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasına
karışmadıklarını açıklıyor ona göre. Ritter‚ “Dünyevi bir diktatör
isteniyordu, tıpkı Saddam gibi yöneten biri isteniyordu- adı Saddam
olmadığı sürece.” diyor. “Bu rejim değişikliği politikasını Bill Clinton
devam ettirdi ve George W. Bush'a miras bıraktı. Bu yüzden bu savaş aynı
zamanda Bill Clinton'un savaşıdır.” şeklinde beyan ediyor eski silah
müfettişi.
Konuşmasının akabinde Ritter stern.de ile eski Demokrat Başkan'ın
sorumluluğu, Avrupa üzerindeki gizli CIA uçuşları ve Rittere göre
kaçınılmaz olan Irak'daki iç savaş üzerinde konuştu.
Sayın Ritter, Saddam Hüseyin'e karşı savaşta neden Bill Clinton'u da
sorumlu tutuyorsunuz?
Çünkü George W. Bush bu politikayı icad etmedi. O bunu Bill Clinton'dan
miras olarak aldı ve bu CIA'in bilinçli bir dezenformasyon
politikasıdır. Clinton'un görev döneminde BM-müfettişlerinin çalışmaları
Irak'ın büyük çapta silahsızlandırılmasına yol açtı - ve bu
Clinton-hükümetinin, Irak'da bir rejim değişikliğini meydana getirmeye
yönelik siyasi hedefini tehlikeye sokmuştu. CIA'in enformasyon uydurmaya
başlaması, verileri çarpıtması ve BM-müfettişlerinin çalışmalarının
altını oymaya başlaması Bill Clinton'a dayanır. Diğer bir ifadeyle:
Clinton, Bush'un Amerika'lıları savaşın kaçınılmazlığı konusunda ikna
etmek için kullandığı bürokratik makinayı harekete geçiren kişiydi.
Bu durum Clinton'un enformasyonları çarpıtma emrini verdiği anlamına mı
geliyor ?
Hayır direk bir emir yok. O şöyle diyor: “Irak'a karşı yaptırımları
Saddam Hüseyin koltuğundan kovulana kadar ayakta tutmak bizim siyasi
tutumumuzdur.” Böylece CIA'e şunu emrediyor: “Sizin göreviniz bu
politikayı destekleyen gizli servis bilgileri sağlamaktır. Biz hiçbir
zaman Irak'ın silahsızlandırıldığının söylenmesine müsade edemeyiz- o
halde durumun böyle kalması için ne yapılması gerekiyorsa onu yapın.”
Sizin için Irak'ın kitle imha silahları bulundurmadığı ne zaman belli
oldu?
Ben Irak'ın böyle silahlara sahip olmadığını hiçbir zaman söylemedim -
fakat biz büyük bölümünü bulmuş ve belgelemiştik. Ve biz müfettişler
bulduklarımızın dışında da silahların olabileceği endişesini taşırken
Bush hükümeti dev depolardan bahsetti. Bu durum 1998'e dayanan
bilgilerimizle tam tamına çelişki arzediyordu. Bush hükümeti iddialarını
ispatlama sorumluluğunu hiçbir zaman yerine getiremedi. Veriler hakkında
bir kesinlik yoktu, sadece inanılmak istenen şey konusunda belki bir
kesinlik vardı.
Şimdi ne olmalı? ABD Irak'dan geri mi çekilmeli?
Mutlaka. Bu tek çözümdür. Biz Irak'daki problemleri çözemeyiz. Bunu
sadece Iraklılar yapabilir - ve sadece bir iç savaş yoluyla.
Siz iç savaşı mı savunuyorsunuz?..
Ben hiçbir şey savunmuyorum! Ben size şunu söylemeye çalışıyorum:
Irak'da tek çözüm bir iç savaştır. Ve eğer siz bir iç savaşın
engellenebileceğine inanıyorsanız, bana nasıl'ını söyleyin. Zira bu
zaten çoktan başlamıştır. Ve bunu engellemeye hiçbir yol yoktur. Biz
sadece buna set çekmeye ve yumuşatmaya çalışabiliriz. Başka bir şey
söyleyen herkes, Irak'daki durumun nasıl göründüğü konusunda hiçbir
bilgisi yoktur. Ve bütün bu insanların yaptıkları Irak'daki insanların
acılarını uzatmaktır. Bugün başlayan bir iç savaşı belki üç sene sürer
ve 30000 insan hayatına mal olur. Fakat eğer kendi başarısızlığımızı
uzatmaya devam edersek iç savaş on sene sürebilir ve 100000 insanın
hayatına mal olur. Bu realitedir, ve hiçbir şey bunu gözardı edemez.
Başka bir alternatif var mıydı?
Irak'a karşı uygulanan ambargoları kaldırmayı ta 90'lı yıllarda taleb
edebilirdik - itiraf edelim ki, bu Saddam Hüseyin'in halen iktidarda
olması anlamına gelirdi. Fakat ben size şunu söyliyeyim: Bugünkü durum
Saddam Hüseyin'in altındakinden çok daha fazla kötüdür. Oldukça kötüdür.
Bugün Irak'da gördüklerimizle kıyaslarsak, Saddam'ı iktidarda bırakmak
Irak'lıların menfaatine olurdu. Zira bugün bile halen Irak'da demokrasi
yok.
Bunu Saddam'ın kurbanlarına da söyler misiniz?
Ben işkence ve insan hakları ihlallerini savunan birisi değilim. Fakat:
Eskiden İngiltere Başbakanı Tony Blair 400000 cesetin yer aldığı toplu
mezarlardan bahsediyordu: bugün tasdiklenmiş resmi rakam olan 5000
ölüden bahsediyor. O halde 'zavallı Irak halkı'ndan bahsederken dikkatli
olalım. Amerikan askerlerinin Irak halkı için ölmelerine bıktım artık.
Bunun yanısıra Amerikan işgali altında Saddam Hüseyin döneminden çok
daha fazla Iraklı ölmektedir. Bazı tahminler işgalin ilk 18 ayında
100000 Iraklının öldüğünden bahsetmektedir. Eğer Saddam aleyhinde
söylenenler doğruysa 30 yılda 400000 Iraklı öldürmüştür- biz Iraklıları
Saddam'ın hiçbir zaman yapamayacağından çok daha hızlı bir şekilde
öldürüyoruz.
CIA şu günlerde Avrupa üzerinden yaptığı gizli uçuşlarla gündemde. Sizin
bu konuda bilgileriniz nedir?
Sadece gazetelerde okuduklarımı biliyorum- fakat bahriye askeri olarak
sorgulamalar için eğitim aldım ve o zaman şu kural geçerliydi: Biz
işkence yapmayız. İki sebepten dolayı: Bir taraftan gayri ahlaki ve
gayri amerikan, diğer taraftan işe yaramıyor. İşkence gören biri sizin
duymak istediğiniz herşeyi anlatır ve önüne koyduğunuz herşeye de
imzasını atar. İşkence yoluyla elde edilen bilgiler sadece ahlaken
yanlış değil, aynı zamanda değersiz de.
Peki buna rağmen Avrupa'daki gizli hapislerde sözde neden işkence
yapıldı?
Çünkü bu yolla elde edilen enformasyonlar Amerika ve Avrupa'yı daha
emniyetli kılma hedefine matuf değil. İşte bu Condoleezza Rice'ın
ifadelerindeki absürdlüktür. O Amerikan hükümetinin Avrupa'daki
aktivitelerinin Avrupa'yı daha emniyetli kılan ve terör saldırılarından
koruyan bilgiler ortaya çıkardığından bahsediyor. Condoleezza Rice yalan
söylüyor ! Zira işkence kurbanlarından yararlı bilgi elde etmek
imkansızdır. Bush-hükümeti hakikatten korkuyor. Hükümet, şayet
tutuklular düzgün bir şekilde sorgulanırlarsa ‘küresel tehdit’
lakırdılarını tasdiklemeyeceklerinden dolayı korkuyor. Bush'un yalanlara
ihtiyacı var! Ve bu nedenle Condoleezza Rice Avrupa'ya Avrupa
topraklarında yalan söyledi.
Avrupa sizin bakış açınıza göre nasıl tepki vermeli?
Avrupa ‘teröre karşı küresel savaş’ sözkonusu olduğunda ABD'ye olan
desteğini tamamen çekmeli. Mesela Almanya Afganistan'dan geri çekilmeli
ve Almanya bir bütün olarak NATO'nun Afganistan'dan geri çekilmesini
taleb etmeli - zira Afganistan bugün Bush-hükümeti için sadece ‘dünya
çapında teröre karşı savaş’ konusundaki sahte tabloyu ayakta tutmak için
hizmet görmektedir.
Neden bir sahte tablodan bahsediyorsunuz?
Dünya çapında hukuk devleti düşüncesine karşı bir savaş var - ve ABD
burada uluslararası hukuku çiğnemekle baş rolü oynamaktadır. Avrupa
burada hukuk devletini ve insan haklarını tanıyan bir birlik olarak
kendini dışta tutmalı. Avrupa'lılar Amerikan şartlarında ‘teröre karşı
dünya çapında bir savaş’ verdikleri sürece ahlaki yönden temiz olma
iddialarını lekelemiş olacaklar.
Siz o zaman aslında ‘teröre karşı savaşın’ olmadığını iddia ediyorsunuz?
Bakınız: Mafya var, bunu biliyoruz. Bundan dolayı ‘Suçlara karşı dünya
çapında bir savaş’tan bahsediyor muyuz? Suç işleyenlerle hukuk devleti
ilgileniyor. Elbette dünyanın her tarafında suç tasarlayan teröristler
bulunmaktadır - fakat bunlar suçlulardır. Biz normal olarak uçak kaçıran
ve katil olanlarla ne yapıyoruz? Mahkeme önüne çıkarıyoruz ! ‘Teröre
karşı küresel savaş’ sloganı ABD'ye dünya çapında kanuna bile aykırı
olabilecek tarzda davranmasını sağlayan bir oyalama manevrasıdır.
‘Teröre karşı savaş’ olamaz, çünkü böylece kendimize karşı savaş açmış
oluruz: Başka devletleri mahkum ettiğimiz işlerin aynısını biz de
yapıyoruz - eğer kendi ölçülerimizi kendimize uygulasak ABD de bir terör
devleti olur. Bu yüzden bu ‘savaş’ olamaz. Bu sadece bir şaşırtma
taktiğidir. |