Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 325 | Ocak  2006

                   

 

 


 Yahudilere Schleswig-Holstein Eyaletini Verin!

 

Çev.: Kamil Cengiz

Der Spiegel, 09.12.2005

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedi Necad'ın İsrail'i Almanya'ya taşıma düşüncesi öyle algılandığı gibi absürd değil. Fikri önyargısız değerlendirdiğimizde arkasında, bütün taraflar için yararlı olabilecek tarihi bir toprak reformunun yattığını görürüz.
Şimdi tekrar İran Cumhurbaşkanı'na saldırıyorlar, çünkü İsrail'in Ortadoğu'dan Almanya'ya veya Avusturya'ya aktarılmasını teklif etti. Hatta Ahmedi Necad'ın 'İsraili haritadan silme' talebine karşı o kadar öfkelenmeyenler, ortalığı velveleye veriyorlar, zira şimdi sorunun kendi üzerlerine geldiğini görmektedirler. Belki bir 'world without zionism'(siyonizmsiz dünya) tasavvur edilebilir, fakat Avrupa'nın tam ortasında bir Yahudi devleti kimsenin devamını düşünmek istemediği korkunç bir tasavvurdur.
Alman Başbakanı Angela Merkel Ahmedi Necad'ın teklifini 'kesinlikle kabul edilemez' olarak nitelendirdi. Aceleden verdiği hüküm için İran'ın devlet başkanının ne de olsa ilk talebi olan İsrail'i imha etme düşüncesinden vazgeçip, bunun yerine 'siyonist yapı'nın 'taşınması'nı kabul etmesi bir rol oynamadı. İnsani bakış açısından bu bir ilerlemedir: İsrailliler artık denize dökülmemeliler, sadece deniz üzerinden bir geziye gönderilmeliler. Bunu şöyle ifade etmek de mümkün: Avrupa ürettiği ve ihrac ettiği sorunu geri almalı. Fakat alıcı postayı, daha henüz gönderilmeden bile, reddetti.
Şüphesiz Ahmedi Necad haklı olduğu yerde haklıdır. Onu Şark Enstitüsünün direktörü Udo Steinbach gibi 'dışpolitikada tecrübesiz' olarak tanımlamak bir yarar sağlamaz.
Ortadoğu-sorunu Yahudi soykırımının sadece bir yan zararı değil, o aynı zamanda Avrupa antisemitizminin bir ürünüdür. Polonya ve Rusya'daki Yahudilere yönelik pogrom türü saldırılar, (Herzl'in siyonist olmasını yol açan) Fransa'daki Dreyfus-hadisesi, Yahudi sorunun Almanya'daki 'nihai çözüm' denemesi olmaksızın Yahudiler kendilerine ait bir devletin savunması bir tarafa sadece rüyasını görürlerdi.

Filistinliler Avrupa'nın günahları için bedel ödüyorlar
Ahmedi Necad'ın mülahazası kısa görüşlü olabilir, ama prensipte doğrudur. Filistinliler Avrupalıların günahlarının bedelini ödüyorlar. Ve eğer tarihi adalet gibi bir şey dünya da varolsaydı, Yahudi devleti Schleswig-Holstein'da ya da Bavyera'da kurulurdu, Filistin'de değil.
Ben bu cümleyi defaatlerce yazdım, en son burada, ve şimdi Ahmedi Necad'ın -her ne kadar kaynak belirtmeksizin olsa da- benim düşüncelerimi almasından dolayı hem sevinçliyim hem de şaşkınlık içindeyim.
Tarihi bakımdan bu fikir, gösterilmeye çalışıldığı gibi absürd değil. Siyonist hareket içinde uzun bir zaman ‘Yahudi devleti’nin nerede kurulacağı belli değildi. Herzl Yahudilerin kendi başlarına yöneteceği ‘bir parça yeryüzü toprağı’ diyordu. Uganda ya da Arjantin'de bir ‘koloni’ kurma düşünceleri vardı. Seçimin Filistin'e düşmesinin hem tarihi-duygusal hem de pratik sebepleri vardı.
Kendisini Kudüs'deki kutsal toprakların koruyucu efendisi olarak gören II. Wilhelm Filistin'de Alman himayesi altında bir devlet (protektora) istiyordu ve bu yüzden Herzl'in fikirlerine müsaitti. Birinci Dünya Savaşı çıkmasaydı bu projeden bir şeyler olabilirdi.
Böylece İsrail İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulabildi; çok farklı, aşırı dramatik durumlar içinde. Sözkonusu olan sadece Yahudilere ‘bir yurt’ vermek değil, fakat yarım milyondan fazla ‘displaced persons’ (Yerinden yurdundan edilmiş insanlar) Yahudi soykırımından hayatta kalan insanlardan Avrupa'dan kurtulmaktı. Ve böylece eski yahudi duası ‘gelecek sene Kudüs'te’ birdenbire hakikat oluverdi.
Fakat gerçekleşen arzu ve rüyalarla hep olageldiği gibi: Avrupalılar kendi sorunları çözdükleri anda yenisi oluşturuldu. Filistinlilere neden kendi ülkelerini Avrupalılar tarafından kötü muamele görmüş Yahudilerle paylaşmaları gerektiğini açıklamak hakikaten zordur. Filistinliler ne Kishinew'den Kielce'ye kadar olan pogromlardan ne de Nazilerin toplama kampı-siyasetlerinden sorumludurlar.

‘Sebebiyet veren’ prensibine geri dönüş
Ahmedi Necad'ın şimdi istediği ‚sebebiyet veren' prensibine geri dönmektir: Bir sorunun çözümünden o sorunu dünyaya getirenler sorumludurlar.
Ve bunlar Avrupalılardır. Belki kendisi sadece sorunu Almanların katkısına indirgemek ve Rusların, Polonyalıların ve Fransızların katkısını görmemesinden dolayı tarihi iyi bilmediği konusunda eleştirilebilir.
Fakat bu daraltma Ahmedi Necad'ın prensipte doğru duruşunu değiştirmez. Ve teklifinden dolayı küplere binmektense, bütün taraflar için getireceği avantajları kabul etmek daha iyi olur. İsrailliler nihayet en büyük sorunlarından kurtulmuş olurlar: Emniyet. Zira bunun için şimdi Almanya sorumlu olurdu. Ve geleneksel olarak iyi olan Alman-Arap ilişkilerinden dolayı hiçbir Arap ülkesi Almanya'ya saldırmayı göze almaz.
İkinci büyük avantaj: Avrupa'ya geziler için o kadar para harcamaktansa, İsraillerin kendilerini iyi hissettikleri, harika bir şekilde alış veriş yapabildikleri ve Cumartesileri bile otobüs ve trene binebilecekleri yerde olurlardı. Alman tarafı için kazanım daha büyük olurdu. Nihayet 1939'dan beri özlemi duyulan ‘Alman kültürüne Yahudi katkısı’ tekrar gelmiş olurdu. Bütün Yahudi kaşifler ve nobel ödülü sahipleri Alman istatistiğine düşerler.
Allgäu'daki bazı yerler Samariya'daki bölgelere benzemektedir
Geriye kalan tek şey, Yahudi devletinin Alman topraklarının neresinde kurulacağıdır. Schleswig-Holstein ve Mecklenburg-Vorpommern az nüfusa sahipler, eski Doğu Almanya'da da milyonlarca ev boş duruyor. Fakat Yahudilerin tekrar suya yakın yerlere yerleşmek isteyeceklerini bekleyemeyiz. Dağlar da güzel, ve Allgäu'daki bazı yerlerin Samariya'daki bölgeyle büyük benzerliği bulunmaktadır.
İran devlet başkanının teklifi peşin hükümsüz değerlendirildiğinde, bütün avantaj ve dezavantajlarına öfkesiz bir şekilde bakıldığında, fikrin gayri makul olmadığı itiraf edilmeli. O çekici bir fikir. Şimdiye kadar Alman Ortadoğu tartışmalarında şu cümle geçerliydi: ‘Alman tarihinin toprağı Filistine kadar uzanır.’ Şimdi tarihi bir toprak reformu gerçekleştirmenin, kendi evimizde temizlik yapmanın fırsatı gelmiştir. Fakat bu noktaya kadar gelmeyecektir. Bütün yeni fikirler gibi bu da kötülenecek ve dışlanacak.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...