Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 325 | Ocak  2006

                   

 

 


Nereye Ait Olduğumuz Belli Mi?

Abdurrahim Karakoç / 22.12.2005 / Vakit

Önemli bir kişi şöyle diyordu:
"Gidemediğiniz yer sizin değildir.."
Dikkat buyurunuz, senin demiyor, sizin diyor.. Meseleyi bu boyutta ele almakta fayda görüyorum..
Ancak şu da var ki, her gittiğiniz yer sizin olmayabilir.. Dünyamız çok küçüldü.. Siyasî, ticarî, turistik seyahatler, baz aldığımız ibretlik sözün dışındadır..
Örneklemelerle devam edelim.. Eğer üniversiteler sizleri kabul etmiyor ve siz üniversite sahalarına giremiyorsanız, o üniversiteler sizin değildir..
Bizim diyerek kendinizi avutmayın.. Sizin değildir..
Başta Çankaya olmak üzere, tali "kamusal alanlar"a sokulmuyorsanız, oralar nasıl sizin olabilir? İnsanlar kendi ülkelerinde "yasak" çizgilerine hapsedilmişse, o yasak bölgeler kendilerinin olmasa gerek..
İsterseniz "gidemediğiniz" yeri, bir de "giremediğiniz" yer olarak düşünelim..
Ben nereye ait olduğuma karar veremiyorum..
Evet, Türk'üm, Türkiye'de yaşamaktayım, Türk milletinin yücelmesi, refaha kavuşması, dış baskılardan azade yaşaması en büyük temennilerimden birisidir..
Amma, ben bir şair olarak 14 eser yazmışım, yıllardır gazetecilik yapmaktayım, buna rağmen, gerek gazeteci olarak, gerek Türk vatandaşı olarak orduevlerine giremiyorum.. Çünkü girmeme müsaade çıkmıyor.. Oralara, yani askerî alanlara girebilmek için akredite (güvenilirlik) gerekli.. Kim veriyor bu güvenilirlik belgesini? Tabiî ki TSK yetkilileri..
Baştaki yöneticiler bana güvenmiyorlarsa, ki öyle zannediyorum, ben, bana güvenmeyenlere, semtlerine sokmayanlara niye güveneyim? Güvenirsem ahmaklık yapmış olmam mı?
Sadece ben değil, bu ülkenin pek çok değerli insanları sakalı, hanımının başörtüsü, yazı yazdıkları gazete ve savundukları fikirlerden dolayı dışlanmıyor mu?
Gidemediğimiz, giremediğimiz yer galiba bizim değildir..
74 yıllık ömrümün 14'ünü çıkartırsam, 60 yıldır Türkiye'nin huzuru, refahı, bağımsızlığı, birliği-dirliği için kullandım.. Ayrımcılığa tabi tutulmaktan nefret ediyorum.. Adalete olan düşkünlüğümü herkes bilir..
Aşırılığa kaçmadım, suç işlemedim, kanunlara riayette kusur bırakmadım.. Soyum-sopum belli; ülkeme çelik pim gibi giren dönmeler kadar bir hakka sahip olmadığımı görüyorum..
Benim gibiler çoktur, amma söyleyemiyorlar maalesef..
İşin garip tarafı, "bizim" diye naralar attığımız Kerkük ve Musul'a bizimkileri sokmuyorlar ve giremiyorlar.. Girdiklerinde ise başlarına çuval geçiriliyor, tabiî bu hadiseler bana giran geliyor..
ABD, Afganistan'a girdi, orasını kendisinin yapmadıysa da hükümranı oldu..
Irak'a girdiler, işledikleri cinayetleri, menhiyatları istisnasız herkes bilmektedir.. Bush'un havarileri ve paralı gazetecileri mazur göstermeye çaba harcasalar da, pek inandırıcı olamıyorlar..
Girmenin en faydalısı, gönüllere girmektir..
Gönüllere giremeyenler nereye girseler itibar kazanmazlar..
Ben kendi gönlüme girenlere bakıyorum, hepsi de Anadolu'mun garip ve mazlum insanlarıdır..
Öbürleri sığmıyorlar.. Sığdırmaya çalışsam da başaramıyorum..
Çünkü aklım gönlümün tertemiz kalmasından yanadır.. Benim gönlüm çöplük değil, bozulmamış, saflığını, samimiyetini koruyan bir beldedir..
Ben kimlerin gönlüne girmişim, bilmiyorum..
Eskiden okullarda bir şarkı söyletirlerdi.. Bilmiyorum, belki de hâlâ söyletiyorlar.. O şarkının nakarat kısmında, "Gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür" ifadeleri geçerdi.. Samimi bir duygu ifadesi olsa dahi, bugün için her türlü imkânı ellerinde bulunduranlar, gitmedikleri, görmedikleri vatan topraklarında yaşayanları "bizim" diye saysalar ne yazar? Gidin ve görün bakalım, siz oradakilerin gönlünde vücut bulmuş musunuz?
Dağlar ardına gazel okumak samimiyet değildir.. Gidip içlerine karışmadığınız, dertlerine derman olmadığınız, aşağıladığınız, horladığınız insanlar sizlerle hangi müşterekte beraber olacaklar?
Uzaktaki köyler bir yana, şehirlerde, hatta yaşadığınız şehirde siz kaç kişiyle yüz yüze görüştünüz, kaç nasırlı eli sıktınız, bana söyleyebilir misiniz?
Gitmediğiniz, görmediğiniz, amma vergisini tahsil ettiğiniz, askere çağırdığınız insanlar nereye aittirler, sizlerden hangi yakınlığı gördüler bugüne kadar?. İşte cevap verilmesi gereken en önemli soru bu!..
Bundan böyle evlenecek gençleri
Avrupa seçecek, biz bakacağız
Damatlık, gelinlik elbisesini
Avrupa biçecek, biz bakacağız..

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...