|

İslamda Yenilenme
Taha Akyol / 28.01.2006 / Milliyet
DİN
sosyolojisinin büyük ismi Max Weber, Avrupa'da kapitalizmin gelişmesiyle
Protestan dindarlığı arasındaki ilişkiyi gösterdi. Hindistan'da Budizm
yüzünden, Çin'de Konfüçyanizm yüzünden, Ortadoğu'da İslam yüzünden
modern ekonomi gelişemeyecek, "ortaçağ esnaflığı"nın ötesine
geçilemeyecekti!
Çünkü, Weber'e göre, bu dinler, pratik anlamda "rasyonelleşmeye", yani
modern ekonominin gerektirdiği "hesaplama, verimlilik, kâr, sermaye
yönetimi" gibi rasyonelliklere müsait değildi. Mesela İslam "savaşçıların
dini" idi, üretimi değil, "ganimet"i vurguluyordu vs. (1)
Weber sosyolojisinin bizdeki en büyük ismi merhum Prof. Sabri Ülgener
Weber'i eleştirdi: Tarihte İslamın ticareti son derece geliştirdiği
dönemler de vardı, bizzat Peygamber ticareti teşvik etmiş, devletin
piyasaya müdahalesine de karşı çıkmıştı. Fakat sonra ekonomik 'daralma'
asırlarında "ortaçağ zihniyeti" ağır bastı, ticaret hor görüldü,
devletler narh uygulayarak sermaye birikimini köstekledi, "girişimci"
gitti, "ortaçağ esnafı" ve kanaatkârlık ah-lakı hâkim oldu. (2)
Kimlerin dini?
Ülgener Hoca'nın eleştirisi doğru çıktı: İşte bugün, piyasa ekonomisinin
devreye girmesiyle, Çin ve Hint kapitalizmi hızla gelişiyor!
Türkiye'de de yine piyasa ekonomisiyle, "Anadolu kaplanları, Müslüman
Kalvinistler, MÜSİAD, muhafazakâr sermaye" gibi adlar verilen dindar ve
aynı zamanda 'ekonomik-rasyonalist' bir "girişimci orta sınıf" süratle
gelişiyor. Bugün konuştuğumuz bu analizi, Ülgener Hoca'nın talebesi
Prof. Ahmet Güner Sayar on yıl önce yazmıştı! (3)
Her din geçmişte göçebelerin, köylülerin, savaşçıların, feodallerin ve
esnafın dini oldu. Hıristiyanlığın girişimci orta sınıfın dini haline
gelmesi Protestan reformasyonuyla başladı. Ekonomik gelişmeye ilgisinin
kökleri burada.
İslam ise tarihte ilk defa Türkiye'de kültürlü girişimci orta sınıfın
dini oluyor! Bu ortaçağa dönüş veya irtica değildir, bir yenilenme (tecdit)
sürecidir.
İşte köylü yemenisinden, kasaba çarşafından, artık defileleri düzenlenen
modern türbana geçiş...
Eğitim, yatırım, şirketler, ihracat ve hem dindar hem 'burjuva' zevkler...
Siyasette "İslam Birliği"nden "Avrupa Birliği"ne yöneliş...
Bu süreç ister istemez dindarlık yelpazesini çeşitlendirir,
çoğulculaştırır.
Sosyolojik faktörler
Sosyolojik benzerliklere bakarak "Protestan, Kalvinist Müslüman" gibi
terimler kullanılıyor. Ama bunlar dinen Hıristiyan mezhepleri olduğu
için, bu şekilde adlandırılmak Müslümanların tepkisini çekiyor.
Yanlış anlamalara meydan vermemek için, doğrusu, dindarlıkları kendi
terimleriyle nitelemektir. İslamda "tecdit, teceddüt" (yenileme,
yenilenme) gibi terimler var mesela.
Dinin itikadi olarak anlaşılması dindarlara, onların itimat ettiği
ruhani ve ilmi otoritelere bırakılmalı, kendi yolunu bulur.
Kadının başı açık cuma namazı kılması mı? Marjinal bir olay. Her dinde
mabedin, ibadetin bir adabı vardır, uymak gerekir. Ama dindarlıklarını
değişik kalıplarla ifade edenlere hakaret etmek de yanlıştır. Eskiden bu
farklı dindarlıklar tekke, zaviye ve dergâhlarda serbestçe ifade
edilirdi.
1) Max Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu, Hil Yayınları,
1985.
2) S. Ülgener, Darlık Buhranları ve İslam İktisat Siyaseti, sf. 117-148.
3) Ahmet Güner Sayar, Bir İktisatçının Entellektüel Portresi: Sabri
Ülgener, sf. 325-338. |