|

Din,
Halkların Afyonu mudur?
Nuray Mert / 10.01.2006 / Radikal
Marx'ın, 'Din
halkların afyonudur' sözü, bugünlerde yine, kulaklarımda çınlıyor.
Marksizm'in pozitivist arka planıyla uzlaşmam mümkün değil, Marx'ın bu
sözü de, büyük ölçüde bu arka plana dayalı bir tespit. Ancak, felsefi
düzlemden değil, siyasi düzlemden yola çıkarsak, evet bir kez daha dinin
(daha doğrusu dine atfedilen anlamın) halkların afyonu işlevi gördüğü
bir dünya ile karşı karşıyayız.
İki buçuk senedir, Müslüman ülkelerde dolaşıyorum. Son olarak iki
haftaya yakın zamandır, Pakistan'daydım. Oradaki siyasi tartışmaların
bende yarattığı derin kaygıyla Türkiye'ye döndüğümde, burada hâlâ
Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına aday olması durumunda, eşinin
başörtüsünün yaratacağı sorunların tartışılması tam gaz devam etmekteydi.
Ben başörtüsü konusunda çok yazmış, çizmiş biriyim. Dahası, başörtüsü
meselesini, sadece bireysel özgürlük ve demokrasi sorunu olarak
görmüyorum. Onun ötesinde, Türkiye'nin kimlik, kişilik meselesi olarak
önemsiyorum. Başörtüsü karşıtlığının, Türkiye'nin Batı ile özdeşleşme
çabasının marazi bir ürünü olduğunu düşünüyorum. Cumhurbaşkanının eşinin
türbanlı olup olmamasını tartışmayı marazi bir takıntının ifadesi olarak
görüyorum.
Diğer taraftan, siyasetin şu veya bu şekilde başörtüsüne kilitlenmesinin,
tam bir afyon tesiri ürettiğini görmek gerekiyor. Ancak, din, bu noktada,
öteden beri, sadece sahip çıkanlar değil, karşısında duranlar için de
tam bir afyon etkisi yapıyor. Dini semboller üzerinden yapılan tartışma
ve sürtüşmeler, tüm taraflar için son derece etkili manipülasyon işlevi
görüyor. Dindarlar, 1950'lerden beri, bu sembollere sözde sahip çıkan
sağ/muhafazakâr iktidar ve siyasetleri, sonuna kadar desteklemekte
sakınca görmediler. Halen AKP'nin kitle tabanını bu türden bir destek
oluşturuyor. Diğer taraftan, din karşıtlığı benzer bir mecrada akıyor,
dini semboller, bu açıdan da afyon tesiri yapıyor. Birileri bu
sembollere sahip çıkanların, diğerleri karşı çıkanların her yaptığını
affetmeye, onları her koşulda kollamaya hazır.
En vahim olanı, 21. yüzyılın başında, ileri kapitalizm/emperyalizmin
siyasi tartışma alanını, tüm dünya çapında, yeniden din/kültür/medeniyet
eksenine başarıyla oturtmuş olması. Hedef tayin edilen Müslüman dünya,
genel tabloyu kavrama aczi içinde, dini sembollere söylemlere tutunmaya
çalışıyor. Medeniyetlerarası diyalogdan, katı köktendinciliğe kadar
giden ve çok farklı gibi duran ancak aslında aynı kaynaktan beslenen,
bir yığın siyaset dışı mevziye savruluyor. Bu arada, dünyanın nasıl bir
talanla yüz yüze olduğu, bu talanın kimler arasında nasıl bir
mücadelenin konusu olduğu, siyasete nasıl yansıdığı fark bile
edilmeyebiliyor.
Bakın, fakirlikten kırılan, otoriter iktidarların birinden diğerine
geçiş yapmaktan nefes alamayan, kurulduğundan bu yana dünyadaki iktidar
mücadalelerinin platformu olmanın ötesine gidemeyen Pakistan'da,
İslamcıların parlamentodaki temsilcileri, devlet memurlarına namaz kılma
mecburiyeti getiren kanun tasarılarıyla uğraşıyorlar.
Konuyu fazla dağıtmadan, Türkiye'deki son, cumhurbaşkanının türbanlı eşi
olması ihtimali tartışmasına dönersek, kimsenin kuşkusu olmasın,
türbanlı eşi olan bir Cumhurbaşkanı, muhafazakâr/dindar kesimin çoğu
için, büyük bir galibiyet hissi yaratır. Değerleri, sembolleri, 100 yıla
yakın zamandır hakir görülen, her fırsatda tartaklanan insanların böyle
hissetmesi anlaşılır olabilir, ancak bunun sonucu, dinsel bir sembolün
iktidar gözükmesinin afyon etkisi olacaktır. Dindar kalabalıklar, nasıl
1950'lerde ezanı Arapçaya döndürdü diye DP'ye açık çek vermiş ve
siyasetin önünü bu yönde tıkamışsa, aynı şey tekrarlanacaktır, hatta bu
tartışmalar vesilesiyle halihazırda tıkamaktadır. Diğer taraftan, böyle
bir şeyin gerçekleşme ihtimali, sağ/muhafazakâr kesimin karşısında
siyaset yapmanın önünü de büyük ölçüde tıkayacaktır ve halihazırda
tıkamaktadır.
Türkiye'de de, dünyada da, dinin afyon işlevi görmesinin maliyeti, bir
avuç ayrıcalıklı dışında kalan kalabalıklar için çok ağır oluyor. Ancak,
dini afyon olmaktan çıkarmanın yolu, din karşıtlığı değil ve olmamalı.
Bunu sadece inanan biri olarak söylemiyorum. Dinin afyon işlevi
görmesini, dindarlar kadar, hatta bazen onlardan çok, din karşıtlarının
mümkün kıldığını düşündüğüm için söylüyorum. |