Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 326 | Şubat  2006

                   

 

 


Hamas İbreti, Hamas Fırsatı

Yasemin Çonkar / 30.01.2006 / Milliyet

Hamas'ın seçim zaferi bir bakıma ibretlik; başta ABD olmak üzere Batı, İsrail ve tabii Arap rejimleri açısından derslerle dolu bir sonuç.
Peki Hamas gibi şiddeti içselleştirmiş, radikal İslamcı, İsrail'in var olma hakkını tanımayan bir örgütün Filistin'de iktidara gelmesini demokrasi, hele hele barış adına fırsat sayanlara ne demeli? Çok mu safdiller, yoksa basbayağı budala mı?
"Bu bir fırsat olabilir" diyenler Washington'da da var ve ben onların fazladan bir iyimserlik geni taşıdığından kuşkulansam bile, büsbütün naif olduklarını doğrusu düşünmüyorum.
Bir kere, Hamas'ın meşru bir seçim sonucu iktidara yerleştiğini veri almaktan başka seçenek yok. Uluslararası ve bölgesel aktörler, bir yandan bu veriden kendi politikaları adına ders çıkarırken, bir yandan da Hamas'ı "demokrasi" ile "terörizm" arasında tercihe zorlamalılar.
Hamas başarısını doğru okumalı: Filistin halkı, Gazze ve Batı Şeria'da dünyadan kopuk, izole bir halk olarak, katı İslami bir rejim altında yaşamayı ve daha çok evladının ölmesini istediği için mi kendisine oy verdi? Yoksa çoğunluğun özlemi işsizlikten, yolsuzluktan kurtulmak; refaha, güvenliğe ve devletlerine kavuşmak mı?
Uluslararası topluluk, devlete giden yolda ilerlemenin, Hamas'ın demokrasiyi seçmesinden geçtiğini Filistin halkına göstermeli; bu tercihi kolaylaştıracak politikalar izleyebilmeli; dahası, bu politikaların Tahran ve Şam tarafından etkisizleştirilmesini önleyebilmeli.
İyi de göl maya tutar mı? Hamas değişir mi? Washington'daki iyimserler denemekten başka çare görmüyorlar.
Bush'u suçlayanlar
Son günlerde konuştuğum birçok ABD'li, Türk ve İsrailli gözlemciden aynı tepkiyi dinledim:
"Sonuç, Bush'un budalalığının kanıtı. Arap dünyasında her yere sandık kurmaya, her isteyeni seçime sokmaya kalkarsan olacağı bu."
İsrail'in Haaretz gazetesinde hem bu tepkiyi iyi yansıtan ama hem de demokrasinin geri dönülmezliğini vurgulayan, Aluf Benn imzalı bir analiz vardı:
"Bush'un tetiklediği demokratikleşme süreci ve Arap uydu televizyonlarının ilerlettiği açık tartışma ortamı, eski çatıyı un ufak ediyor... İsrail, Bush'un demokratikleşme girişiminde, bölgenin gerçekleri hakkında hiçbir fikri olmayan naif Amerikalıların kibrini gördü... İsrailliler Amerikalıları, başıboş bir Arap demokrasisinin iktidara Batılı liberalleri değil, Müslüman Kardeşler'i getireceği konusunda uyardılar. Ama Washington dinlemedi, seçimlerin yapılmasında ısrar etti... Hamas etkisi Amman ve Kahire'yi de vurmadan, hem Washington'ın hem Kudüs'ün durumu yeniden gözden geçirmesi gerek. Ne olursa olsun, demokratik değişimi geriye döndürmek ve eski diktatörlüklerle yeniden rahat bir ilişki başlatmak kolay değil."
Bush yönetimini "Arap dünyasında demokrasiyi gözü kapalı teşvik edip Amerika'nın düşmanlarına iktidar yolu açmakla" suçlayanlar Washington'da da var tabii.
Bir başka kesim ise, farklı ve benim de haklı saydığım bir eleştiri getiriyor. Bu kesime göre, Washington'ın esas hatası, beş yıldır Arap-İsrail sorununun çözümüne öncelik vermemesinde, Filistin lideri Mahmud Abbas'ın elini güçlendirip onu El Fetih'te reforma zorlamamasında ve İsrail'in hemen her politikasını peşinen desteklemesindeydi.
ABD ne yapacak?
ABD'nin Hamas iktidarına karşı izleyeceği politika, Başkan Bush'un son demeçleri ile ABD, AB, BM ve Rusya'dan oluşan Ortadoğu kuartetinin ortak açıklamasına yansıdı. Hamas'ı "terörü reddetmeye" ve "İsrail'in var olma hakkını tanımaya" zorlama politikası bu. Washington, bu iki koşul gerçekleşmezse Hamas'ı muhatap almayacağını, Filistin'e yardımı keseceğini söylüyor.
Bir ABD'li yetkiliye, "Hamas'a oy verenler silahlı eylemlerini de İsrail'e karşı tüzüğünü de biliyorlardı. Bu zorlamanın meşruiyeti ne" diye sorunca, "Hiçbir demokrasi boşlukta işlemiyor. Global ekonominin ve topluluğun parçası olmak isteyen, devletleşmek isteyen kimse uluslararası kıstasları hiçe sayamaz" yanıtını alıyorum. Aynı yetkili, Nazi hayranı Jörg Haider'in 2000'de Avusturya hükümetine ortak olmasına verilen uluslararası tepkiyi; FKÖ'nün de "İsrail'in yıkılması" hedefini tüzüğünden dış baskıyla çıkardığını hatırlatıyor.
Peki Bush yönetimi, Arap dünyasında demokrasinin frenine basacak mı? Bir Beyaz Saray yetkilisi, seçimleri teşvik etmekten vazgeçmeyeceklerini söylüyor: "Radikallerin güçlenmesi, demokrasi yokluğunun bir sonucu. Siyasi İslam'ın alternatifleri ancak açık tartışma ortamında oluşabilir."
Peki ya "terörist" sayılan bir örgütün seçimlere sokulması?
Yetkiliye göre, "Bu fırsat,'Silahtan başka seçeneğimiz yok' diyenlere yanıttı. Ama sandık yolu bir kez açıldı mı artık şiddeti terketmeleri şart."

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...