Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 326 | Şubat  2006

                   

 

 


İLETİŞİM KOPUKLUĞU HASTALIĞI*

 

Çiğdem Çalıkılıç

'Gel buraya diyorum, çabuk gel buraya!!' tam kaçacakken saçtan yakalama ve kendine çekme, alıp kucağa oturtma, tepinerek aşağıya inme denemesi ve bir tokat yüksek sesle ağlama sonra bir aralık duraksama ile birlikte tekrar kaçma denemesi ve kaçış. Gözlerin içine baka baka karşıdaki sıraya oturma ve yüksek sesle 'Anne seni utandıracağım' cümlesini tekrarlama...
Annede çaresizlikle karışık bir kızgınlık ifadesi, dönüp yanındaki arkadaşlarına ne kadar bıktığından bahsetme ve 'artık yuvaya kesin gidecek' cümlesini karşıdakinin gözünün içine baka baka yüksek sesle tekrar etme...
4-5 Yaşlarında görünen bir kız çocuğu ve annesi aralarındaki meseleyi halledememenin, birbirlerini anlayamamanın egzersizini yapmaktalar. Büyük bir olasılıkla aralarında süregelen küçük bir didişme tarihçesinin yansımaları bunlar.
Kucağında duman renkli kedisiyle yanıma oturan küçük kız, bir süre bana da dik dik baktıktan sonra her nedense ke(n)disinden bahsetmeye başladı. 'Üff bu da kucakta oturmaktan sıkıldı, yani benden sıkıldı' kediyi yanına koydu. 'Evet öyle bir hali var, adı ne?' dedim. Uzunca bir süre şaşkın şaşkın suratıma baktıktan sanra 'adı yok ki' dedi bir süre daha düşündü ve 'ama koyabilirim' diye ekledi. Sanki 'kedi adları el kitabı' arıyormuşçasına gidip annesinin çantasının içine baktı, şöyle bir karıştırdı ve tekrar yerine oturdu. 'Adını minnoş koydum'. 'Ne güzel bir isim'. 'Biliyor musun bu miyav diyor ama şimdi diyemiyor çünkü eee pili yok yani bozuk bozuk', 'demek bozulmuş', 'ama bak karnında bir yara var ne yapsam?' kedinin göbeğine yakın bir yeri elleriyle iyice yoklayarak devam etti 'mehrem de yok ki' 'Bende vardı dur bir çantama bakayım'. Hayali merhemi verdiğimde büyük bir ciddiyetle kapağını açtı, bir yandan gözlerimin içine bakarak dikkatle oyuncak kediye sürdü ve geri verdi.
'Acaba iyileşir mi? Ne yapsam yoksa hastaneye mi götürsem' 'Bence iyileşmesi için biraz bekle' 'yok ben en iyisi şey neydi.... bepantern alıyım' Yine annesinin çantasından onbin lira alıp geldi. 'En iyisi ben hani bizim orda var ya, hani tam karşıda ordan bepantem alıyım süriyim' 'peki öyle yap'.
'Başkası' nın henüz daha ayırdına varamayan bu küçük kız, benim onların evinin karşısındaki eczaneyi bildiğimi zannederek (zannetmekten öte bundan kesinlikle emin) anlatıyordu. Ne de olsa onun biliyor olması benim de biliyor olmam için yeterliydi onun yaşlarında...
Birden anakaraya yanaştığımızı farkettim. Anne ve arkadaşları kalktılar, kedili kız da kalktı yanımdan. 'Hoşçakal' döndü el salladı. "Yine gel olur mu, bak yine gel' Tamam gelirim'...
İletişim kopukluğu özellikle eşit güçte olmayanlar arasında vahim sonuçlar doğuruyordu besbelli.
Bir taraf fiziksel şiddet kullanmanın vicdani rahatsızlığıyla kıvranırken diğer taraf, 'seni utandıracağım' diye bağırıyordu yaralarını sarmaya çalışarak..

* hayalet gemi, sayı 31, 1996

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...