Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 331 | Temmuz  2006

                   

 

 


Çin ve Afrika

Fikret Ertan/ 27.06.2006/ Zaman

Asya'nın devi Çin, kendisine binlerce kilometre uzaklıktaki Afrika'yı son iki yıldır adeta komşu kapısı yapmış bulunuyor.
Bu son iki yılda Çin, Afrika'ya hiçbir ülkenin yapmadığı kadar resmi ziyaret gerçekleştirmiş durumda bugün. Ne Amerika, ne Rusya, ne Avrupa Birliği ülkeleri ne de başkaları Afrika'ya Çin kadar gitmiş, Çin kadar önem vermiş değiller kısacası.
Bu noktayı vurgulamak için burada son iki yılda yüksek seviyeli bir düzine Çinli yetkilinin Afrika'nın 25 ülkesine 36 resmi ziyaret yaptıklarını, bu yüksek seviyeli Çinli yetkililerin ziyaretlerinin geçen nisan ayında Çin Cumhurbaşkanı Hu Şintao'nun Nijerya, Fas ve Kenya'ya yaptığı ziyaretlerle zirveye ulaştığını da yeri gelmişken söyleyelim ve Çin'in Afrika'ya verdiği önemin bundan sonra daha da artacağına işaret edelim.
Çin'in Afrika'ya verdiği önemin son göstergesi Başbakan Wen Jiabao'nun geçen cumartesi başlayan ve bu yazıyı yazdığımız gün sonuçlanacak olan 7 günde 7 önemli Afrika ülkesini kapsayan son resmi turu.
Jiabao, bu yıl ikincisi olan bu son Afrika turunda Mısır'dan başlayarak Gana, Kongo Cumhuriyeti, Angola, Güney Afrika, Tanzanya ve Uganda'yı kalabalık bir heyetle resmen ziyaret ederek Çin'e Afrika'da çeşitli yeni imkanlar sağlamış bulunuyor.
Bu yeni imkanlar arasında Jiabao'nun Mısır ile enerji, haberleşme ve ticaret alanlarında yaptığı son anlaşmalardan Zimbabwe ile imza koyduğu 1,3 milyar tutarındaki madencilik ve enerji anlaşmaları var. Jiabao'nun Zimbabwe ile vardığı anlaşmalar, Çin'in bu ülkede üç kömür madeni açması ve Zambezi Vadisi'nde üç termal elektrik santralı inşasını kapsıyor. Çin'in bu maden ve santral yatırımlarına karşılık olarak ise Zimbabwe'nin Çin'e önemli miktarlarda krom madeni sağlaması öngörülürken kronik elektrik sıkıntısı yaşayan Zimbabwe'nin Çin'in bu yatırımları sayesinde uzun vadede bu sıkıntıları aşması öngörülüyor. Çin'in Zimbabwe'deki bu yatırımları şüphesiz kamuoyunu kendi lehine kazanmaya dönük yatırımlar da ayrıca.
Jiabao'nun Güney Afrika ile imzaladığı uranyum madeni sondajı ve sivil nükleer enerjide işbirliği anlaşmaları, Gana ile imzaladığı 66 milyon dolarlık kredi karşılığında bu ülkenin telekomünikasyon sistemini yenileme anlaşması, ayrıca bu ülkeye baraj yapımı için 600 milyon dolarlık kredi açma teklifi ve Kongo, Tanzanya ve Uganda ile vardığı çeşitli ticaret ve altyapı anlaşmaları Çin'in Afrika kıtasındaki ekonomik, ticari ve siyasi nüfuzunun giderek artmakta olduğunu gösteren son işaretler.
Jiabao'nun bu son ziyaretinin en önemli ülkesi şüphesiz Angola'ydı; zira Angola bugün Çin'in İran'dan sonra en çok ham petrol ithal ettiği ikinci ülke haline gelmiş bulunuyor. Angola, geçen yıla kadar İran ve Suudi Arabistan'dan sonra Çin'e en çok petrol satan üçüncü ülkeydi; ama bu yıl başlarından itibaren Suudi Arabistan'ı geçerek ikinci ülke durumuna yükselmiş bulunuyor. Bu ülke artık Çin'e günde 500 bin varile yakın ham petrol satıyor ve bu yüzden de Çin için adeta vazgeçilemez ülke sıfatını kazanmış durumda. Nitekim, bu özelliğinden dolayı Jiabao, son ziyaretinde bu ülkeyle geçen nisan ayında varılan 4 milyar dolarlık petrol anlaşmasını yeni anlaşmalarla daha da tahkim etmiş bulunuyor. Buna göre, China Petrochemical Corp ya da daha iyi adıyla Sinopec adlı dev Çin enerji şirketi Angola'da üç yeni deniz petrol alanında sondaj yapmak için Angola'ya yaklaşık 700 milyon dolar yatırım yapacak.
Sözünü ettiğim bu anlaşmalara ilaveten Jiabao'nun diğer ülkelerle bakır ve başka kıymetli madenlerle ilgili önemli anlaşmalar da yaptığı, Çin'in Afrika'ya dönük enerji, maden ve siyasi hamlelerini daha da güçlendirmek için yeni planlar, yeni teşebbüsler geliştirdiği de haberlerde yer alıyor, ki bunlardan en önemlisi de önümüzdeki kasım ayında Çin'de yapılacak Çin-Afrika Zirvesi olacak. Bu zirvede 40 Afrika lideri Çinli liderlerle buluşacak ve kim bilir hangi yeni anlaşmalara varacaklar.
Çin-Afrika ilişkileri bugün dünyada yeniden başlayan enerji ve kıymetli madenler üzerindeki 'kaynaklar mücadelesi' şeklinde tanımlanan mücadelenin en önemli mücadele alanı şüphesiz. Bu mücadele, diğer ülkeler kadar bizi de ilgilendiriyor elbette.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...