|

Çin ve
Afrika
Fikret Ertan/ 27.06.2006/ Zaman
Asya'nın devi Çin, kendisine binlerce
kilometre uzaklıktaki Afrika'yı son iki yıldır adeta komşu kapısı yapmış
bulunuyor.
Bu son iki yılda Çin, Afrika'ya hiçbir ülkenin yapmadığı kadar resmi
ziyaret gerçekleştirmiş durumda bugün. Ne Amerika, ne Rusya, ne Avrupa
Birliği ülkeleri ne de başkaları Afrika'ya Çin kadar gitmiş, Çin kadar
önem vermiş değiller kısacası.
Bu noktayı vurgulamak için burada son iki yılda yüksek seviyeli bir
düzine Çinli yetkilinin Afrika'nın 25 ülkesine 36 resmi ziyaret
yaptıklarını, bu yüksek seviyeli Çinli yetkililerin ziyaretlerinin geçen
nisan ayında Çin Cumhurbaşkanı Hu Şintao'nun Nijerya, Fas ve Kenya'ya
yaptığı ziyaretlerle zirveye ulaştığını da yeri gelmişken söyleyelim ve
Çin'in Afrika'ya verdiği önemin bundan sonra daha da artacağına işaret
edelim.
Çin'in Afrika'ya verdiği önemin son göstergesi Başbakan Wen Jiabao'nun
geçen cumartesi başlayan ve bu yazıyı yazdığımız gün sonuçlanacak olan 7
günde 7 önemli Afrika ülkesini kapsayan son resmi turu.
Jiabao, bu yıl ikincisi olan bu son Afrika turunda Mısır'dan başlayarak
Gana, Kongo Cumhuriyeti, Angola, Güney Afrika, Tanzanya ve Uganda'yı
kalabalık bir heyetle resmen ziyaret ederek Çin'e Afrika'da çeşitli yeni
imkanlar sağlamış bulunuyor.
Bu yeni imkanlar arasında Jiabao'nun Mısır ile enerji, haberleşme ve
ticaret alanlarında yaptığı son anlaşmalardan Zimbabwe ile imza koyduğu
1,3 milyar tutarındaki madencilik ve enerji anlaşmaları var. Jiabao'nun
Zimbabwe ile vardığı anlaşmalar, Çin'in bu ülkede üç kömür madeni açması
ve Zambezi Vadisi'nde üç termal elektrik santralı inşasını kapsıyor.
Çin'in bu maden ve santral yatırımlarına karşılık olarak ise
Zimbabwe'nin Çin'e önemli miktarlarda krom madeni sağlaması öngörülürken
kronik elektrik sıkıntısı yaşayan Zimbabwe'nin Çin'in bu yatırımları
sayesinde uzun vadede bu sıkıntıları aşması öngörülüyor. Çin'in
Zimbabwe'deki bu yatırımları şüphesiz kamuoyunu kendi lehine kazanmaya
dönük yatırımlar da ayrıca.
Jiabao'nun Güney Afrika ile imzaladığı uranyum madeni sondajı ve sivil
nükleer enerjide işbirliği anlaşmaları, Gana ile imzaladığı 66 milyon
dolarlık kredi karşılığında bu ülkenin telekomünikasyon sistemini
yenileme anlaşması, ayrıca bu ülkeye baraj yapımı için 600 milyon
dolarlık kredi açma teklifi ve Kongo, Tanzanya ve Uganda ile vardığı
çeşitli ticaret ve altyapı anlaşmaları Çin'in Afrika kıtasındaki
ekonomik, ticari ve siyasi nüfuzunun giderek artmakta olduğunu gösteren
son işaretler.
Jiabao'nun bu son ziyaretinin en önemli ülkesi şüphesiz Angola'ydı; zira
Angola bugün Çin'in İran'dan sonra en çok ham petrol ithal ettiği ikinci
ülke haline gelmiş bulunuyor. Angola, geçen yıla kadar İran ve Suudi
Arabistan'dan sonra Çin'e en çok petrol satan üçüncü ülkeydi; ama bu yıl
başlarından itibaren Suudi Arabistan'ı geçerek ikinci ülke durumuna
yükselmiş bulunuyor. Bu ülke artık Çin'e günde 500 bin varile yakın ham
petrol satıyor ve bu yüzden de Çin için adeta vazgeçilemez ülke sıfatını
kazanmış durumda. Nitekim, bu özelliğinden dolayı Jiabao, son
ziyaretinde bu ülkeyle geçen nisan ayında varılan 4 milyar dolarlık
petrol anlaşmasını yeni anlaşmalarla daha da tahkim etmiş bulunuyor.
Buna göre, China Petrochemical Corp ya da daha iyi adıyla Sinopec adlı
dev Çin enerji şirketi Angola'da üç yeni deniz petrol alanında sondaj
yapmak için Angola'ya yaklaşık 700 milyon dolar yatırım yapacak.
Sözünü ettiğim bu anlaşmalara ilaveten Jiabao'nun diğer ülkelerle bakır
ve başka kıymetli madenlerle ilgili önemli anlaşmalar da yaptığı, Çin'in
Afrika'ya dönük enerji, maden ve siyasi hamlelerini daha da güçlendirmek
için yeni planlar, yeni teşebbüsler geliştirdiği de haberlerde yer
alıyor, ki bunlardan en önemlisi de önümüzdeki kasım ayında Çin'de
yapılacak Çin-Afrika Zirvesi olacak. Bu zirvede 40 Afrika lideri Çinli
liderlerle buluşacak ve kim bilir hangi yeni anlaşmalara varacaklar.
Çin-Afrika ilişkileri bugün dünyada yeniden başlayan enerji ve kıymetli
madenler üzerindeki 'kaynaklar mücadelesi' şeklinde tanımlanan
mücadelenin en önemli mücadele alanı şüphesiz. Bu mücadele, diğer
ülkeler kadar bizi de ilgilendiriyor elbette. |