Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 331 | Temmuz  2006

                   

 

 


Toma İncili Üzerine

Haşmet Babaoğlu/ 09.06.2006/ Vatan

Dün Da Vinci Şifresi'nden yola çıkıp lafı kurumsal Hıristiyanlık tarafından kabul görmemiş, sahte sayılmış ve yasaklanıp yok edilmiş İncillerde acaba neler yazıyor noktasına getirmiş, orada kalmıştım.
Gelelim bu İnciller içinde ciddi araştırmacıların en dikkate değer bulduğu Toma(s) İncili'ne...
1945 yılının aralık ayında Yukarı Mısır'da, Nil'in Batı'ya doğru aktığı bölgede Nag Hammadi kasabasının yakınlarında iki Muhammed Ali es-Samman adındaki köylü ve kardeşleri, kırmızı kilden büyük bir küp buldu. İçinde papirüs tomarları halinde düzinelerce kitap vardı.
1950'lerin başlarından bu yana Hıristiyanlık tarihi uzmanlarınca "çok önemli ve devrimci nitelikte bulgular" olarak değerlendirilen bu tomarlardan biri de havari Didimus Yahuda Toma'ya ait "İsa'nın Sözleri" kitabıydı.
Bugün birçok araştırmacı bu kitabın "resmi İnciller"e kaynak olduğunu düşünüyor. Ancak Toma İncili'nin söylemi "derin bilgi"ye odaklanmasıyla onlardan ayrılıyor.
Ayrıca bu İncil'de Kilise'nin teolojik tezlerini üzerine inşa ettiği İsa'nın doğumu, çarmıha gerilmesi, ölümüyle insanlığı kurtardığı, tekrar yeryüzüne geleceği gibi konuların ve öykülerin bulunmayışı da ilginçtir.
***
Ben bu İncil'le 70'li yıllarda, çok sevdiğim varoluşçu psikanalist R. D. Laing'in bir kitabındaki uzunca bir alıntı vasıtasıyla tanışmıştım.
Çok çarpıcı bir bölümdü doğrusu. Bir daha hiç aklımdan çıkmamıştı.
"İsa onlara dedi ki:
Sizler ancak ikiyi bir,
içi dış, dışı iç (batını zahir),
yukarıdakini aşağıdaki yapınca;
ve erkek artık erkek
kadın artık kadın olmayınca
kadın ve erkek bir tek ve aynı varlık olunca...
Melekut'a gireceksiniz."
***
Geçen yıl bir kitapçının raflarını rastgele karıştırırken "Hazret-i İsa'nın 114 Hadisi" kitabıyla karşılaştım.
"Allah Allah, bu da nedir?" diye tam içimden geçiriyordum ki, kitabın üzerinde Ahmet Yüksel Özemre adını gördüm.
Nükleer fizikçi Özemre, 1966/67 kış sömestresinde College de France'da Prof. Henri-Charles Puech'in "Toma'ya Göre İncil" seminerine katılmış.
Bu İncil'deki Hz. İsa imajının resmi (kanonik) İncillerdekinden çok farklı ve İslam tasavvufu ile irfanına yakın olmasından etkilenmiş. Daha o zamanlar bu İncil'i çevirip yorumlama ateşi içine düşmüş. Arzusunu yıllar sonra gerçekleştirmiş. Ve sanırım bu çalışma boyunca Hz. Muhammed'in rivayet edilen şu sözünü aklından hiç çıkarmamış: "Bana üç şeyi sormayınız; Kader'in sırrı, İsa'nın sırrı ve Ali'nin sırrı."
Sufi Kitap Yayınevi'nden çıkan "Hazret-i İsa'nın 114 Hadisi" meraklısı için gerçekten doyurucu, düşündürücü ve çok özenli bir çalışma.
Şimdi Toma İncili hakkında okurlarıma bir fikir versin diye buraya aktaracağım birkaç bölümü Özemre'nin kitabından (çevirisinden) aldım.
* Müridler İsa'ya sordular ki: "Söyle bize! Bizim sonumuz nasıl olacak?" İsa dedi ki: "Başlangıcı keşfettiniz de mi sonu arıyorsunuz? Zira başlangıç neredeyse son da orada olacaktır. Ne mutlu o kişiye ki başlangıca kaimdir! O, sonu da görecek ve ölümü tatmayacaktır." (18)
* İsa dedi ki: "Eğer bir kör bir (başka) körü güderse ikisi de bir çukura düşer." (34)
* İsa dedi ki: "Gelip-geçenlerden olunuz!" (42)
* İsa dedi ki: "Alem'i tanıyıp da kendi nefsinden cahil olan her kimse, her (manevi) makamdan mahrum olur. (67)"
Bir parçacık da olsa, yeşil yeşildir!
İstanbul'da bir süredir yerel yönetimin ciddi bir yeşillendirme; kent peyzajını yeşille düzenleyip güzelleştirme çabası var.
Özellikle yol kenarlarında ve kavşak noktalarında yapılan işlere bakıyorum da bu kez "dostlar alışverişte görsün" kabilinden kolaycılıklara kaçılmıyor.
Topkapı çevresi, Davutpaşa'dan Merter'e inen yollar, Ulus kavşağı ve daha birçok yerde gerçekten göze hoş gelen yeşil düzenlemeler yapıldı.
Bakımsızlıktan fidanları heba ettiklerinde, ektikleri çiçekleri soldurduklarında yeşil noktaların çöplüğe dönmesine seyirci kaldıklarında belediyeleri medyada ağır bir dille eleştiririz..
Ama iyi şeyleri övmeye ve alkışlamaya o denli hevesli değilizdir. Bari burada sözünü edeyim dedim. Ne demişler: Yiğidi öldür ama hakkını ver.
Öte yandan Büyükşehir Belediyesi yetkililerine sesleniyorum: Gözüm bundan sonra koca bir çölde bir avuç vahayı andıran bu "yeşil" alanlarda olacak!
Ne olur, soldurmayın!

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...