|

Türkiye’de ‘Laik İslamcılık’ Dönemi
Osama Al Sharif-Gulf/30.07.2007/Referans
Arap dünyasında bazılarının düşündüğü gibi
Türkiye'nin 22 Temmuz'da yaptığı seçim, ülkenin laiklikten ayrılmaya
başladığı anlamına gelmiyor.
İslamcı kökeni ülkenin yerleşik eliti tarafından gözardı edilemeyen
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) seçim zaferi, Türkiye'nin uzun bir
zamandan bu yana sürdürdüğü kimliğini yeniden tanımlama çabaları
çerçevesinde 21. Yüzyıl'da yeni bir sayfa açıyor. Bu geçiş dönemi,
siyasi ve sosyo-kültürel bir melezin doğumu anlamına geliyor olabilir:
Laik İslamcılık.
Osmanlı İmparatorluğu'nun külleri arasından Türkiye Cumhuriyetini kuran
Mustafa Kemal Atatürk'ün genç Türk ulusuna bıraktığı en büyük ve en
tartışmalı miras laiklik ilkesi olabilir. Bu ilke, siyasi bir din olarak
İslam ile Küçük Asya'da kurulan Batı'ya dönük modern bir devlet arasında
kesin bir ayrılık anlamına geliyordu. Sorunları olsa da, bu devrimci
deneyim Müslüman dünyasında tektir ve seksen yıldır ayaktadır.
Radikal İslamla paralellik kurulamaz
Bu nedenle, Türklerin AKP'yi güçlü bir biçimde yeniden iktidara
getirmesi olgusu ile Arap dünyasında ve diğer yerlerde yükselen siyasi
İslam arasında karşılaştırmalar yapma ya da paraleller oluşturma
çabaları basittir ve gerçeklere uymamaktadır.
Herşeyden önce, AKP'nin seçim sandıklarındaki bu ikinci başarısı,
ülkenin demokratik ilkeleri ve kurumları açısından tam bir zafer
anlamına gelmektedir. Zira, Türkiye'nin geleceğine ilişkin son kararı,
ordu değil Türk seçmeni vermiştir.
Eğer AKP özünde İslamcı bir parti ise; Arap dünyasındaki bizlerin, bu
partinin kuruluş ilkeleri, popülist hedefleri ve liberal siyasetlerine
yakın bir şeylere sahip olduğumuzu söylememiz mümkün değil.
AKP, Ürdün, Mısır, Cezayir ya da Tunus'tan çok farklı bir siyasi ortamda
faaliyet gösteriyor. Ayrıca, AKP; Arap dünyası ve diğer yerlerdeki
Müslüman Kardeşler, Hamas ve diğer İslamcı siyasi hareketlerden tamamen
farklı bir gündeme sahip.
Erdoğan laik ilkelere uyacak
Partinin lideri ve Türkiye'nin karizmatik başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, ülkenin laik kuruluş ilkelerine saygı göstermeye ant içti. Bir
önceki hükümet döneminde izlediği siyasetlerin Türkiye'nin laiklik
ilkesiyle çatışmamasına özen gösterdi. İzlediği özgür piyasa reformları,
Avrupa Birliği (AB) üyeliği girişimleri, İsrail ile ilişkiler ve
globalizasyon konusundaki hoşgörülü yaklaşımı, onu, İslamcı partilerin
çoğunda görülen muhafazakar liderlerle değil, Gordon Brown ve Nicolas
Sarkozy gibi liderlerle aynı gruba koyuyor.
Buradaki büyük hikaye, özelde AKP'nin ve genelde Türkiye'nin, İslam ile
laikliği nasıl bağdaştıracağı. Dünyanın her yerindeki Arapların ve
Müslümanların, özellikle mezhepler arası savaşa batmış Irak'ın,
Türkiye'nin bu çabasını izlemeye ve anlamaya çalışması gerek. |