|

İslamcıların Zaferi mi?
Türker Alkan/25.07.2007/Radikal
'İslamcıların
Kemalistlere karşı zaferi!'
Pek çok yabancı gazete son seçim haberini böyle verdi. Oysa Türkiye'deki
hava hiç de böyle değil. Görebildiğim kadarıyla kimse AKP'yi 'İslamcı'
kategorisine koymadı. AKP ve Erdoğan da böyle görünmemek için büyük bir
çaba harcadı. 'Vitrin' için ithal edilen adaylar da İslamcı görüntüyü
silme çabasının bir ürünüydü. AKP, seçim kampanyası boyunca 'din,' 'türban'
gibi konulara girmemeye özen gösterdi.
Bunun tersi olsaydı, AKP liderleri İslamcı esaslara dayanan bir kampanya
yürütseydi, 'Rektörler türbanın önünde selam duracak' deseydi veya 'camiler
kışlamız' diye manzumeler okusaydı, İslami ekonomiden, İslami Ortak
Pazar'dan söz etseydi, laikliğe saldırsaydı, bu sonucu alabilirler miydi?
Hiç sanmıyorum!
Bu durumda 'İslamcıların Kemalistler karşısında kazandığı bir zafer'den
söz etmenin pek bir anlamı yok sanırım.
Seçim zaferinden sonra Erdoğan'ın yaptığı konuşma da bu konudaki
endişeleri gidermeye yönelikti. Erdoğan, Anayasa'da yer alan
Cumhuriyet'in temel ilkelerine ve tabii laikliğe bağlı olduklarını
özenle belirtti. Seçim sonuçlarını değerlendirirken bu sözlere dikkat
etmek gerekir.
Erdoğan'ın muhalefet liderlerini araması, geçmişin hesaplarını unutalım,
yeni bir sayfa açalım, demesi de güzel ve yerinde jestlerdi. İnşallah
devamı gelir!
AKP'nin ilk seçim başarısına 'geçici, rastlantısal' bir durum olarak
bakılabilirdi. Fakat bu ikinci seçim başarısından sonra artık kimse
AKP'yi gelip geçici bir olgu olarak göremez. Tam tersine, merkeze
yerleşmiş olan, kurumsallaşma sürecine giren, belki de çok uzun yıllar
Türk siyasal yaşamında etkili olacak bir siyasal partiyle karşı
karşıyayız.
Kurumsallaşmanın en belirgin özeliği, partinin kişilere bağlı olmaktan
kurtulmasıdır. Demirel çekilince DYP, Özal çekilince ANAP çöküyorsa, bu
partiler kurumsallaşamadığı içindir. Bir partinin kurumsallaşması kısa
sürede gerçekleşmez. Avrupa'nın siyasal partileri genellikle uzun
zamandır varlıklarını sürdüren örgütlerden ve geleneklerden oluşur. Bu
kurumsal yapılar, demokrasinin işlemesinde büyük pay sahibidir.
Bizde siyasal partiler genellikle yaşlanmaya fırsat bulamadıkları için
kurumsallaşmıyor ve bu durum demokrasinin işleyişinde aksamalara,
sürprizlere, bunalımlara yol açıyor.
Aklıma gelmişken, iki eski 'hayat kadını' aday olmuştu. Ne oldu, kaç oy
aldılar acaba? Aslında bu son seçim aday çeşitliliği bakımından son
derece ilginç ve renkliydi. Toplumda artan bireyselleşmenin de bunda bir
katkısı olmalı diyorum.
Bakalım bu renkler Meclis'e nasıl yansıyacak? |