Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 344 | Ağustos  2007

                   

 

 


Laik Aydının Okuyamadığı AKP

Avni Özgürel/04.07.2007/Radikal

Kendisini 'laik/çağdaş' olarak tarif eden ve AKP'ye hayır diyen kesime göre: "Bu, laik Cumhuriyet'e muhalif, zihninin gerisinde Türkiye'yi İslam devletine dönüştürme düşüncesi olan sinsi bir grubun kurduğu parti.."
Delil, Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP lider kadrosunun geçmişte ifade ettikleri görüşler, zaman zaman çeşitli olaylar karşısında verdikleri tepkilerin satır aralarına sıkışmış ifadeler vs. Peki AKP beş senedir iktidarda ve bu endişenin dayandığı bir icraatı oldu mu derseniz, hayır!.. Bol bol yapacağız, edeceğiz lafı işitilse de İslamcı siyasetin neticesi diye niteleyebileceğimiz kuvveden fiile çıkmış bir icraat görülmedi..
Yapmak istiyorlardı ama dirençle karşılaştıkları için yapamadılar itirazı 'laik' kesimin kendisine güç vehmetmesinden öte bir şey değildir. Böyle düşünmek AKP'yi Erbakan'dan koparan çizgiyi göz ardı etmek, anlayamamak olur. Erbakan demokrasiyi İslamcı düşüncenin ülkede hâkim konuma gelmesinin aracı olarak gören, İslami duruşu demokratik düzen içinde ama sadece siyaset sahasında değil hayatın her alanında temsil etmek iddiasında olan 'idealist' bir hareketin lideriydi. Tayyip Erdoğan'ın önderliğindeki AKP ise her ne kadar bir dönem Erbakan'la aynı ideale gönül vermiş insanlar tarafından kurulmuş ise de, temelde buna itirazın, reel-politiğin şekillendirdiği koşulları kabulün ortaya çıkardığı partidir.
AKP'nin övündüğü ekonomi politikasının yüksek faiz-düşük kur üzerine kurulu olmasını, fıkıh alanında uzman olup olmadığına bakmaksızın önünüze çıkan ilk İslam âlimine sorarak dini yorumunu alabilirsiniz.. Bakın 'uygun' diyen tek kişi çıkacak mı? Ya da bir İslam devletinin/İslamcı grubun gayrimüslimlerle münasebetlerinin nasıl olması gerektiği konusunda fetva kıymetinde görüş verebileceğine inandığınız bir merciden AKP'nin ABD ve İsrail siyaseti hakkındaki hükmünü sorun.. Bunları AKP'ye laiklik endişesiyle karşı çıkmanın mantığını sorgulamaya yardımcı olmak için yazdım. AKP'nin gerçek adı 'İnönücülük' olmakla birlikte geçmişin siyasi şartlarından dolayı topluma Atatürkçülük diye sunulan ve hâlâ Cumhuriyet'in kurucusunun adıyla ısıtılan dayatmacı/din aleyhtarı laiklik anlayışına muhalif olmanın bir ötesinde bir parti olduğuna inanmak hayalet avcılığı olur..
Özetle AKP aleyhtarlığının bayrağını Atatürk/laiklik diye açmanın ne siyasette ne toplum katında karşılığı yoktur. Dolayısıyla CHP lideri Baykal'ın partisinin adaylarını tanıttığı toplantıda: 'Bu seçime parti seçimi gibi bakamayız. Türkiye için milli takım gibi oynayacağız' sözü anlaşılır bir ifadedir; ama 'Biz kazandığımızda Atatürk de kazanmış olacak' sözünün ne mantığı ne iz'ana sığar yanı vardır. Bu ifade mefhumu muhalifinden hareketle 'CHP kaybettiğinde Atatürk'ün seçim kaybedeceğini' söylemektir ki bu en hafif tabiriyle Türkiye Cumhuriyeti'ne vücut veren lidere haksızlıktır. Sonuç olarak AKP'ye karşı çıkışın dayanağını İslamcılık iddiası dışında aramak gerekir.
Hamas siyasi büro lideri Haid Meşal'in Ankara ziyaretinde görüldüğü gibi zaman zaman AKP'yi duygusal açıdan etkileyip heyecanlandıran, adına İslamcı siyaset denilen şeyin Müslümanları ne noktalara sürüklediğini görmek bakımından anlamlı bulduğum bir tabloyla yazıyı bitirmek istiyorum. Filistin'de Hamas'ın içine düştüğü durumun farkında mısınız bilmem. Washington ve Tel Aviv ortaya çıkan tablodan o derece memnun ki geçtiğimiz hafta İsrail gazetesi Haaretz'te bir yorumcu kendini tutamayıp 'Şaron'un rüyası gerçek oldu' diye yazdı. Gerçekleşen rüya malum: Filistin'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria olarak ikiye bölünmesi... Hamas, İslamcılık yaptığını sanarak öylesine şapşalca bir tavır içinde yürüdü ki, sonunda Gazze'ye hapsetti kendisini... Mahalle denilebilecek büyüklükteki Gazze'de komün tipi şeriata uygun toplum oluşturma karşılığı Filistin'i kaybetmek!.. Bu İslamcılık sayılırsa İslamcılık yapmış oldu Hamas!.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...