|

Laik Aydının Okuyamadığı AKP
Avni Özgürel/04.07.2007/Radikal
Kendisini 'laik/çağdaş' olarak tarif eden ve AKP'ye hayır diyen kesime
göre: "Bu, laik Cumhuriyet'e muhalif, zihninin gerisinde Türkiye'yi
İslam devletine dönüştürme düşüncesi olan sinsi bir grubun kurduğu parti.."
Delil, Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP lider kadrosunun geçmişte
ifade ettikleri görüşler, zaman zaman çeşitli olaylar karşısında
verdikleri tepkilerin satır aralarına sıkışmış ifadeler vs. Peki AKP beş
senedir iktidarda ve bu endişenin dayandığı bir icraatı oldu mu derseniz,
hayır!.. Bol bol yapacağız, edeceğiz lafı işitilse de İslamcı siyasetin
neticesi diye niteleyebileceğimiz kuvveden fiile çıkmış bir icraat
görülmedi..
Yapmak istiyorlardı ama dirençle karşılaştıkları için yapamadılar
itirazı 'laik' kesimin kendisine güç vehmetmesinden öte bir şey değildir.
Böyle düşünmek AKP'yi Erbakan'dan koparan çizgiyi göz ardı etmek,
anlayamamak olur. Erbakan demokrasiyi İslamcı düşüncenin ülkede hâkim
konuma gelmesinin aracı olarak gören, İslami duruşu demokratik düzen
içinde ama sadece siyaset sahasında değil hayatın her alanında temsil
etmek iddiasında olan 'idealist' bir hareketin lideriydi. Tayyip
Erdoğan'ın önderliğindeki AKP ise her ne kadar bir dönem Erbakan'la aynı
ideale gönül vermiş insanlar tarafından kurulmuş ise de, temelde buna
itirazın, reel-politiğin şekillendirdiği koşulları kabulün ortaya
çıkardığı partidir.
AKP'nin övündüğü ekonomi politikasının yüksek faiz-düşük kur üzerine
kurulu olmasını, fıkıh alanında uzman olup olmadığına bakmaksızın
önünüze çıkan ilk İslam âlimine sorarak dini yorumunu alabilirsiniz..
Bakın 'uygun' diyen tek kişi çıkacak mı? Ya da bir İslam devletinin/İslamcı
grubun gayrimüslimlerle münasebetlerinin nasıl olması gerektiği
konusunda fetva kıymetinde görüş verebileceğine inandığınız bir merciden
AKP'nin ABD ve İsrail siyaseti hakkındaki hükmünü sorun.. Bunları AKP'ye
laiklik endişesiyle karşı çıkmanın mantığını sorgulamaya yardımcı olmak
için yazdım. AKP'nin gerçek adı 'İnönücülük' olmakla birlikte geçmişin
siyasi şartlarından dolayı topluma Atatürkçülük diye sunulan ve hâlâ
Cumhuriyet'in kurucusunun adıyla ısıtılan dayatmacı/din aleyhtarı
laiklik anlayışına muhalif olmanın bir ötesinde bir parti olduğuna
inanmak hayalet avcılığı olur..
Özetle AKP aleyhtarlığının bayrağını Atatürk/laiklik diye açmanın ne
siyasette ne toplum katında karşılığı yoktur. Dolayısıyla CHP lideri
Baykal'ın partisinin adaylarını tanıttığı toplantıda: 'Bu seçime parti
seçimi gibi bakamayız. Türkiye için milli takım gibi oynayacağız' sözü
anlaşılır bir ifadedir; ama 'Biz kazandığımızda Atatürk de kazanmış
olacak' sözünün ne mantığı ne iz'ana sığar yanı vardır. Bu ifade mefhumu
muhalifinden hareketle 'CHP kaybettiğinde Atatürk'ün seçim kaybedeceğini'
söylemektir ki bu en hafif tabiriyle Türkiye Cumhuriyeti'ne vücut veren
lidere haksızlıktır. Sonuç olarak AKP'ye karşı çıkışın dayanağını
İslamcılık iddiası dışında aramak gerekir.
Hamas siyasi büro lideri Haid Meşal'in Ankara ziyaretinde görüldüğü gibi
zaman zaman AKP'yi duygusal açıdan etkileyip heyecanlandıran, adına
İslamcı siyaset denilen şeyin Müslümanları ne noktalara sürüklediğini
görmek bakımından anlamlı bulduğum bir tabloyla yazıyı bitirmek
istiyorum. Filistin'de Hamas'ın içine düştüğü durumun farkında mısınız
bilmem. Washington ve Tel Aviv ortaya çıkan tablodan o derece memnun ki
geçtiğimiz hafta İsrail gazetesi Haaretz'te bir yorumcu kendini
tutamayıp 'Şaron'un rüyası gerçek oldu' diye yazdı. Gerçekleşen rüya
malum: Filistin'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria olarak ikiye bölünmesi...
Hamas, İslamcılık yaptığını sanarak öylesine şapşalca bir tavır içinde
yürüdü ki, sonunda Gazze'ye hapsetti kendisini... Mahalle denilebilecek
büyüklükteki Gazze'de komün tipi şeriata uygun toplum oluşturma
karşılığı Filistin'i kaybetmek!.. Bu İslamcılık sayılırsa İslamcılık
yapmış oldu Hamas!. |