|

Avrupa’da İslam’ın Yükselişi
Isabelle de Pommereau - Christian Science
Monitor/27.07.2007/Referans
Rhine Vadisi'ndeki Mannheim kentinde yer alan Almanya'nın en büyük
camiisinin ışıltılı minarelerinin uzun gölgesi, bir zamanlar bölgenin en
dinamik kilisesinin üzerine düşerken, Hıristiyan kiliselerinin kapandığı
bir dönemde Müslümanların giderek yükselen özgüvenine şahitlik ediyor.
Yüce Kurtarıcının Katolik Kız Kardeşler Tarikatı'na bağlı 185 rahibe,
bundan yıllar önce Mannheim'ın nabzını tutuyordu. Bugün onlardan geriye
sadece sekiz rahibe kaldı. Her hafta sonu Liebfrauen Kilisesi'ne ibadete
giden yaklaşık yüzelli Katolik var. Yavuz Sultan Selim Camiisi ise her
hafta sonu 3 bin Müslümana ev sahipliği yapıyor. 1995 yılında hizmete
giren camiinin Müslüman dükkanları ve gençlik merkezleri oradaki İslam
cemaati için bir çekim merkezi haline geldi.
İslam dokuyu değiştiriyor
Mannheim özgün bir örnek değil. On yıllarca bodrum katlarında ve
avlularda yaşayan İslam, sonunda Avrupa kıtasının en hızlı büyüyen dini
olarak günlük yaşama damgasını atarken, kentin sadece mimari görünümünü
değil, sosyal dokusunu da değiştiriyor.
İslam'ın bu yükselişi, Müslümanların Avrupa'ya entegrasyonu olarak
yorumlandığı gibi, Avrupa'nın Hıristiyan kültürünü tehdit eden paralel
bir İslam dünyasının oluşumu şeklinde değerlendirilerek korkuyla da
karşılanıyor.
Camileri de içeren kent silüetlerinin evrimi üzerine bir çalışma yapan
Almanya'nın Giessen Üniversitesi'nde siyasal bilimci Claus Leggewie
şöyle diyor: "Müslümanlar açığa çıktı... Ve görünür hale geldi. Pahalı
ve büyük camiler yaparak şu mesajı veriyorlar: 'Buradayız ve burada
kalacağız'."
Muhalefetin sert tepkisi
Büyük cami projeleri, Almanya'nın Köln kentinden, Amsterdam'a oradan da
İspanya'nın Sevilla kentine kadar uzanan bir yelpazede, camilerin
terörist üretme merkezleri haline geleceğinden korkan muhalefetin sert
tepkisine uğradı.
İskoçya'nın Glasgow kentindeki otomobille bombalama olaylarını
gerçekleştirdiklerinden şüphelenilen iki kişinin ailesi, bu ay
verdikleri bir ifadede, akrabalarının Tebliğ-i Cemaat adlı bir İslamcı
grup tarafından radikalize edildiğini belirttiler. Söz konusu İslamcı
grup, 2012 Londra Olimpiyat Stadı'na yakın bir yerde, 18 dekarlık bir
alan üzerinde, Avrupa'nın en büyük camiisini inşa etmeyi planlıyordu.
Böyle bir cami, Halif Kuzupınar'ın bundan 33 yıl önce Türkiye'den
ayrılarak Frankfurt'un otobanlarda çalışmak için Almanya'ya geldiği
dönemde Cuma namazlarının imamlığını yaptığı küçük bodrum katından çok
daha farklı bir proje.
Entegrasyon başarısızlığı
Önde gelen yazar ve Yahudi Soykırımı'ndan sağ kalan Ralph Giordino,
radikal İslam'ın Alman toplumu üzerindeki tehdidine dikkat çekiyor: "Müslümanların
(Avrupa'ya) entagrasyonu başarısızlığa uğramıştır."
Hessen kentindeki Protestan Kilisesi'nde Ekümenik görevli Klaus Endter
ise şöyle diyor: "Bir yandan, 'Sizi davet ediyoruz, gelin çalışın' deyip,
bir yandan da, 'Duanızı yapın, ama sadece bodrum katlarında ve avlularda'
diyemezsiniz. Çalkantılı bir dönem yaşıyoruz. Müslümanlar entegre olmak
istiyor, artık gölgede yaşamak istemiyor." |