Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 344 | Ağustos  2007

                   

 

 


Avrupa’da İslam’ın Yükselişi

Isabelle de Pommereau - Christian Science
Monitor/27.07.2007/Referans

Rhine Vadisi'ndeki Mannheim kentinde yer alan Almanya'nın en büyük camiisinin ışıltılı minarelerinin uzun gölgesi, bir zamanlar bölgenin en dinamik kilisesinin üzerine düşerken, Hıristiyan kiliselerinin kapandığı bir dönemde Müslümanların giderek yükselen özgüvenine şahitlik ediyor.
Yüce Kurtarıcının Katolik Kız Kardeşler Tarikatı'na bağlı 185 rahibe, bundan yıllar önce Mannheim'ın nabzını tutuyordu. Bugün onlardan geriye sadece sekiz rahibe kaldı. Her hafta sonu Liebfrauen Kilisesi'ne ibadete giden yaklaşık yüzelli Katolik var. Yavuz Sultan Selim Camiisi ise her hafta sonu 3 bin Müslümana ev sahipliği yapıyor. 1995 yılında hizmete giren camiinin Müslüman dükkanları ve gençlik merkezleri oradaki İslam cemaati için bir çekim merkezi haline geldi.
İslam dokuyu değiştiriyor
Mannheim özgün bir örnek değil. On yıllarca bodrum katlarında ve avlularda yaşayan İslam, sonunda Avrupa kıtasının en hızlı büyüyen dini olarak günlük yaşama damgasını atarken, kentin sadece mimari görünümünü değil, sosyal dokusunu da değiştiriyor.
İslam'ın bu yükselişi, Müslümanların Avrupa'ya entegrasyonu olarak yorumlandığı gibi, Avrupa'nın Hıristiyan kültürünü tehdit eden paralel bir İslam dünyasının oluşumu şeklinde değerlendirilerek korkuyla da karşılanıyor.
Camileri de içeren kent silüetlerinin evrimi üzerine bir çalışma yapan Almanya'nın Giessen Üniversitesi'nde siyasal bilimci Claus Leggewie şöyle diyor: "Müslümanlar açığa çıktı... Ve görünür hale geldi. Pahalı ve büyük camiler yaparak şu mesajı veriyorlar: 'Buradayız ve burada kalacağız'."
Muhalefetin sert tepkisi
Büyük cami projeleri, Almanya'nın Köln kentinden, Amsterdam'a oradan da İspanya'nın Sevilla kentine kadar uzanan bir yelpazede, camilerin terörist üretme merkezleri haline geleceğinden korkan muhalefetin sert tepkisine uğradı.
İskoçya'nın Glasgow kentindeki otomobille bombalama olaylarını gerçekleştirdiklerinden şüphelenilen iki kişinin ailesi, bu ay verdikleri bir ifadede, akrabalarının Tebliğ-i Cemaat adlı bir İslamcı grup tarafından radikalize edildiğini belirttiler. Söz konusu İslamcı grup, 2012 Londra Olimpiyat Stadı'na yakın bir yerde, 18 dekarlık bir alan üzerinde, Avrupa'nın en büyük camiisini inşa etmeyi planlıyordu.
Böyle bir cami, Halif Kuzupınar'ın bundan 33 yıl önce Türkiye'den ayrılarak Frankfurt'un otobanlarda çalışmak için Almanya'ya geldiği dönemde Cuma namazlarının imamlığını yaptığı küçük bodrum katından çok daha farklı bir proje.
Entegrasyon başarısızlığı
Önde gelen yazar ve Yahudi Soykırımı'ndan sağ kalan Ralph Giordino, radikal İslam'ın Alman toplumu üzerindeki tehdidine dikkat çekiyor: "Müslümanların (Avrupa'ya) entagrasyonu başarısızlığa uğramıştır."
Hessen kentindeki Protestan Kilisesi'nde Ekümenik görevli Klaus Endter ise şöyle diyor: "Bir yandan, 'Sizi davet ediyoruz, gelin çalışın' deyip, bir yandan da, 'Duanızı yapın, ama sadece bodrum katlarında ve avlularda' diyemezsiniz. Çalkantılı bir dönem yaşıyoruz. Müslümanlar entegre olmak istiyor, artık gölgede yaşamak istemiyor."

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...