Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 348 | Aralık  2007

                   

 

 


Amerika Artık Yok

 

Countercurrents.org

 “America is no more”, 19.09.2007

Paul Craig Roberts*

Çev: Kamil Cengiz

Florida Üniversitesi'ndeki olaylarla ilgili bir Amerikalı'nın yorumu
Hür bir toplumda yaşadığına halen inanan saf Amerikalılar, Anayasa Günü (Constitution Day) olan 17.09.07'de Florida Üniversitesi'nde John Kerry toplantısında öğrenciler tarafından çekilen belgesel mahiyetindeki videoyu seyretmeliler.
Kerry konuşmasını bitirdikten sonra sözü gazetecilik bölümünü okuyan 21 yaşındaki öğrenci Andrew Meyer'e bir soru sorabilmesi için vermişti. Meyer, BBC muhabiri Greg Palast'ın "Armed Madhouse" (Silahlı Çılgınlar Evi) kitabını havaya kaldırıp, Kerry'nin, Palast'ın tetkiklerine göre aslında son seçimleri kazandığını bilip bilmediğini sormuştu. Hemen arkasından Kerry'nin, seçim hilesine dair işaretlerin görmezlikten gelinmeyecek kadar açık olmasına rağmen, seçim mağlubiyetini neden bu kadar çabuk kabul ettiğini sormuştu. Ve yine niçin Kerry'nin, şu an Bush'un bu sefer İran'a karşı yeni bir askeri saldırı başlatmakla meşgul olmasına rağmen, Bush'un görevden alınma sürecini başlatmak için dilekçe vermeye yanaşmadığını sormuştu.
Tam bu sırada vatandaşların dostu ve yardımcısı olanlar -polisler- Meyer'in fazla konuştuğuna karar verdiler. Onlar Meyer'i tuttular, çekip götürdüler. Meyer ise şu sözü tekrarlıyordu: "Ben bir şey yapmadım ki!" Söylediği kanuni açıdan doğruydu. O kimseyi tehdit etmemişti ve kimseye sövmemişti.
Fakat polisler Amerikan vatandaşı olan Meyer'in ifade özgürlüğü hakkına sahip olmadığına ve anayasanın koruması altında bulunmadığına karar vermişlerdi. Onlar onu yere attılar ve ona karşı elektro şok silahı kullandılar. Senatör Kerry'nin ve tartışmasız polis şiddeti olarak nitelenecek bu eylemi videoya çekerek belgeleyen sayısız öğrencilerin gözleri önünde, Meyer götürüldü ve "kamu etkinliğini rahatsız etme" bahanesiyle hapishaneye atıldı.
Hepimizin kendimize sormamız gereken soru ise şudur: ABD'nin bir senatörü, Gestapo(1) vurucuları bir öğrencinin sahip olduğu anayasanın garanti ettiği hakları bir kamu toplantısında ihlal ettiklerinde, herkesin gözü önünde ona karşı vahşi şiddetle karşılık verdiklerinde ve onu haksız bir suçlamayla hapse attıklarında niçin hiçbir şey yapmadan sadece seyretti?
Kerry sadece seçim hilesi ya da Bush'un 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan Nürnberg Mahkemeleri'nin standartlarına göre suç olan savaşları karşısında boyun eğmekle kalmıyor, fakat şimdi Amerikan vatandaşlarının haklarını ayaklarıyla çiğneyen üniformalı vurucular karşısında da geri adım atıyor.
Böylece nihai olarak onun sadece ABD'nin Başkanı olma konusunda değil, senatör olmaya bile layık olmadığı açıkça belli oluyor.
Normalde polisler anayasanın garanti ettiği hakları vahşi saldırılarla sadece birilerinin görmediği zaman çiğniyorlardı, fakat büyük bir topluluk karşısında bunu yapamazlardı. Anlaşılan o ki, polis vatandaşa ve onun haklarına hor bakma konusunda iyice küstahlaşmış ve arsızlaşmış. Bu nasıl açıklanabilir? Sebepsiz yere vahşice vatandaşlara karşı şiddet uyguladıklarında ve onların haklarını çiğnediklerinde bunun kendi aleyhlerinde olumsuz bir sonuç doğurabileceğine dair niye korkuları yok?
Onlar, anayasanın garanti ettiği sivil hakların artık korunmadığını gördüler. Onların çoğunun kişiliklerinde zaten otoriter eğilimler var. Başkan Bush anayasayı korumuyor, İkinci Başkan Cheney anayasayı korumuyor, Baş Savcı korumuyor ve Kongre bile anayasayı korumuyor. Tıpkı Kerry'nin Andrew Meyer'in adeta vücudundan elektro şokla haklarının alınmasına müsaade ettiği gibi, Kongre de, Bush'a, Amerikan vatandaşı olsalar bile insanlar üzerindeki anayasanın korumasını iptal etme ve onları delilsiz yere mahkum etme hakkını verdi.
Acaba Kerry'nin ya da bir başka senatörün kendilerinin podyumdan aşağı alınıp elektro şokunu tatmalarına ne kadar zaman kaldı?
Bush'un Cumhuriyetçileri ve onların Demokrat suç ortakları, ABD hükümetinin artık hesap verme sorumluluğunu fiilen ortadan kaldırmayı başardılar.
Hükümetin 'Uçamazlar Liste'sinde şu an 80.000 insan bulunmaktadır; bunların içinde çok normal Amerikan vatandaşları da var. Hiç kimse neden bu listede olduğunu bilmiyor ve yine hiç kimse o listeden isminin tekrar silinmesi için ne yapabileceğini bilmiyor. Bu, Bush yönetimi için itiraz edilemeyecek ve karşı gelinemeyecek bir uygulama.
Havaalanlarındaki emniyet personeli, terörist kavramının bilinen hiçbir tanımına uymayan kişileri rencide ediyor ve kötü muamelede bulunuyor. Kaliforniya'daki Mills kolejinde müzik doçenti olan Britanya doğumlu Dr. Nalini Ghuman, İngiltere'ye yaptığı bir geziden geri dönerken, aktarma yapacağı sırada silahlı emniyet personeli tarafından Kaliforniya'ya gidecek uçağa girmesi engellendi ve götürüldü. Bir Gestapo vurucu timi onun Amerikan vizesini yırttı; Britanya pasaportunu okunaksız hale getirdi, vücut araştırması yaptı ve hemen İngiltere'ye geri dönmesini istedi. Aksi takdirde bir tutuklular kampına götürüleceği kendisine söylendi.
Dr. Ghuman, Oxford Üniversitesinde okudu ve Kaliforniya'daki Berkeley Üniversitesinde felsefe dalında doktorasını yaptı. O, Kafka'nın romanı 'Mahkeme'deki baş figür gibi kendisini hissettiğini söylüyor. "Bana yöneltilen suçlamanın nasıl oluştuğunu anlamıyorum. Buna karşı bir şey yapma imkanım da yok. İnsan buna karşı tamamen güçsüz durumda kalıyor." Aradan bir sene geçti ve o halen sorularına bir cevap alamadı.
Bush'un Cumhuriyetçileri ve onların yalakacı Demokrat dostları hepimizi emniyet adı altında güçsüz duruma düşürdüler. Senatör John Kerry ve onun demokrat arkadaşları susarken, Bush yönetimi bizim elimizden ülkemizi aldı ve bizi kul haline getirdi.

(1) Nazi dönemindeki gizli devlet polisi. K.C.
*Paul Craig Roberts, Reagan yönetiminde ikinci Maliye Bakanıydı. Birçok kitabın yazarıdır. Roberts ekonomi bilim adamıdır ve "Wall Street Journal" ve "Business Week" için yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yapmıştır.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...