|

Amerika Artık Yok
Countercurrents.org
“America is no more”,
19.09.2007
Paul Craig Roberts*
Çev: Kamil Cengiz
Florida Üniversitesi'ndeki
olaylarla ilgili bir Amerikalı'nın yorumu
Hür bir toplumda yaşadığına halen inanan saf Amerikalılar, Anayasa Günü
(Constitution Day) olan 17.09.07'de Florida Üniversitesi'nde John Kerry
toplantısında öğrenciler tarafından çekilen belgesel mahiyetindeki
videoyu seyretmeliler.
Kerry konuşmasını bitirdikten sonra sözü gazetecilik bölümünü okuyan 21
yaşındaki öğrenci Andrew Meyer'e bir soru sorabilmesi için vermişti.
Meyer, BBC muhabiri Greg Palast'ın "Armed Madhouse" (Silahlı Çılgınlar
Evi) kitabını havaya kaldırıp, Kerry'nin, Palast'ın tetkiklerine göre
aslında son seçimleri kazandığını bilip bilmediğini sormuştu. Hemen
arkasından Kerry'nin, seçim hilesine dair işaretlerin görmezlikten
gelinmeyecek kadar açık olmasına rağmen, seçim mağlubiyetini neden bu
kadar çabuk kabul ettiğini sormuştu. Ve yine niçin Kerry'nin, şu an
Bush'un bu sefer İran'a karşı yeni bir askeri saldırı başlatmakla meşgul
olmasına rağmen, Bush'un görevden alınma sürecini başlatmak için dilekçe
vermeye yanaşmadığını sormuştu.
Tam bu sırada vatandaşların dostu ve yardımcısı olanlar -polisler-
Meyer'in fazla konuştuğuna karar verdiler. Onlar Meyer'i tuttular, çekip
götürdüler. Meyer ise şu sözü tekrarlıyordu: "Ben bir şey yapmadım ki!"
Söylediği kanuni açıdan doğruydu. O kimseyi tehdit etmemişti ve kimseye
sövmemişti.
Fakat polisler Amerikan vatandaşı olan Meyer'in ifade özgürlüğü hakkına
sahip olmadığına ve anayasanın koruması altında bulunmadığına karar
vermişlerdi. Onlar onu yere attılar ve ona karşı elektro şok silahı
kullandılar. Senatör Kerry'nin ve tartışmasız polis şiddeti olarak
nitelenecek bu eylemi videoya çekerek belgeleyen sayısız öğrencilerin
gözleri önünde, Meyer götürüldü ve "kamu etkinliğini rahatsız etme"
bahanesiyle hapishaneye atıldı.
Hepimizin kendimize sormamız gereken soru ise şudur: ABD'nin bir
senatörü, Gestapo(1) vurucuları bir öğrencinin sahip olduğu anayasanın
garanti ettiği hakları bir kamu toplantısında ihlal ettiklerinde,
herkesin gözü önünde ona karşı vahşi şiddetle karşılık verdiklerinde ve
onu haksız bir suçlamayla hapse attıklarında niçin hiçbir şey yapmadan
sadece seyretti?
Kerry sadece seçim hilesi ya da Bush'un 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan
Nürnberg Mahkemeleri'nin standartlarına göre suç olan savaşları
karşısında boyun eğmekle kalmıyor, fakat şimdi Amerikan vatandaşlarının
haklarını ayaklarıyla çiğneyen üniformalı vurucular karşısında da geri
adım atıyor.
Böylece nihai olarak onun sadece ABD'nin Başkanı olma konusunda değil,
senatör olmaya bile layık olmadığı açıkça belli oluyor.
Normalde polisler anayasanın garanti ettiği hakları vahşi saldırılarla
sadece birilerinin görmediği zaman çiğniyorlardı, fakat büyük bir
topluluk karşısında bunu yapamazlardı. Anlaşılan o ki, polis vatandaşa
ve onun haklarına hor bakma konusunda iyice küstahlaşmış ve arsızlaşmış.
Bu nasıl açıklanabilir? Sebepsiz yere vahşice vatandaşlara karşı şiddet
uyguladıklarında ve onların haklarını çiğnediklerinde bunun kendi
aleyhlerinde olumsuz bir sonuç doğurabileceğine dair niye korkuları yok?
Onlar, anayasanın garanti ettiği sivil hakların artık korunmadığını
gördüler. Onların çoğunun kişiliklerinde zaten otoriter eğilimler var.
Başkan Bush anayasayı korumuyor, İkinci Başkan Cheney anayasayı
korumuyor, Baş Savcı korumuyor ve Kongre bile anayasayı korumuyor. Tıpkı
Kerry'nin Andrew Meyer'in adeta vücudundan elektro şokla haklarının
alınmasına müsaade ettiği gibi, Kongre de, Bush'a, Amerikan vatandaşı
olsalar bile insanlar üzerindeki anayasanın korumasını iptal etme ve
onları delilsiz yere mahkum etme hakkını verdi.
Acaba Kerry'nin ya da bir başka senatörün kendilerinin podyumdan aşağı
alınıp elektro şokunu tatmalarına ne kadar zaman kaldı?
Bush'un Cumhuriyetçileri ve onların Demokrat suç ortakları, ABD
hükümetinin artık hesap verme sorumluluğunu fiilen ortadan kaldırmayı
başardılar.
Hükümetin 'Uçamazlar Liste'sinde şu an 80.000 insan bulunmaktadır;
bunların içinde çok normal Amerikan vatandaşları da var. Hiç kimse neden
bu listede olduğunu bilmiyor ve yine hiç kimse o listeden isminin tekrar
silinmesi için ne yapabileceğini bilmiyor. Bu, Bush yönetimi için itiraz
edilemeyecek ve karşı gelinemeyecek bir uygulama.
Havaalanlarındaki emniyet personeli, terörist kavramının bilinen hiçbir
tanımına uymayan kişileri rencide ediyor ve kötü muamelede bulunuyor.
Kaliforniya'daki Mills kolejinde müzik doçenti olan Britanya doğumlu Dr.
Nalini Ghuman, İngiltere'ye yaptığı bir geziden geri dönerken, aktarma
yapacağı sırada silahlı emniyet personeli tarafından Kaliforniya'ya
gidecek uçağa girmesi engellendi ve götürüldü. Bir Gestapo vurucu timi
onun Amerikan vizesini yırttı; Britanya pasaportunu okunaksız hale
getirdi, vücut araştırması yaptı ve hemen İngiltere'ye geri dönmesini
istedi. Aksi takdirde bir tutuklular kampına götürüleceği kendisine
söylendi.
Dr. Ghuman, Oxford Üniversitesinde okudu ve Kaliforniya'daki Berkeley
Üniversitesinde felsefe dalında doktorasını yaptı. O, Kafka'nın romanı
'Mahkeme'deki baş figür gibi kendisini hissettiğini söylüyor. "Bana
yöneltilen suçlamanın nasıl oluştuğunu anlamıyorum. Buna karşı bir şey
yapma imkanım da yok. İnsan buna karşı tamamen güçsüz durumda kalıyor."
Aradan bir sene geçti ve o halen sorularına bir cevap alamadı.
Bush'un Cumhuriyetçileri ve onların yalakacı Demokrat dostları hepimizi
emniyet adı altında güçsüz duruma düşürdüler. Senatör John Kerry ve onun
demokrat arkadaşları susarken, Bush yönetimi bizim elimizden ülkemizi
aldı ve bizi kul haline getirdi.
(1) Nazi dönemindeki gizli devlet polisi. K.C.
*Paul Craig Roberts, Reagan yönetiminde ikinci Maliye Bakanıydı. Birçok
kitabın yazarıdır. Roberts ekonomi bilim adamıdır ve "Wall Street
Journal" ve "Business Week" için yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı
yapmıştır. |