Ben basit bir adamım.
Onun için hayat anlayışım da gayet basit ve sadedir.
Hatta o kadar sadedir ki bunu iki kurala indirgeyebilirim.
Birincisi, herkes kendi hatasının bedelini kendi ödemelidir,
başkasına ödetmemelidir.
İkincisi de, kimse hak ettiğinden fazlasını almamalıdır.
Türkiye'de İslamcılarla
laik kesim arasındaki sürtüşme son günlerde azalırken, birliklerini
sağlayamamış Araplar Türk deneyimini iyi incelemeli. Arapların da
Türkiye'deki gibi bir milliyetçi-İslamcı uzlaşıdan çıkarları var.
Önce ordu inançlı
subaylardan ve astsubaylardan temizlendi. Namaz kılan ve eşi
tesettürlü olan herkes "disiplinsizlik" bahanesiyle ordudan atıldı;
sorgusuz sualsiz, mahkemesiz savunmasız. Son yüzyılın en kapsamlı
yargısız infazına kurban gitti 3.000'i aşkın YAŞ'zede.
Geçtiğimiz günlerde
Londra'da, Fethullah Gülen düşüncesi, çevresi, hareketi üzerine bir
konferans yapılmış. Haber ve izlenimleri başta Zaman (ve tabii
Today's Zaman) gazetesi olmak üzere, muhafazakâr yazarlardan
okuyoruz.
Kozan İmam Hatip Lisesi
11. sınıf öğrencisi Tevhide Kütük, öğretmenler günü nedeniyle
düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci oluyor. Törende ödülünü
almak üzere sahneye çıktığında kaymakam ve garnizon komutanı talimat
veriyor: 'İndirin onu.'
Suçu neydi?
Dağlıca baskınını mı gerçekleştirdi?
Gabar'da askerlerimize pusu mu kurdu?
Yanılgı ve Bedeller: Özkök, Hürriyet, Generaller, vs... Dün Taha Kıvanç'ın yazısı,
özellikle yazının bir bölümü hoşuma gitti. Doğru: Ertuğrul Özkök son
zamanlarda ne öngördüyse ve ne istediyse tersi gerçekleşiyor. AK
Parti dışında koalisyon talebi, Gül cumhurbaşkanı olmasın
kampanyası, mahalle baskısı, irtica tehlikesi çağrısı, Irak'a
müdahale edilsin, Barzani'ye ders verilsin çığlıkları karşılık
bulmadı.
5 Kasım 2007'de yapılan
Bush-Erdoğan görüşmesi, Türkiye-ABD ilişkileri bakımından yeni bir
milat niteliği taşıyacak gibi görünüyor.
1 Mart Kararnamesi'nin reddiyle başlayan ve Irak'ın işgali ve Kuzey
Irak'ta "görevli" TSK mensuplarının başına çuval geçirilmesiyle
ilerleyen gerginlik sürecinin, Beyaz Saray'daki son görüşmede geride
kalmasına karar verildiği anlaşılıyor.
KATOLİK Üniversitesinde
İslami Bilimler Kürsüsü. Her faniye kolay kolay nasip olacak gibi
değil.
Geçenlerde tesadüfen bir Hollanda radyosunu dinlerken ilginç bir
haber-röportajla karşılaşıyorum. Habere göre:
Avustralya'da Ulusal Katolik Üniversitesi Melbourne kampusunda
Fethullah Gülen İslami Bilimler Kürsüsü açılıyor.
Kendimizi çok çabuk
kandırıyoruz. Ya da gaza gelmekte üstümüze yok. Her şey bir anda
olup bitsin istiyoruz.
Onun için de:
Kökleri derinlere giden PKK ve şiddet gibi sorunların sanki mucize
reçeteler varmış gibi şıpın işi çözüleceğini sanıyoruz.
Hayali beklentiler yaratılıyor.
ÖNCE bazı saptamaları
ve aklıma takılan soruları alt alta sıralayalım:
1) Erdoğan-Bush görüşmesinden çıkan en somut netice "anında
istihbarat". ABD gösterecek, Türkiye vuracak! Sınırlı harekát ile
ilgili toplantıdan çıkan somut hiçbir şey yok. Üstelik, Genelkurmay
Başkanı'na göre istihbarat paylaşımı da halen başlamadı.
Arada bir dünyada neler
tartışıldığına bakmakta çok yarar var. Zira böyle yaptığınızda
sandığınız kadar yalnız olmadığınızı, ülkenizin dertlerine başka
yerlerde de rastlandığını görüyorsunuz. Kürt meselesi ve terör
belası dışında Türkiye'yi en çok geren, ülkede kutuplaşmayı
körükleyen konu dinin toplumsal hayattaki ve siyasetteki yeri.
Dünyada da öyle.
Özellikle 11 Eylül saldırılarından beri din ve laiklik ilişkisi,
dinin toplumsal hayatta ve siyasetteki yeri konuları daha
derinlemesine tartışılıyor.
Sorunun
PKK ile sınırlı olduğunu sananlar yanılıyor. Bir terör örgütünün hem
ABD hem İngiltere hem de Türkiye'yi bu kadar meşgul edebilmesi
mümkün değil, PKK da bu büyük oyunda sadece bir piyon.
Hasan
Cemal'in 'Kürtler' adlı kitabı 'İşkence' başlıklı bir bölümle
başlar.
1928 doğumlu Felat Cemiloğlu, 1982'de Diyarbakır E Tipi Askeri
Cezaevine konur.
O sırada 54 yaşında olan Cemiloğlu herhangi bir suç işlememiştir.
Zaten sekiz ay sonra serbest bırakılacaktır.
Cemiloğlu o sekiz ayda yaşadıklarından çıkan sonucu Hasan Cemal'e
şöyle özetler: "Eğer genç olsaydım, dağa çıkardım."
Yeni
Sayımız Çıktı
Ocak
Sayısı
Kıymetli okuyucularımız,
26. yayın döneminin ilk sayısında yine sizlerle birlikteyiz. Dergimiz
İKTİBAS, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Tevhidi duruşun güçlü
sesi olmaya, Rabbizimin izniyle devam edecektir. Bunca yıl, çizgimizi
koruyarak yayınımızı sürdürme imkanını bize bağışladığı için Rabbimize
şükrediyoruz. Nicelerinin, arkalarında güçlü sponsorlar bulunmasına rağmen
yayın hayatları fazla sürmemesine rağmen, dergimiz İKTİBAS, çizgisinden
taviz vermeden, okuyucusunun “fikrine fikir katarak” yayınına devam
edebilmiştir. Kısıtlı imkanlarımıza rağmen, bunca süre yayınımızı
sürdürebilmemizin temel nedeninin, her şeyden önce, fikren diri ve güçlü
olmamız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü uzun-soluklu yayıncılık
faaliyetlerinde mali açıdan değil, fikri açıdan güçlülük daha önemlidir. Bu
konuda İKTİBAS’ın Türkiye’deki İslami yayıncılık anlamında özel bir yeri
olduğunu ise artık herkes kabul etmektedir.
Devamı için
Yorum
Annapolis Görüşmeleri
ABD'nin
Annapolis Kenti'nde yapılan ve 40'a yakın ülkenin gözlemci sıfatıyla
katıldığı Filisin-İsrail görüşmeleri sonuçlandı ve yayınlanan deklarasyonda,
2008 yılı sonuna kadar 'kalıcı' bir çözüm bulunması konusunda tarafların bir
anlaşmaya vardıkları açıklandı. Buna göre taraflar 2003 yılındaki Yol
Haritası'na uyacaklar ve ABD'nin nezaretinde yeniden bir araya gelip, sürece
katkılarını kanıtlayacaklar. Bu anlamda denetleme mekanizmasının da vakit
geçirmeden Aralık ayı içinde toplanmasına karar verilen görüşmelerde, ABD, 'kapsamlı'
bir barış antlaşması imzalanana kadar süreci yakından takip edecek.
Devamı için
Pakistan'da Neler Oluyor?
General Pervez
Müşerref, baskılara dayanamayarak, sonunda Genel Kurmay Başkanlığı
görevinden ayrıldı ve bundan böyle sadece Devlet Başkanı sıfatıyla anılacak!
Mart ayından beri ülkede yaşanan gerilim, devlet başkanı seçildikten sonra
Genel Kurmay Başkanlığı'nı bırakacağını ilan eden Müşerref'in sözünü tutmak
istemediğini gösteren icraatları üzerine, sokaklara taşmıştı. Yüksek Mahkeme
üyelerinden bazılarını istifaya zorlamak da dahil olmak üzere, elindeki son
kozları da kullanan Müşerref, gelen baskılara dayanamadı ve nihayet 'pes
etti'. Devamı için
Kavram
Zekat
Lûgatler, Ze-ke-ve kökünden
türeyen 'zekat' kelimesinin karşılığı olarak, temizlik, arınma, saflık,
bereket, artma, güzel övgü anlamlarını vermekle birlikte, dikkatli bir gözle
bakıldığında, bütün lûgat anlamlarının iki kategori altında toplanabileceği
görülmektedir. Bunlar, 'artma' ve 'temiz olma'dır. Çoğu lûgatlerde kelimenin
asıl anlamının 'artma' olduğu söylense de, Kur'an ayetlerinin hiç birinde bu
mana yoktur. Kur'an, bütün farklı kullanımlarında, 'temiz olma' kök-anlamını
kullanmıştır. Bununla birlikte, kök-anlam yöntemi uygulandığında, 'artma'
anlamının, temiz olma yahut arınma eyleminin bir 'sonucu' olarak kelimenin
anlam dünyasına dahil edilmiş olabileceği söylenebilir. Burada, zekatın
verilmesiyle birlikte malda gerçekleşecek 'bereket'e gönderme yapıldığı
aşikardır. Çünkü mal, hak sahibinin payını almasıyla 'kir'inden kurtulur ve
Allahu Teala'nın bereketlendirmesi suretiyle de 'artar.'
Devamı için
Düşünce
Abant
‘Yeni Anayasa’nın Nesi Geliyor?
Mehmed DURMUŞ
Biz de kendi
çapımızda yıllardır söylüyoruz, Abant'ın sıradan bir 'gönüllü kültür
teşkilatı' olmadığını, giderek Türkiye'de egemen sistemin önemli bir
think-tank kuruluşu olarak iş yapar hale geleceğini. Ve nitekim işte Abant
bunu yapıyor. Biz de bu yüzden Abant platformunu 'Abant Konsili' olarak
adlandırıyoruz ve bunda isabet ettiğimizi de her geçen gün Abant'ın kendisi
doğruluyor.
Devamı için
Ahlâkî
Ufuklar
Atasoy MÜFTÜOĞLU
Daha çok siyasal
sorunlar üzerinde yoğunlaştığımız için; ahlâkî altüst oluşları, kültürel
altüst oluşları ve toplumsal altüst oluşları gereği gibi izleyemiyor, izleme
ihtiyacı duymuyor; değerlendirmiyor; bu konular etrafında bir çözüm
aramıyor; radikal sorgulamalar yapmıyoruz. Günümüzde, her toplumda, toplumu,
toplum yapan anlamların yerini ekonomik ilgiler, teknik ilgiler dolduruyor.
Ekonomik ilgiler, teknik ilgiler toplumları işgal ediyor. Başka bir dünyada
yaşıyormuşçasına, temel insanlık sorunlarına kayıtsız kalarak
yaşayabiliyoruz. Ruhumuzu, vicdanımızı pervasızca tahrip eden gelişmeler
yoğunlaşıyor. Azgın bireycilikler, azgın çıkarcılıklar toplumları çürütüyor.
Devamı
için
Gülümsetirken
Düşün-dürten Kısa Haber-Yorumlar 5
Arif KAYA
Laiklik
sulanırsa AB'yi unutun. AK Parti'nin, Hıristiyan Demokratların Birliği olan
EPP'ye girmesini sağlayan ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Başkanı
Hollandalı siyasetçi Linden, son günlerdeki "Türkiye Malezya olur mu? ve
laiklik" tartışmalarıyla ilgili olarak net konuştu: "Laiklik sulanır,
Türkiye, İslam devleti'ne kayarsa, AB üyeliği hayal olur. Türban takmaya
zorlanan olursa, AİHM'e yapılacak ilk başvuruda üyeliği tartışmaya açılır."
[www.objektifhaber.com; 02/10/2007] Devamı
için
İçten ve Yiğit
Bir Duruşun Bilge Bir İnsan Olarak Portresi:
Atasoy Müftüoğlu
İbrahim ERYİĞİT
1980
yılı çoğu alanda olduğu gibi yayın alanında da önemli bir dönüm noktası
olmuştur. Atalarımızdan devraldığımız geleneksel dinin, gerçek İslam'ı
içermediğini ilk kez algıladığımız 1980 öncesinde, birkaç çeviri kitap ve
hidayet romanları dışında özgün bir yayına ulaşmak mümkün değildi, çünkü
yoktular! O yıllarda düşünce ufkumuzu hayli genişleten ve Kur'anî bir bakış
açısı kazanmamızı sağlayan Seyyid Kutup, Mevdudi, Abdulkadir Udeh…. vs gibi
alim-yazarların kitaplarını, çevirilerinin son derece bozuk olduklarının
farkında olarak okumaya çalışıyorduk. Devamı
için