|

Şerif
Mardin ne Diyor?
Şahin Alpay/20.09.2007/Zaman
Hürriyet
gazetesinden Ayşe Arman, Türkiye'nin önde gelen sosyal bilimcisi Prof.
Dr. Şerif Mardin ile bir mülakat yaptı (16 Eylül). Türkiye'de din ve
laiklik konuları üzerinde odaklanan mülakatta Mardin'in söyledikleri
fevkalade dikkate değerdi.
Bu mülakat üzerine Mardin'in söylediklerini tepetaklak edenler dâhil,
çeşitli yorumlar yapılıyor. Bunlara bakınca, Mardin'in bu mülakatta (ve
başka yerlerde) söylediklerinin anlaşılmasına yardımcı olabileceğimi
düşündüm. Mardin, esas ve önemli olarak, şunları söylüyor:
AKP'nin başarısı nasıl açıklanabilir? CHP ve temsil ettiği siyasi
gelenek, Türkiye'de eğitim ve gelir düzeyini yükseltecek reformlara
öncülük etti, fakat halkla ilişki kuramadı. Bunda, dinin toplum içindeki
yerini ve dinsel teşkilatlanmanın gücünü göremeyişinin önemli rolü oldu.
Demokrasiye geçildikten sonra DP'den AKP'ye uzanan ve "muhafazakâr
denilen" siyasi partiler, "problemlerinizi biliyorum ve bunları
halledeceğim" diyerek halkla bağlar kurdular. AKP bu alanda özellikle
başarılı oldu.
AKP'nin yükselişi, Türkiye'de laikliğin sonunu getirecek gelişmelere yol
açabilir mi? Bu konuda kesin bir şey söylenemez. İslam bütün dünyada
siyasi bir güç olarak gelişmektedir; Türkiye'de de, AKP'yi de aşacak bir
şekilde gelişmesi ihtimal dışı değildir. Sorunun cevabının
bilinmeyişinin bir önemli nedeni de, Türkiye'de dinin toplum içindeki
yerinin yeterince araştırılmamış olmasıdır. İnsanlar bilmedikleri
şeylerden korkarlar. AKP takiye mi yapıyor? "Araştıracaksınız. Bunu hep
aklınızın bir kenarında tutacaksınız ve onları sınayacaksınız..."
Türkiye'de laiklik nasıl korunur? Demokrasiyle. Ama demokrasi her gün
uğrunda çaba vermeyi gerektirir. İnsan haklarına tecavüz varsa,
teyakkuzda olmak gerekir. Demokrasinin gerekleri yerine getiriliyor mu,
getirilmiyor mu dikkat edilmesi gerekir. Laiklik, asla askerî darbeyle
korunamaz. Demokrasi, her kafadan bir ses çıkan rejimdir ve bu
Türkiye'nin lehinedir. "Aleyhine olan bir tek şey var, o da insanların
tek taraflı olarak darbe yapmaya karar vermesi"dir. "Çatışma ve gerilme
sağlıklıdır. Yeter ki darbe olmasın... Çelişkilerle birlikte
yaşayacağız. Bazı şeylerin birlikte olabileceğini düşüneceğiz. Bir
şeyin, öbürünü ortadan silmediği bir rejim olacak bu. Türkiye'de her
zaman, bir doğrunun başka bir doğruyu sildiği bir rejim yaşadık. Oysa
demokrasi böyle bir şey değil. Bir taraf öbür tarafı silmiyor."
"Peki türban?" "Türban meselesinin anti-demokratik bir uygulama olduğu
konusunda yüzde 100 eminim. Bu mesele, artık olguların toplanmasına
(araştırılmasına) ihtiyaç olmayan, bir ahlaki meseleye dönmüştür. Orada
kararım net, türbanlı öğrenciler üniversiteye girebilmeliler..." Ama
kadınların durumlarının tehlikede olduğunu düşünmeleri haklıdır...
"Nasıl türbanlıların üniversiteye girmesini destekliyorsam, bu ülkede
kadınlarla ilgili çok ciddi bir problemin olduğuna da inanıyorum."
Peki, Mardin'in söyledikleri hakkında ben ne düşünüyorum? Her zaman
yazdığım ve söylediğim gibi ben Türkiye'de laikliğe en büyük tehlikenin
otoriter-baskıcı laiklik uygulamaları, devletin gayri resmi bir dinî
olması, dinin bir kimlik öğesi olarak kullanılması, azınlıktaki
inançlara ayrımcılık yapılması, din özgürlüklerine getirilen yasak ve
baskılar olduğunu, Türkiye'de laikliğin özgürleşmesi, liberalleşmesi
gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'yi Malezya ya da Endonezya, Cezayir ya
da Mısır ile mukayese etmenin abes olduğundan yüzde 100 eminim. AKP'nin
dindarlıkla laikliği buluşturmaya hizmet ettiğinden, bu açıdan çok
eleştirdiğim yanları olmasına rağmen laiklik anlayışının en azından
CHP'nin laiklik anlayışından ileri olduğundan yüzde 100 eminim.
Laikliğin ancak ve ancak demokrasiyle korunabileceği ve
geliştirilebileceği; askerî darbelerle korumanın laikliğe karşı en büyük
tehlike olduğu; herkesin insan haklarına, inanç özgürlüğüne yönelik
tecavüzlere karşı teyakkuz halinde olması gerektiği; bu bağlamda türban
yasağının kesinlikle kalkmak zorunda olduğu konularında Mardin ile yüzde
100 aynı düşünüyorum. |