|

Yoksa
Şeriat Dedikleri Bu mu?
Mehmet Altan/24.09.2007/gazetem.net
"İstanbul Dükalığı" bizim
evden çıkmış bir tespittir.
İstanbul'un Anadolu'yu sömürdüğünü anlatır.
Türkiye, "sömürgesi" kendi sınırları içine düşmüş bir ülkedir.
"İstanbul Dükalığı"…
"Boğaz Cuntası"…
Yıllardır yapılagelen ekonomik ve sosyal analizler yığınlar tarafından
pek de duyulmamıştır.
En derin algı "din" ve "ırk" üzerinde yoğunlaşmış… Beyinsel yaklaşımlar
kendine pek de yer bulamamış.
"Türküz," demek..
"Müslümanız," demek yetmiş… Hayata sadece bu pencereden bakılmış..
* * *
Avrupa'nın ise sanayileştikçe toplumsal yapısı da değişmiş.
Bir yanda sanayiciler, girişimciler, iş adamları…
Öte yanda işçiler, emekçiler.
Liberalizm, girişimciliğin…
Marksizm, işçi sınıfının düşünce biçimi, hayatı okuma tarzı olmuş.
Bizde ise bu kavramlar yasaklanmış, küfür olarak kullanılmış… Sosyal
yapıyı analiz edecek aletlerden mahrum bir aczin içine düşmüşüz.
* * *
Doğrusu, sosyal değişimi de "gavur-Müslüman" ya da "Türk-yabancı"
ikilemiyle anlamak da…
İzah etmek de pek mümkün değil.
Bu sadece öfke doğurur… Beyinselliğin getireceği algılamanın ve çözümün
de önünü keser.
Şimdi Türkiye'de olup bitenleri, sadece din ve ırk üzerinden açıklamak
mümkün mü?
Laik-şeriat ikilemi gibi görünen resmin arkasında, sosyal ve ekonomik
köklü bir değişim yok mu?
Örneğin, İstanbul Dükalığı'na baş kaldırmış bir Anadolu sermayesi söz
konusu değil mi?
Ya da "şeriat korkusu" denen, Anadolu sermayesinin gittikçe iktidara
uzanan bir palazlanması karşısında duyulan korku mu?
* * *
Dünkü gazetelerde bu tür sorulara doyurucu cevaplar yerine geçebilecek
haberler vardı.
Örneğin, Ekonomist Dergisi'nin "Anadolu'nun En Büyük Şirketleri"
araştırmasına göre....
250 Anadolu şirketi toplam karını 2005'e göre yüzde 125 artırmıştı...
En büyük 250 şirketin toplam satışları 2006 yılında yüzde 16.6 artarak,
32.7 milyar YTL'den 38.2 milyar YTL'ye çıkmıştı.
2005 yılında bu şirketlerin 6.1 milyar dolar olan ihracatı, 2006 yılında
6.5 milyar dolara çıkmıştı.
* * *
Başka şeyler de vardı.
Ancak "Anadolu 250"nin karı yüzde 125.5 oranında artması istihdama
yansımamıştı.
250 şirketin toplam istihdamı geçen yıl yüzde 0.2 oranında gerilemiş,
2005 yılında 150 bin 81 olan çalışan sayısı, 2006 yılında 149 bin 714'e
inmişti.
Bu işsizlik açısından üzüntü verici..
Ama teknolojik yenilenme açısından da umut verici.
Şirketlerin üretim tempoları yeni iş gücüne ihtiyaç duymadan artıyorsa,
bu, firmaların teknolojik olarak önemli yatırımlar yapmaya devam
ettiklerini de gösterir.
Kısacası Anadolu Şirketleri modernleşiyor, yenileniyor, teknolojik
hamlesine pek de ara vermiyor.
* * *
Acaba İstanbul Dükalığı için için buna da bozuluyor mu?
Şayet bozuluyorsa…
Bunun adı bizde "şeriat geliyor" ya da "laiklik elden gidiyor"
cümlesidir.
Tersi olup da İstanbul ileri geçtiğinde ise…
Ya "gavurlar" dan söz edilir…
Ya da "Türk düşmanlarından".
Sosyal ve ekonomik değişimin tahlilini yapacak beyinsel araçlarınız
olmayınca, düzey ve üslup da çok sığlaşır.
* * *
Türkiye'nin değişimini biraz da sosyal ve ekonomik verilere bakarak
tartışsak.
Örneğin, Anadolu'nun 250 büyük şirketinin kar patlamasının siyasal
sonuçlarını nedir?
Belki de o zaman şeriatın gelmediğini, Anadolu sermayesinin yükseldiğini
göreceğiz.
Tabii bunları böyle tartışabilmemiz için "28 Şubatçı" medyanın
psikolojik savaş eylemine biraz ara vermesi…
İktidarın da her fırsatta, "şehirli kadınları" korkutacak bir gelişmeyi
hayata geçirmeye çalışmaktan kaçınması gerekecek.
Yoksa biz bu ikilinin "karagöz" oyunu yüzünden… Perde arkasındaki sosyal
değişimi bir türlü göremeyeceğiz. |