Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 346 | Ekim  2007

                   

 

 


Malezya Yerine Mısır

Mümtaz’er Türköne/27.09.2007/Zaman

Malezya yerine Mısır'ı koyarak yapılacak karşılaştırmalar, Türkiye'nin bulunduğu koordinatlar ve önünde duran gelecek hakkında açık bir fikir verebilir.
Çünkü Mısır toplumu ile Türk toplumu arasında, Mısır tarihi ile Türk tarihi arasında benzerliklerin ötesinde geniş kesişme alanları var. Modernleşme tarihinin kritik anlarında iki ülke bazen yer değiştirerek yekdiğeri için model de olmuşlar. Mısır ve Türkiye'nin nüfusları birbirine çok yakın. Kişi başına düşen gelir arasında da derin bir farklılık yok. Çok eski bir tarih ve çok zengin bir tarihî-kültürel miras Mısır'ın arkasında duruyor. Anadolu bir medeniyetler beşiği; Mısır ise bilinen insanlık tarihinin hemen hemen yarısında tek başına dünyaya egemen olmuş ve kendisinden sonra gelen kültürleri etkilemiş önemli bir merkez.
Gelelim siyasî-dinî karşılaştırmalara... 1971 tarihli Mısır Anayasası'nın 2. maddesi "İslâm devletin dinidir." diyor ve aynı maddeye "yasamanın ana kaynağı İslâm şeriatidir" ifadesini ekliyor. 19. maddesinde "Din eğitimi, genel eğitim programlarının temel derslerindendir." ibaresi yer alıyor. Bizim anayasamızdakine benzer "Başlangıç" kısmında da, Anayasa yapımına "Allah'ın inayeti" ile ve "O'nun mesajına bağlı kalarak" girişildiği anlatılıyor. Kısaca bizim 82 Anayasamızı ve yeni "sivil anayasa"nın vazgeçilmez laik temel yapısını bir tarafa, Mısır Anayasası'nın bu dinî yapısını öbür tarafa koymamız gerekiyor.
Modernleşme tarihini karşılaştıralım: Mısır uzun süre bir Osmanlı eyaleti olarak kaldı; ama merkezî otoritenin dönemin bu zengin ülkesinde bütünüyle kurulduğu bir evre hiç olmadı. İslâm toplumlarının modernleşmesinde Kahire çoğu zaman İstanbul'un önünde seyretmiştir. İslâm dünyasında ilk gazete Kahire'de çıkmış, Tahtavî gibi ilk modern Müslüman aydınlar Mısır'da yeni fikirleri yaymaya girişmiştir. İlk modern ordunun Mehmet Ali'nin ordusu olduğunu, ilk modern eğitim kurumlarının İstanbul'dan önce Kahire'de açıldığını, ilk merkezî idarî, malî ve adlî sistemin Mısır'da kurulmaya başlandığını vurgulayalım. Modernleşme alanında Mısır'ın önceliği o kadar çarpıcıdır ki, II. Mahmud'un Tanzimat'a kaynak teşkil eden reformlarının çoğunun ilham kaynağı Mısır'dır. İki merkezin o tarihlerdeki bir ortak paydasını da hatırlatalım. Bugün Mısır tarihinin en önemli ismi olarak benimsenen Mehmet Ali, kendi halkıyla tercüman aracılığıyla konuşan, Türkçe'den başka dil bilmeyen bir adamdır. Tarihimizin ilk demokrat-aydın hareketine hamilik eden adam Mısır prensi Mustafa Fazıl Paşa'dır. Mısır, İngiliz işgali altında iken de önceliğini sürdürmüştür. Abdülhamid döneminde muhalefet ve düşünce merkezi Kahire olmuştur. Kahire'deki Cemaleddin Afgani-Muhammed Abduh ekolü, Mehmet Akif'ten, Mehmet Emin (Yurdakul) ve Ahmet Ağaoğlu'na kadar farklı meşrepteki birçok aydını etkilemiştir. Yakın dönemde de Mısır'ın Türkiye'ye bir önceliği ve etki alanı olmuştur. 27 Mayıs 1960 askerî darbesinin ilham kaynağı tamamıyla Mısır'dır. Türkiye'deki askerî darbe geleneğinin yegane ilham kaynağının Mısır olduğu gerçeğini mutlaka bilmemiz gerekir. Albay Nasır'ın "Genç Subaylar" hareketi, 27 Mayıs cuntasının yapısında bile etkili olmuştur. Mısır'da Genç Subaylar darbe yaptığında, rütbeleri düşük olduğu için emekli olan General Necip'ten başlarına geçmelerini istemeleri gibi, bizim Albaylar da Cemal Aga'yı imdada çağırmışlardır. Bizdeki darbe geleneği Mısır kaynaklı; ama yine bizdeki dinî akımların Mısır'da çok güçlü olan "İhvan-ı Müslimîn" hareketini örnek almadıkları ortada. Bu karşılaştırmadan bir sonuç çıkıyor. Anayasayı yapanlar darbeyle iktidara gelenler. Bizdekiler gibi gitmek yerine kalmayı tercih ettikleri için Anayasa'ya "İslâm dini" ibaresini koyuyorlar. Bu nokta çok önemli. Mısır anayasasının "şeriate bağlı" yapısı darbecilerin eseri, "İhvan-ı Müslimîn"in değil. Mart ayında Mısır'da bizdekinden daha dar bir anayasa tartışması ve referandum yaşandı. Referandum, özgürlükleri sınırlamak için yapıldı. Her seçimde % 90'ın üzerinde oyla devlet başkanlığını çeyrek asırdır sürdüren bir Mübarek yönetimi iş başında. Demokrasi çok sınırlı ve kontrollü olarak biraz da Amerikan baskısı ile hayat buluyor. Şimdi şu soruyu soralım: Mısır'daki "şeriat düzeni"ni Türkiye'den kim ister? Bir Hüsnü Mübarek hayal eden seçkinler mi? Yoksa, özgürlük ve hukuk talep eden mütedeyyin halk kitlesi mi?

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...