|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Ekim sayımızla yine sizlerle birlikteyiz. Bu sayıda, geçen ayın
gündeminin ağırlıklı konusu olan yeni anayasa ve "Türkiye Malezya olur
mu?" sorusuyla alevlenen rejim tartışmalarını değerlendirdik. Bu
tartışma, seçimlerden yenilgiyle çıkan statüko taraftarlarının,
gerginlik politikalarını düşük yoğunluklu eleştilerle yürütmek
istemelerinden kaynaklanmaktadır. Aslında AKP, yeni anayasa taslağı ile,
Türkiye'nin rejimini değiştirme arzusu taşımak şöyle dursun, bilakis
rejimin temellerini güçlendirecek bir girişim başlatmıştır. Statüko
taraftarları da, AKP'nin Türkiye'yi bir Malezya vs. yapma niyeti
olmadığını gayet iyi bilmektedirler. Fakat bütün mesele, gerginlik
siyasetine devam ederek, siyasal pozisyonların korunduğu mesajını
vermektir. Bu tartışmanın kısa zamanda sonuçlanmasını beklemek de doğru
değildir. Çünkü konu, rejim açısından da bazı hassas boyutlar
taşımaktadır. Fakat yapılan, sistem-içi mücadelede, statükoyu
değiştirmek isteyen kesimlerin, statüko taraftarlarına karşı yeni bir
hamlesidir. Yeni anayasa taslağı, öyle veya böyle hayata geçirilirse,
sistemin demokratik ve sivil yapısı güçlenecek, buna mukabil,
statükocuların zemini de zayıflayacaktır. KAVRAM bölümünde,
'dinci-dindar'ı işledik. Günlük dilde çokça kullanılan 'dinci'
kavramıyla, dini bir hayat tarzı olarak kabul edenlerin kast edildiğini
ifade ettik ve bu anlamın İslam'ın siyasi boyutlarıyla bağdaştığına
işaret ettik. 'Dindar' kelimesinin de dinin gereklerini yerine getiren
kişi anlamında olumlanabileceğini, ancak dini ritüellerle sınırlayan
kimse anlamıyla kabul edilemeyeceğini vurguladık. DÜŞÜNCE bölümünde,
Hüseyin Alan, 'cumhuriyet' kavramını ele aldığı yazısında, kavramın
'nötr' bir manaya sahip olmadığını, bilakis laiklik ve demokrasi
kavramları temelinde hayatı düzenleme amacının olduğuna dikkat çekti.
Atasoy Müftüoğlu, günümüzde erdemin yerine faydanın geçtiğini ve bunun
bir kökten yabancılaşma olduğunu ifade etti ve bu ortamda Müslümanlar
olarak bizlerin, tercihlerimizle ilgili zihinsel hesaplaşmalar yapmamız
ve düşüncelerimizi bütün açıklığıyla dile getirme cesaretine sahip
olmamız gerektiğine işaret etti. Mehmed Durmuş, Türkiye'nin Malezya
olup-olmayacağı yönündeki tartışmayı ve 'mahalle baskısı' kavramını
değerlendirdi ve bu tür tartışmaların, İslam'a iman edenlerin sayısının
her geçen gün artması ve hiç beklenmeyen kesimlerde İslam'ın makes
bulmasından kaynaklandığı tespitinde bulundu. Arif Kaya ise,
Gülümsetirken Düşündürten Kısa Haberler ve Yorumlar başlıklı dizinin
dördüncü yazısında, Yusuf Kardavi'nin "komüniste kız verilmez"
fetvasını, haç kullanarak yapışık parmakları ayıran cerrahın sözlerini,
"Türkiye Malezya olur mu?" tartışmalarını, İran Cumhurbaşkanı'nın BM
Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayı yorumladı. BİR YÖNTEM bölümünde, M.
Kürşad Atalar, "siyasi yorum nasıl yapılır?" sorusunun cevabı olarak,
yöntemsel izahlarda bulundu. BİR DERGİ-BİR ALINTI bölümünde, ilahiyatçı
profesörlerin 25 yıl önce Celal Bayar'la Atatürk'ün din anlayışı üzerine
yapmış oldukları söyleşiyi alıntıladık. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil Cengiz,
ABD'nin Avrupa'da kurmaya çalıştığı yeni roketsavar sisteminin amaçları
ve muhtemel sonuçlarını değerlendiren Heinz Gärtner yazısını sizler için
tercüme etti. SANAT-EDEBİYAT bölümünde Mustafa Özçelik’in “Şiir ve
Hayat” ve Sebahattin Özden’in “Ağustos Böceğinden Özür Dilemek” adlı
yazılarıyla, Cahit Koytak’ın “Ağızlarına Biber Sürülmüş Kuzuların
Cumhuriyeti” adlı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde, birlikte
olmanın ilkeleri konusunu, maddeler halinde ve özet bir şekilde işledik.
GÜNDEM bölümünde ise, geçtiğimiz ayın önemli haber ve yorumlarını
istifadenize sunduk. Umuyoruz ki beğeneceksiniz…
Bir sonraki ay tekrar buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz. |