Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 345 | Eylül  2007

                   

 

 


Afganistan: NATO’nun Mezarı

 

Blätter für deutsche und internationale Politik, 08.2007

William Pfaff

Çev: Kamil Cengiz

NATO, Afganistan'da muhtemelen kendi kabrini kazıyor; gerçi bu kabir zaten dolup taşmış. Sovyetler Birliği daha önce burada gömüldü. Aynı şekilde Britanya İmparatorluğu da burada yenilmişti. İstisnasız -ta Büyük İskender'e kadar, başka işgalcilerin de kaderi farklı değildi; onun şansı İ.Ö. 3. asırda Belucistan'ın ve Afganistan'ın kum çöllerinde eriyip gitti.
NATO -daha doğrusu: onun en sadık üye devletleri- Amerika'nın baskısıyla ülkenin Hamid Karzai'nin başkanlığında yeniden imarı için Afganistan'a gitti. Karzai, 2004'te Başkan olarak seçilmeden önce, Taliban'ın Amerikalılar tarafından kovulmasından sonra meydana gelen geçici hükümetin iki yıl başkanlığını yapmıştı. Şimdi Taliban, kendi ülkelerini yeniden fethetmeye çalışıyor.
Bu işe katılan NATO hükümetlerinin içinde, Afganistan seferinin boyutları ve siyasi karakteri konusunda ve sadece kendi askerlerinin değil, fakat istemeyerek de olsa sivil halkın maruz kaldığı can kayıpları konusunda ciddi rahatsızlıklar mevcut.
Hatta Başkan George W. Bush NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer'i müttefiklerden daha fazla gayret talep etmek, NATO katılımcıları arasındaki sorumlulukların paylaşımı konusunda gitgide artan anlaşmazlıkları ve Afganistan'taki eksik olan ilerlemeyi konuşmak için kendi çiftliğine davet etti.
Son zikredilen noktanın özellikle önemi var. Yine bu savaş, ABD'nin Taliban hükümetine yönelik Usame bin Ladin'i teslim etme konusunda verdiği ültimatoma uymadığından onları cezalandırmak için ve ülkenin tarihi ve sosyal verileri konusundaki koyu cehaleti ile içine girdiği bir savaştı.
Taliban Afgan toplumunda yabancıların nüfuzuna karşı olan ve inancın saflığını ve İslami hukuku yeniden tesis etmek için yola çıkmış radikal, fundamentalist ve sosyal reaksiyoner dini bir harekettir. Ne Amerika'da ne de başka bir yerde Taliban'ın Kabil'i fethettikleri 1996 yılından, kovulduğu 2001 yılına kadar sergilediği faaliyetlere ilgi duyuldu.
Taliban, Afganistan ve Pakistan sınır bölgesindeki etnik çoğunluğu teşkil eden Peştunlardan oluşuyor. Ve işte bu sebepten dolayı NATO amaçlarına ulaşmakta zorlanıyor. Şu an 37.000 NATO askeri Afganistan'da bulunuyor; bunların çoğu da hükümetlerinin talimatlarına göre silahlı operasyonlara katılamazlar.
Ayrıca, Afganistan Irak'tan daha büyük. NATO birlikleri, sadece Afganistan'da 12,5 milyon nüfusa sahip Peştun toplumunda kökü olan dini-siyasi bir hareketi yıkmaya çalışıyorlar. Komşu Pakistan'da 28 milyon insan ve dünya çapında 40 ila 45 milyon Peştun bulunmaktadır. O halde NATO'nun girişimi gülünç.
Fakat aynı zamanda da faydasız. Afganistan'ın kaderi hakkında -sonunda- NATO değil Afganlılar karar verecekler. Onların askeri seferi akamete uğrama aşamasında -ve işte bu nedenle Başkan Bush NATO Genel Sekreteri'yle buluştu. Buluşmadan sonra her ikisi de ittifak içindeki ülkelerin nasıl daha fazla asker gönderebilecekleri ve yeni sorumluluklar alabilecekleri konusunda hem açık olmayan hem de yararsız açıklamalarda bulundular. Çok azı, bu sözlere uyacak, belki de hiçbiri uymayacak.
En sadıkların ayrılması
Eğilim, ters istikamete doğru; zira Avrupalılar başarısız bir misyona yatırım yapmak istemiyorlar, her ne kadar Amerikalılar bunu yapsalar da (dört seneden beri yaptıkları gibi).
Hatta İngiltere'deki sarsılmaz Atlantikçi Gordon Brown, Hollanda hükümeti ve Almanya hükümeti Afganistan-misyonundan geri çekilme sinyalleri veren ve sayısı giderek artan gurubun içinde yer almaktadırlar.
Şimdi Washington'un Avrupa'daki en iyi dostu olan Nicolas Sarkozy, Fransa'nın Afganistan-misyonuna yeni bir katkı sağlamasını 'önemli' bulmadığını açıklamaktadır. Ve NATO'nun Amerikan Başkomutanı ittifakın 'değiştirilmiş taktiklere, tekniklere ve işlemlere' ihtiyacı olduğunu söylemektedir. Bu aşamada bu hiç de güven verici bir hüküm değil.
Ben bu maceranın NATO'nun sonunun başlangıcı olabileceğini söyledim, çünkü Avrupalı üyeler kağıt üzerinde eşit hakları olan bir savunma ittifakının Amerikan dış politikasının yardımcı birliği haline dönüştürülmesine müsaade ettiler - bir dış politika ki, 11 Eylül'den sonra son derece yanlış dizayn edilmiş ve harap olmuş Irak'ta çöküşe uğramaktadır.
NATO müttefiklerinin şimdi Amerika için yapabilecekleri en büyük iyilik, nazikçe ve iyi gerekçelendirilmiş şekilde anti-terör savaşının askeri operasyonlarındaki işbirliklerini bitirmeleridir.
ABD kendi yolunu düzeltme konusunda muhtemelen beceriksiz, hatta yeni bir Başkan olsa bile. İleri gelen Başkan adayları konuştuklarında onları dinlemek bile şunu anlamak için yeterli: Onlar da dünya çapında özelde terörü yenmek genelde şerre karşı durma konusundaki Amerikan müdahaleleri ideolojisinin büyüsü altındalar - her iki şerrin birbirlerini katladıkları hakikatini görmezlikten gelerek. Muhtemelen Avrupa, ABD'yi bu tehlikeden kurtaracak şoku gerçekleştirebilir.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...