Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 345 | Eylül  2007

                   

 

 


Abdullah Gül Kimlerin Cumhurbaşkanı Olmayacak!

Ayşe Önal/21.08.2007/gazetem.net

Abdullah Gül cumhurbaşkanı olurken, Türkiye'nin rejiminin değişeceğinden dehşetle korkan rejimin sahiplerini yatıştırmak için hiçbir şeyin değişmeyeceğini yazmak isterim.
Yazıp, daha sonra da hayatım yazdıklarımın doğru olduğunu göreceğim bir zamana kadar yeterse, yazmıştım diye yazacağım.
Sarayburnu'nda iskeleye atılan halat başına vurup, ölen iskele görevlisinin cumhurbaşkanı olmayacak. Çünkü o zaten öldü. Ehemmiyetli bir ölüm de değildi işin doğrusu.. Üç yanı denizle çevrili coğrafyaya yedi yüz yıldır bir türlü alışamayıp, vapur ulaşımını kullanmayı, vapurlarından yolcu indirmeyi bindirmeyi dert edinmemiş bir ırkın Cumhurbaşkanları bunu hiçbir zaman dert edinmediler. Gül de edinmeyecek.. Çünkü vapur yolcuları güç çizelgesinde seksen küsur yıl hiç yer almadılar. Yine almayacaklar.
Keşfinden bu yana üç kuşak geçmiş araba kullanmayı iki kuşaktır keşfedip, iki kuşaktır öğrenemeyen ırkımızın Cumhurbaşkanı olmayacak. Safranbolu'da kavşakta şarampole devrilen minibüsün dokuz yolcusunun, aynı gün Nusaybin'de kavşak şarampolüne yuvarlanan on bir minibüs yolcusunun, aynı gün Gelendost'ta şarampole yuvarlanan taksinin üç yolcusunun, aynı gün Düzce'de şarampole yuvarlanan taksinin üç çocuk yolcusunun, aynı gün Çumra'da şarampole yuvarlanan minibüsün sürücüsünün cumhurbaşkanı olmayacak. Çünkü onlar zaten öldüler.. Bir iş bulamayıp "bari şoför olsun' lara, kavşak süratini öğretmeyi amaçlamış bir cumhurbaşkanı hiç olmadı. Gül de olmayacak. Ayrıca şarampole yuvarlanarak ölme bağımlılığının da ehemmiyetli ölümler arasında yer aldığını doğrusu inanmıyorum.
TEM otoyolunda motosiklet kullanmaya kalkan delikanlının, Cilvegözü sınır yolunda motosiklet kullanmaya kalkan delikanlının Mersin'de bisiklet kullanmaya kalkan on bir yaşındaki çocuğun, havuzun süsüne düşkün olup, havuz güvenliğine hiç itibar etmeyen ailenin havuzdaki kaçak elektrik akımına kapılarak ölen iki çocuğun ve onları kurtarmak için havuza atlayan isimsiz adamın cumhurbaşkanı olmayacak. Çünkü onlar zaten öldüler.
Bütün şehirlerini göçe teslim etmiş, göçün şehir köyleri haline getirdiği şehirlerin nüfus sorununu asla çözememiş ve gelecekte de çözeceğine dair hiçbir ümit taşımayan ırkımızın Cumhurbaşkanı olmayacak. Köyünden sahil metropolüne göç etmiş ve yaşının enerjisi gereği bir adamla birlikte olmak güdüsüne karşı koyamamış, koynuna girdiği evli adamı (muhtemelen kendisi ile evlenmediği için) ama ele güne karşı kendisini fuhuşa zorladığı gerekçesiyle öldürmüş Vanlı kızın cumhurbaşkanı olmayacak. Çünkü ağır baskı altında yaşayıp, sonra sokağa atılan kızların, sokakta bulacağı adamların kendilerine ağır baskı yapan ailelerindeki erkeklerin birer ikizi olduğunu bilmeyen kızların derdi hiçbir zaman cumhurbaşkanlarının derdi olmadı. Gül'ün de olmayacak.
Hiçbir mesleği olmadığı halde dört çocuk yapıp, sonra dört çocuğunu şefaate sunup iş arayanlara dört çocuktan önce meslek edinmesi gerektiği ile ilgilenen cumhurbaşkanımız hiç olmadı. Gül de olmayacak. Çünkü onlar zaten vatandaş değil, güç çizelgesinde yazılı bile değiller. Akraba evliliklerinin toplumdaki engelli sayısının yüzde otuz yedisinin nedeni olduğunu konuşan bir cumhurbaşkanı da görmedim hiç. Çünkü onlar zaten vatandaş değil, güç çizelgesinde yazılı bile değiller. Kendi sefil hayatlarının müsebbipleri kendileri… Cumhurbaşkanını görevi değil ki o güruhla ilgilenmek..
İçişleri Bakanımıza hain bir gafletle tuzak kurup, şarap konulmuş risotto ( Türkçesi İtalyan pilavı) yediren şaibeli valinin de cumhurbaşkanı olmayacak. Çünkü kâfirlerin Türkiye'yi ele geçirme planı içinde asil Türk mutfağına sızan dış mihraklı şaraplı menülere karşı tedbir almayan valilerin cumhurbaşkanı edinme hakkı yoktur.
Dolayısı ile Gül'ün cumhurbaşkanlığının rejim bekçisi olanlardan bir farkı olmayacak. Daha önceki cumhurbaşkanları şarampole yuvarlanmama kursu, otoyollarda bisiklet ve motosiklet kullananların savunmasız olduğu kursu, hayati tehlike içeren yapı inşa etmenin cinayetle eş anlamlı olduğu kursu, evindeki baskılardan aynı baskıya uğrayacakları adamlara kaçan kızları bekleyen gelecek kursu gibi kurslarla ilgilenmediler. Okuma yazma seferberliğine önem verdiler.
Çünkü bizde seksen yıldır okuyup yazamamışların okuma yazma öğrenmesi kutsaldır. Hayatta kalmayı öğrenmeleri, elindeki mevcut imkânlarla daha kaliteli hayatta nasıl kalınacağını öğrenmeleri gereksiz bir teferruattır. Dolayısı ile Gül'ün cumhurbaşkanlığı konusunda, lütfen müsterih olunuz.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...