|

200
Yıl Sonra Gelen Fırsatı Heba Etmek!
İbrahim Karagül/28.08.2007/Yeni Şafak
Karen Hughes, ABD Başkanı George Bush'un imaj danışmanı. Bu göreve ilk
atandığında hakkında yazdığım yazıyı hatırlıyorum: "İslam dünyasının
ABD'ye bakışının 'saldırı', 'savaş', 'yağma' ve 'düşman' kavramlarıyla
ifade edilir oluşundan bu yana akıntıya kürek çekiyor ve kendi elleriyle
besledikleri 'düşmanlığı dostluğa dönüştürme oyunu' oynuyor" demiştim.
"Karikatür krizini bahane ederek öfkeyi Avrupa'ya yönlendiren Hughes,
'Birbirimizi iyi anlamaktan, Müslüman dostlardan, demokrasiden, ifade
özgürlüğünden' dem vururken aynı zamanda 'kölelikle savaştığımız gibi
terörle de savaşmamız gerektiği'nden söz ediyor. Biz o terörden kastın
ne olduğunu biliyoruz. O terörün çoğu zaman Müslümanlar, İslam, petrol,
kültür ve medeniyet olduğunu da biliyoruz" demiştim.
Ve şöyle bitirmiştim:
"Hangi imajı düzelteceksiniz? Hangi dostluktan söz ediyorsunuz?
Salonların dışına çıkın, gerçek dünyaya bakın, insanların bu dünyayı
nasıl gördüğüne dikkat edin. O zaman ne yapmanız gerektiğin
göreceksiniz. Öyle süslü cümlelerin bu coğrafyada bir karşılığı yok
artık."
Hughes yılmamış. Uzun süren sessizliği döneminde önemli projeler
geliştirmiş. Bilinen, hemen her ülkenin uyguladığı, ABD'nin yıllardır
uygulayageldiği kamuoyu çalışmalarında radikal adımlar atmış. Bugüne
kadar uygulananlar başarılı olmamış ki, aha köklü bir proje uygulamaya
konulmuş ve hedef kitle değiştirilmiş. Haber sitesi dunyabulteni'nde
yayınlanan söz konusu çalışmanın ayrıntıları şöyle:
ABD Dışişleri Bakanlığı, 8 ila 14 yaş arası Müslüman çocuklarının
fikirlerini şekillendirmek amacıyla ilk kez bir dizi yaz kampı ve
zenginleştirilmiş program başlattı. Geleneksel değişim programları için
çok küçük oldukları iddiasıyla sürekli ihmal edilen 14 yaş altı
çocuklara ABD'nin ulaşması gerektiği tezinden hareket eden Hughes, bu
fikrini test etmek için bu yaz 14 Müslüman ilkedeki elçiliklerden,
belirtilen yaş gruplarını kapsayan bir pilot program uygulamasını
istedi.
Yüzlerce aile organizasyonu ve 6 bin genci kapsayan program için 1
milyon dolar harcandı. Katılımcıların 2 binden fazlasını Türkiye'den
gelen kızlar oluşturdu. Hughes, Müslüman dünyasındaki çocuklara "Dostluk
Kampları" adı altında yaz kampları uygulanması düşünüyordu. Ama
eleştirmenlerin "bu kampların yurtdışında, tekrardan eğitim ve hatta
Guantanamo'daki gibi alıkoyma kampları gibi düşünülebileceğini"
söylemelerinden sonra, isim "Gençlik Zenginleştirme Programları" olarak
değiştirildi. Bu yılki yaz kampı projesi için Kongreden 8,5 milyon dolar
alındı. Bu kadarla sınırlı değil:
"Küçükleri eğitme" projesi çerçevesinde bugüne kadar 7 milyon kitap
dağıtıldı. Dışişleri ve Scholastic Vakfı ortaklığı ile yürütülen
kampanya çerçevesinde Arap Kütüphanem (My Arabic Library) adlı bir
organizasyon oluşturuldu. Dışişleri'ne bağlı Ortadoğu Ortaklık
Teşvikçileri (MEPI) tarafından finanse edilen bu organizasyon
çerçevesinde mesela; Ürdün'de 2,9 milyon, Lübnan'da 1,5 milyon, Fas'ta 2
milyon kitap dağıtılmış. Hughes'un, "gençleri etkileme" projesi için
ciddi bir atılım…
Daha önce de gazetecilere yönelik bir "imaj operasyonu" başlatılmış,
bunun için milyonlarca dolar ayrılmıştı. Stratejik Etki Ofisi'nin
"enformatik manipülasyon"unun Dışişleri versiyonu olan çalışma
çerçevesinde, yine Hughes'un sorumluluğunda gazetecilere yönelik bir
kampanyaydı bu. Edward R. Murrow Journalism Programı adı verilen proje
ile Türkiye dahil bölgeden 100 gazeteci Amerika'ya götürüldü.
Mesele harcanan milyonlar değil. Çünkü, "imaj konusu" para ile
düzeltilebilecek bir durum değil. ABD'nin temel politikaları
değişmedikçe, harcanan paralar, uygulanan programlar, en başarılı
kamuoyu çalışmaları başarısız olacaktır. Siz, milyarlarca dolar
harcasanız da, önümüzdeki aylarda bölgede ortaya çıkacak küçük bir
haksızlık, bütün çalışmaları ve devasa kaynakları boşa çıkaracaktır.
Batı'nın en "akil" adamlarından Bernard Lewis; "Batı Müslümanları 200
yıl boyunca hakimiyeti altında tuttu. Birinci Dünya Savaşı sonunda
Batı'nın hakimiyeti tam anlamıyla gerçekleşmişti. Son büyük İslam
İmparatorluğu olan Osmanlı, emperyalist güçler arasında paylaşılmıştı.
İran'daki ve Afganistan'daki diğer İslam devletleri yıkıldılar. Türkiye
bağımsızlığına kavuştu, ama sekuler ve anti-İslam bir rejim meydana
getirdi. Soğuk Savaş döneminde Müslümanlar zayıftı. Onlara sadece güçler
arasında oynamak kaldı. Şimdi ise, Müslümanlar 200 yıl sonra ilk defa
kendi kaderleri hakkında karar verebilecekler" diyor.
Bu kaynaklar, basit imaj operasyonu olmaktan ziyade, 200 yıl sonra gelen
karar aşamasına müdahale, bu kader tayinini yönlendirme çabası olmasın!
Her halde bu konuda en dikkatle izleyeceğimiz ülke, Türkiye olacaktır.
Çünkü, bütün coğrafya için "karar"ın zamanı ve niteliği büyük oranda
Türkiye tarafından belirlenecektir.
|