|

Son
Bir Kale Daha Gitti
Oktay Ekşi/25.08.2007/Hürriyet
KIRMIZI
çizgileriyle meşhur Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül daha Çankaya'ya
çıkmadan, Amerika'daki Yahudi cemaatine ait "Anti Defamation League"
(İftira ve İnkárla Mücadele Birliği) isimli lobi kuruluşu, kendisine
muhteşem bir hediye sundu:
Yıllardır bizim "Onlar trajik olaylardır. Türkler ve Ermeniler
karşılıklı olarak birbirini öldürmüştür. Ama bu hiçbir zaman soykırım
değildir" dediğimiz olaylara ABD'deki bu kuruluş da bundan böyle
"soykırım" diyecekmiş.
Neyse ki bu Anti Defamation League'e ağır bir mektup yazıp "Nasıl böyle
bir açıklama yaparsınız?" diye soran bir Jak Kamhi'miz var. Jak Bey
sormakla kalmadı onlara:
"Almanya'daki bir Musevi ne ayaklandı, ne toprak istedi, ne de kimseleri
yaraladı. Yalnızca kökenlerinden dolayı, "genlerinden" dolayı yok
edildiler. Türkiye'de ise öyle bir şey olmadı. Bunlar ayaklanıp toprak
istediler. Savaştılar. İnsan öldürdüler. Elbetteki bunun karşılığında da
direnç gördüler. (O nedenle) buna 'soykırım' denemez" dedi.
Dedi ama bilelim ki "bilim adamı" kisveli bir "tetikçi"nin Amerika'daki
en güçlü savunucularımızdan Holdwater'ı devre dışı bırakmasının ardından
bu ikinci darbe, Türkiye açısından en önemli bir kalenin daha yıkılması
anlamına gelmektedir.
ABD Temsilciler Meclisi'ne verilen ve düne kadar 225 imzaya ulaşan bir
öneri "Kongre'nin, Ermenilerin maruz kaldığı olayları soykırım olarak
tanıdığını" ilan edecekleri günü bekliyor.
Öyle tahmin ediyoruz ki, Sayın Gül Çankaya'ya çıkar çıkmaz Kongre
kendisine bu hediyeyi sunacaktır.
Gördüğünüz gibi bu iktidarın "çok başarılı" dış politikası sayesinde 7
milyon kadar masum Yahudiyi fırınlara doldurup yakan, gaz odalarında
boğan Almanlar'la aynı hizaya geldik.
Yeri gelmişken bir parantez açıp soralım:
Onlara neden Alman yerine Naziler deniyor da, bize gelince suçlu tüm
Türkler oluyor?
Gördüğünüz gibi, biz yıllardır "her türlü tedbir alınmıştır" benzeri boş
laflarla vakit öldürürken Ermeni lobisi tek tek bütün kaleleri zapt
etti.
İyi anımsarız... Son olarak Sayın Abdullah Gül'e "Doğan Medya Grubu
mensuplarına özel bilgi vermek" amacıyla geçen yıl İstanbul'da yaptığı
konuşma üzerine, bu gelişmeleri işaret ederek "Hükümet olarak ne
yapmakta olduklarını" sormuş, aynı boş yanıtlardan birini almıştık.
Son olarak somut bir adımı geride kalan mart ayında atacaklardı. Artık
siyasi yoldan sonuç alamayacağımızı onlar da görmüş olmalılar ki, tek
çare olarak Türkiye'nin Uluslararası Adalet Divanı'na başvurma
hazırlığını tamamlanmak üzere olduğunu, 23 Mart 2007 tarihinde bizzat
Abdullah Gül ilan etmişti. Hatta "kararın yakında kamuoyuna
duyurulacağını" söylemişti.
Ne oldu?
Belli ki bir karar veremediler. Yani oradaki kırmızı çizgi de kağıda
düşmeden uçtu gitti.
Hele bir ABD Kongresi de "soykırım"ı kabul etsin... Sıra "tazminat"
taleplerine, "AB'ye kabul için, siz de soykırımı kabul edin"
dayatmalarına gelince biz göreceğiz kırmızı ışıkları... |