|

Gerçek Bir
Yaşam Hikayesi
Yaşam kavanozundaki taşlar...*
Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarıniz,
eğitiminiz, hayalleriniz, gelecekle ilgili planlarınız, sağlığınız, bir
eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara birşey öğretmek! Büyük
taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki de hepsi.......
Aşağıdaki gerçek hikâye Kellog Business School'da (Northwestern
Üniversitesi) İş İdaresi yüksek lisans ögrencileri ile Zaman Yönetimi
dersi profesörü arasında geçer: Profesör sınıfa girip karşısında duran
seçkin öğrenci kitlesine kısa bir süre baktıktan sonra, "Bugün Zaman
Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız" dedi.
Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı.
Ardından, yine kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklügünde taş aldı
ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı.
Kavanozun daha başka taşlar almayacağına emin olduktan sonra
öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu.
Öğrenciler hep bir ağızdan "Doldu" diye cevapladılar. Profesör "Öyle
mi?" dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı
kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın
taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir
kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu.
Bir öğrenci "Dolmadı herhalde" diye cevap verdi. "Doğru" dedi profesör
ve tekrar kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm
kum tanelerini taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü. Yine
öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu.
Tüm sınıftakiler hep bir ağızdan "Hayır" diye bağırdılar. "Güzeeel" dedi
profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz
ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek
"Bu deneyin amacı neydi" diye sordu.
Uyanık bir öğrenci hemen "Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün,
daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır" diye haykırdı. "Hayır"
dedi profesör, "Bu deneyin esas anlatmak istediği 'Eğer büyük taşları en
başta koymazsan, küçükleri yerleştirdikten sonra büyükleri hiç bir zaman
kavanozun içine koyamazsın' gerçeğidir". Öğrenciler şaşkınlık içinde
birbirlerine bakarken profesör devam etti: "Peki nedir hayatınızdaki
büyük taşlar?
Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz,
hayalleriniz, gelecekle ilgili planlarınız, sağlığınız, bir eser
yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara birşey öğretmek! Büyük
taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki de hepsi. Bu
akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız
hangileridir iyi karar verin. Şunu iyi bilin ! Büyük taşlarınızı
kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha
koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de
ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir iş adamı, iş kadını, gerçekte
de iyi bir insan olamayacağınızı gösterir".
Profesör, ders bittiği halde konuşmadan, oturan öğrencileri sınıfta
bırakarak çıktı...
•
http://www.furkanradyo.com/haber_detay.php?haber_id=617 |