|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Geçtiğimiz ayın yoğunluklu gündem maddesi yine cumhurbaşkanlığı
seçimleri idi ve biz de bu konuyu YORUM bölümünde değerlendirmeye
çalıştık. Bu konuda altı çizilmesi gereken ilk husus, kısa vadede,
'meşruiyet' tartışmalarının büyük ölçüde biteceğidir. Çünkü süreç
tamamlanmıştır ve sistem-içi taraflar, rollerini oynamışlardır. Bu
aşamada artık, sistemin öncelikleri belirleyici olacaktır ve Abdullah
Gül, seçilmeden önce verdiği 'söz'leri tutmak için hassasiyet
gösterecek, muhalifleri de sistemin önceliklerini baz alan bir söylem
içerisinde 'düşük-yoğunluklu' itirazlarda bulunabileceklerdir. Ancak bu
arada, 'başörtüsü' çerçevesinde gelişecek tartışmalar da,
'değiştirici-dönüştürücü' nitelikte olacaktır. Yani başörtüsü meselesi
üzerinden yürüyen tartışmalar, sistemin 'kırmızı çizgileri'ni
hatırlatmak için vesile bilinecek ve 'iğdişleştirme' taktiklerine
başvurulacaktır. Konunun ikinci önemli boyutu da, bu süreç içerisinde
yaşananların, İslam ile doğrudan ilişkilendirilmesinin yanlış olduğudur.
Çünkü bütün olup-bitenler, nihayetinde bir sistem-içi mücadeledir ve bu
mücadele içinde yer alan 'aktör'lerin başarıları veya
başarısızlıklarının İslam'la alakası yoktur. Fakat kamuoyunu bu yönde
yönlendirmek isteyenler elbette vardır ve bunların bir kısmı, Hayrünnisa
hanım'ın Köşk'e çıkacak olmasını İslam'ın bir başarısı, bir kısmı da,
Laikliğin hezimeti olarak değerlendirmek istemektedir. Bu tür
değerlendirmeler, sistem-içi aktörlerin, kendi pozisyonlarını
meşrulaştırma girişimlerinden başka bir şey değildir ve Müslümanlar, bu
tür manipülasyonlara prim vermemelidirler. KAVRAM bölümünde, bu ay,
Basiret'i işledik ve basiretli olmanın, tebliğ’in önüne çıkan engelleri,
yine Allah’ın emirleri çerçevesinde kalarak aşmak anlamına geldiğini
vurguladık. DÜŞÜNCE bölümünde, M. Kürşad Atalar, popüler modern siyasi
kavramlardan 'insan hakları' ve 'özgürlüğün' İslamileştirilemeyeceğini
vurguladı ve bu kavramları meşrulaştırmak girişimlerinin temelinde,
Müslümanların orijinal İslami dile vakıf olamamalarının yattığını ifade
etti. Atasoy Müftüoğlu, modern dönemde egemen olan ideolojik ve ırkçı
aklın, insanlığın hiçbir sorununa çare olamayacağının altını çizdi ve
bunun karşısında Müslümanların, günün gereklerini karşılayabilecek
bilinçli çerçeveler oluşturmaları gerektiğini belirtti. Murat Kirişçi,
formel eğitimin eksikliklerinin, modern zihniyetten ve tek tip insan
yetiştirme yaklaşımından kaynaklandığı ifade etti ve eğitim alanındaki
sıkıntıların çözümü için de, Kur'an'ın ve onun uygulayıcısı olan
peygamberlerin rehber alınması gerektiğine vurguda bulundu. Aykut Akça
ise, Müslümanların ibadetlerini, bir alışkanlık olarak değil, bir nevi
'bağımlılık' olarak yapmaları gerektiğini ifade etti. BİR DERGİ-BİR
ALINTI bölümünde, Mehmet Durmuş'un, Nida Dergisi'nde yayınlanan yazısını
alıntıladık. Durmuş, bugün pek çoklarının, Hılful Fudul kavramı ile
bugünkü STK'lar arasında yanlış bir ilişki kurduklarının altını çizdiği
yazısında, İslami tebliğin ilkelerinin Hz. Peygamber tarafından,
peygamberliği döneminde net olarak belirlendiğini ve Müslümanların söz
ve eylemlerinde bu ilkeleri baz alarak hareket etmeleri gerektiğini
vurguladı. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil Cengiz, Paul Kennedy'nin, Amerika'nın
küresel gücünün zayıfladığına ilişkin tartışmaları ve William Pfaff'ın
Afganistan'daki son gelişmeleri değerlendirdikleri yazılarını sizler
için tercüme etti. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Hüseyin Akın'ın "Okumanın
Popülerliği", furkanradyo.com'dan "Gerçek Bir Yaşam Hikayesi" ostim
vakfı yayınları'ndan "Arılar" adlı yazıları ve İsmet Özel'in "Mataramda
Tuzlu Su" adlı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde ise,
hakikatın niteliği, liderlik, hikmet, biat ve tevhid kavramları
konusundaki sorularınızı cevapladık. GÜNDEM bölümünde ise, geçtiğimiz
ayın önemli olayları ile ilgili haber ve yorumlarını istifadenize
sunduk. Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz. |