|

Ilımlı
İslam 2.0
Ruşen Çakır/08.05.2007/Vatan
Cumhurbaşkanı Sezer, Harp Akademileri'ndeki "İster 'ılımlı', ister
'köktenci' olsun, din devleti ile demokrasinin yan yana getirilmesi,
tarihe ve bilime ters düşen bir yaklaşımdır. Ilımlı İslam'ın çok kısa
sürede radikal İslam'a dönüşmesi kaçınılmazdır" demişti. Sezer ilk başta
AKP hükümetini hedef alıyordu, ama asıl muhatabının Batı, daha çok ABD
olduğu da açıktı.
Ne var ki onun bu sözlerinin altına imza atmaktan çekinmeyecek çok
sayıda Amerikalı yönetici var. Mesela Başkan Bush, yardımcısı Dick
Cheney, ikisinin birçok kurmayı, Savunma Bakanlığı ve ordunun
tepelerinden birçok isim ve yeni muhafazakar yazar-çizer takımının
nerdeyse tümü...
Bizde laikliğe duyarlı kesimler, AKP'nin tek başına iktidara gelmesi,
Erdoğan'ın siyasi yasağının kalkıp başbakan olması ve en nihayet
Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı adaylığını, hep Washington'un "ılımlı
İslam" projesinin yıllar önceden tasarlanmış aşamaları olarak görüyor.
Öte yandan Washington'da yönetimde etkili çok kişi, yıllardır AKP'nin
altındaki halıyı çekmeye çalışıyor.
Önce panik vardı
Başta durum biraz farklıydı. Bush yönetiminin 11 Eylül saldırılarının
şokuyla giriştiği "teröre karşı önleyici savaş" ın temelinde İslam
dünyasını silah zoruyla dize getirmek ve bunu yaparken aynı zamanda
Müslümanların "kalplerini ve zihinlerini kazanmak" vardı.
Kabaca şöyle düşünüyorlardı: "Sorunun kaynağında geri kalmışlık,
Filistin sorunu, yeni-sömürgecilik filan yok. Gençler özgürlük
arayışıyla teröre yöneliyor. Bu yüzden İslam ülkelerindeki otoriter ve
totaliter rejimlerin yerini demokrasiler almalı."
"Ilımlı İslam" kavramı bu basit akıl yürütme sonucunda öne çıktı. Çünkü
buralarda en etkili, kimi zaman yegane sivil güç İslami hareketlerdi.
Onlarsız demokratikleşme mümkün olamazdı. Dolayısıyla İslamcılarla
doğrudan ilişkiye geçmeli; dillerini, özellikle de Batı'ya bakışlarını
ılımlılaştırmaları teşvik edilmeli ve belli bir aşamadan sonra merkeze
taşınmalarına yardımcı olunmalıydı.
Eskiye dönüş
Bush yönetimi bu noktaya çok zor ve inanmayarak geldi. Çok kişi bu
stratejinin "fazla naif ve imkansız" olduğunu, kanlı iç savaşlara yol
açacağını ve İslam dünyasını (tabii bu arada enerji kaynaklarını) El
Kaide türü grupların denetimine sokacağını savundu.
"Kalpleri ve zihinleri kazanma" Vietnam'da mümkün olmamıştı. Irak'ta da
deneniyor, olmuyor. İslam dünyasında da iflas çoktan kesinleşti. Nihayet
bunca hüsrandan sonra Bush yönetimi havlu attı. Yani ABD bir süredir,
İslam dünyasında "özde değil sözde" demokrasi istiyor. BOP'un da adı var
kendisi yok.
Aslında baştan bir kavram yanlışı yapılmış, "ılımlı İslamcılık" yerine
"ılımlı İslam" denmişti. Bugünlerde Amerikan yönetiminde ağır basan
yaklaşımı şöyle özetleyebiliriz: "İslam dünyası sadece İslamcılardan
ibaret değil. Şeriat düzeni istemeyen, çağdaş dünyaya entegre olmak
isteyen milyonlarca 'ılımlı' Müslüman var. Onların önünü açmalıyız."
Yani eski projenin tam zıddı yeni bir sürümle, "Ilımlı İslam 2.0" ile
karşı karşıyayız.
Bush yönetimi 1 Mart 2003 gününden itibaren AKP'ye tam olarak
güvenmiyor, onu dengelemek için TSK ile ilişkilerini hep sıcak tutuyor.
En büyük dilekleriyse AKP'ye merkezde siyasi ve sivil bir alternatifin
çıkması.
Bu nedenle, her ne kadar onlar ABD aleyhtarı sloganlar atsa da,
Washington'un Türkiye'nin meydanlarındaki laiklik gösterilerinden memnun
olduğu, katılanları "ılımlı Müslüman" olarak görüp alkışladığı kesindir. |